Kazım Bütün günü Doğa’nın dövme salonunda geçirmiştim. Piercing için gelen o ilk kişi, on sekizini yeni geçmiş tüysüz bir delikanlıydı. Yine de Doğa onun kaşını delerken, çocuğu rahatlatmak için espriler yapınca, delikanlı da ona yılışık yılışık gülerken onun yeni delinmiş kaşına yumruğumu patlatmamak için kendimi zor tuttum. Sabır oğlum Kazım, sabır… Karakuşum beni ters bakışlarla izlerken dükkanın her yerini izledim. Fazlasıyla temiz, düzenli bir yerdi. Şöyle bakınca kalbur üstü bir yere benziyordu. Öğlene kadar birkaç kişi gelip bilgi ve randevu aldılar. Çoğu kadındı, gelen iki erkek de it kopuk tayfaya benzemiyordu. Ama yine de Doğa ile konuşurlarken dik dik bakmaktan kaçınmadım. Karakuş ara sıra beni dirseklese de, bacağıma bir tekme atsa da çok ses etmedi. Öğlen diğer iki döv

