Mart ayıydı. Kışın son demleri yaşanıyor, baharın ilk müjdeleri kendini göstermeye başlıyordu. Karlar erimiş, toprak yeşermiş, ağaçlar çiçek açmıştı. Bozatlı köyünde ise bambaşka bir bahar yaşanıyordu: barışın baharı. Mehmet Ali Dede'nin vefatının üzerinden bir ay geçmişti. Onun vasiyeti ve son sözleri, herkesin kalbinde derin izler bırakmıştı. Cihan ve Mazhar'ın barışması, aşirete yeni bir umut vermişti. Ama asıl büyük adım, henüz atılmamıştı: Remzi aşiretiyle tam anlamıyla barışmak. Cihan, bir sabah erkenden kalktı, avluya çıktı. Güneş yeni doğuyor, kuşlar cıvıldıyor, toprak mis gibi kokuyordu. Derin bir nefes aldı, içini çekti. Gülperi, arkasından geldi, elini omzuna koydu. "Yine düşüncelere dalmışsın." "Evet. Remzi'yi düşünüyorum. Mehmet Ali Dede, bize barışı öğütledi. Ama Remzi'yl

