Şubat ayıydı. Kış, tüm sertliğiyle devam ediyor, Urfa'nın bozkırlarını beyaz bir örtü gibi kaplayan kar, geceleri ayazla birlikte insanın iliklerine işleyen bir soğuğa dönüşüyordu. Ama Bozatlı köyünde, havalardan daha soğuk bir haber yayıldı sabahın erken saatlerinde: Mehmet Ali Dede hastalanmıştı, hem de hiç olmadığı kadar ağır. Haber, önce komşular arasında fısıltıyla yayıldı, sonra kahvede konuşulmaya başlandı, en sonunda da Cihan'ın kulağına Kadir tarafından fısıldandı. Cihan, o an elinde tuttuğu çay bardağını bıraktı, gözleri bir an için boşluğa daldı. Mehmet Ali Dede... Aşiretin direği, hafızası, bilgesi. O olmadan bu köy, bu aşiret düşünülemezdi bile. "Ne zaman?" diye sordu Cihan, sesi titrek çıkmıştı. "Dün gece fenalaşmış. Zeynep nine sabaha kadar başında beklemiş, ama bu sabah

