ELFİDA
Züleyha teyze bizi göndermedi.Yemekler yenip,çaylar içildikten sonra, herkes dinlenmeye odasına çekildi.Tabi bende annemle misafir odasına geçtim.
Bursa yakındı ama,
yol boyunca düşüncelerle boğuşmak daha çok yordu.
Bir de Enesin tavrı.
Akşam boyunca Züleyha teyze, soru sorup yönlendirmese konuşacağı yoktu.Ağzından kerpetenle laf aldık resmen.
Yalnız sohbet esnasında, kuzenim Hatice’nin ismi geçince, konuşmakta hiçte zorlanmadı.
Meğer Hatice,
Enes’in sekreteri olmuş.
Tamam Halil abim de Saruhan şirketinde çalışıyor.
Yusuf abiyle İstanbul’a göçtüklerinden beri, hem arkadaş hemde aynı bölümden mezunlar ama, Hatice sekreterlik mezunu olsa da,
Halil abinin değil de, Enes’in sekreteri olması, hem de özel sekreteri tuhafıma gitti.
Belkide kıskandım.Çünkü geldiğimizden beri zar zor konuşan Enes , konu iş ve sekreteri olunca, maşallah açıldı.Bu sefer de susturamadık.
Süleyman amca'nın, 'hadi yorgunsunuz. Yarın çok işimiz var.Yatın dinlenin' demese , beyimiz hâla, anlatmaya devam edicekti.
Sabah oldu, kahvaltımızı yaptıktan sonra, bizim eve geçtik.
Hep beraber el birliğiyle eşyaları yerleştirdik. Zaten ıvır zıvır tarzı şeylerle, birde giysilerimizdi.
Çünkü biz gelmeden, evin eşyası yenilenmişti.
Yeni eve yeni eşya diyip, mutfak eşyasından tut , elektronik eşyasına kadar almışlardı, Züleyha teyzegil.
Bunların parasını, ödemeyi teklif ettiğimde,Süleyman amcanla hesaplaşırsınız ben bilmem. Hem 'gelin kızıma hediyem olsun dedi' demişti.
Tabi ben anında pancar gibi kızardım.Ama Enes’in tavrı, bu işin olmasını, istiyor gibi değildi.
Züleyha teyzeye laf arasında ' Enes istemiyor galiba' dediğimde.
'Sana öyle gelmiş kızım.İş yerinde canı sıkılmış.Oda öğrenecek eve yansıtmamayı merak etme' demişti.
'Hem sen geliceksin diye, kaç gündür başımızı yedi. Heyecandan, ne sever, nelerden hoşlanır diye, sorup durdu' dedi.
Bunları duyunca hem şaşırdım.Hemde sevindim.
Ama genede temkinli davranıcaktım.Kendimi kaptırmak istemiyordum.Beni istemiyorsa, zorla güzellik olmazdı.Sonuçta körü körünede aşık değildim.Bence o da bana aşık değildi. Biz sadece babalarımızın biz küçükken birbirine verdiği sözdük.Eğer iş ciddiye binerse, açık açık konuşacaktım onunla.
Evi yerleştirip birer yorgunluk kahvesi içtikten sonra Züleyha Teyzegili yolcu ettik.
Her ne kadar, bu akşamda burda , yemek yiyelim desekte, kalmadılar. 'Daha çok yeriz birlikte' dedi Züleyha teyze.
Bana bakarken imâyla söyledi.
Anlıyordum, ne demek istediğini.
O gün annemle, yalnız kalınca, Enes’in tavrını konuştum.Ama farketmediğini, benim kuruntum olduğunu söyledi.
İnşallah öyledir.
Kendi kendime gelin güvey olmak istemem.Lafla peynir gemisi yürümezdi.
Bu yüzden benim laflara değil, dürüstlüğe ihtiyacım vardı.
Eğer, beraber bir yola çıkacaksak, birbirimizden emin olmalıydık ve ben daha ne ondan ne kendimden emin değildim.
Sevdasız da evlilik olmazdı.
Sonuçta, sevda şakaya gelmezdi.
Nerden bilebilirdim ki?
Hayatımı bir şaka tamamen değiştirecek..........