# BÖLÜM 32: GÜLPERİ'NİN İKİLEMİ Güneş, Bozatlı köyünün üzerinde ağır ağır yükseliyor, sanki her zamankinden daha geç doğuyormuş gibi geliyordu Gülperi'ye. Oysa güneş her gün aynı saatte doğardı; değişen, insanın iç dünyasıydı. Taş evlerin damlarını, daracık sokakları, uçsuz bucaksız tarlaları altın sarısı bir ışıkla yıkıyordu sabah ışığı. Horozlar ötmüş, köpekler havlamış, köylüler yavaş yavaş uyanmaya başlamıştı. Sıradan bir sabahtı işte, tıpkı dünkü gibi, tıpkı önceki günler gibi. Ama Gülperi'nin içinde öyle fırtınalar kopuyordu ki, dışarıdan bakan onun ne kadar büyük bir yük altında ezildiğini asla tahmin edemezdi. Yüzünde donup kalmış bir ifade, gözlerinde uykusuzluğun verdiği ağırlık, hareketlerinde ise dalgın bir ağırlık vardı. Dün gece, kaynanası Gülistan nine ona sırrını açıklamı

