Aralık sonuydu. Yılın en soğuk günleri yaşanıyordu. Cihan, evde sobanın yanında oturmuş, elindeki tespihi çekiyordu. Dışarıda kar yoktu ama ayaz vardı. Öyle bir ayaz ki, insanın iliklerine işliyordu. Gülperi, mutfakta yemek hazırlıyordu. Sibel ve Aziz, odalarında kitap okuyordu. Ev sessizdi, huzurluydu. Ta ki kapı çalınana kadar. Gelen, Kadir'di. Yüzü asıktı, soluğu hızlıydı. "Abi, kötü haber." Cihan'ın yüreği sıkıştı. "Ne oldu?" "Sınırda ateş var. Remzi'nin adamlarıyla bizimkiler karşı karşıya geldi. Silahlar patlamış." Cihan ayağa fırladı. "Ne? Nasıl oldu? Anlaşma yapmıştık, ortak olmuştuk!" "Bilmiyorum abi. Ama duyduğuma göre, gece vakti sınıra giden bazı gençler, Remzi'nin adamlarını görmüş. Onlar da tarlada koyun otlatıyormuş. Bizimkiler 'burada ne işiniz var' deyince, tartışma

