Ekim ayıydı. Urfa'da yaz sıcağı yerini yavaş yavaş ılık bir sonbahara bırakmıştı. Cihan, avludaki ceviz ağacının altında oturuyor, elindeki tespihi çekiyordu. Önünde bir bardak çay soğumaya yüz tutmuştu ama o, çayla ilgilenmiyordu. Gözleri, köy meydanında kurulan büyük çadıra dikilmişti. Yarın akşam, aşiretin geleneksel sonbahar düğünlerinden biri vardı. Komşu köyden bir kız, Bozatlılardan bir gençle evlenecekti. Ama bu sıradan bir düğün değildi. Bu düğünde, ünlü dengbej Şehmuz da sazıyla türküler söyleyecekti. Aziz, evden çıktı, Cihan'ın yanına geldi. "Hayırlı sabahlar," dedi. "Hayırlı sabahlar oğlum. Otursana." Aziz oturdu. O da çadıra baktı. "Büyük bir iş var. Yarın düğün mü var?" "Evet. Komşu köyden kız alıyoruz. Hem de Şehmuz geliyor." "Şehmuz mu? Dengbej olan?" Cihan şaşırdı.

