Aslan kuzeninin doğru duyduğunu onaylamak için kafasını aşağı yukarı salladı.
“Hizmetçim olarak, kişisel asistan da denebilir gerçi.”
“Yuh a…” Serkan kızı farkedince uluorta ettiği küfre yüzünü buruşturdu.
Fakat Turna’nın şu an buna takılacak hali yoktu. Genç kız karşısındaki kızgınlığı tüm görünen gergin kaslarından, sıktığı dişlerinden belli olan adamın bulduğu çözüme olan inancına hayretle baktı.
“Hadi git kıyafetlerini topla. Serkan sen de sözleşmeyi hazırlat. Bu işi bugün halledeceğiz.”
“Ya manyak mısınız siz? Aileme ne diyeceğim ben? Evden çıkıp hizmetçi olmaya mı gidiyorum diyeceğim?” Ayağa kalkan Turna elleri açarak derdini anlatmaya çalışıyordu. Ama Aslan kızın ayağa kalkıp böyle kendinden emin konuşmasına çok sinirlenmişti. Hem suçlu hem güçlüydü kılıksız şey.
Aslan da ayağa kalkıp iki adımla kızın önüne gelince Turna kendini biraz geri çekmeye çalışmakla yetindi. Çünkü gidecek alanı kalmamıştı.
“Ne dersen de akşama gelip sözleşmeyi imzalamazsan olacakları biliyorsun. Tercih hakkını kodesten yana kullanmak ister misin?”
Turna içinden ‘Allah’ım hangi günahımın bedeli bu?’ diye kendini sorguya çekmeye başladı. Daha yirmi bir yaşında kime ne yapmış olabilirdi de gelip bulmuştu kendini bu bela.
“Tamam eşyalarımı toplayıp nereye geleyim.” Genç kızın hayır deme şansı var mıydı ki? Yoktu. Her itirazı aynı tehditle son buluyordu.
“Geçen sefer şoförün seni bıraktığı yerde bekle. Seni alıp bizim eve getirecek.”
Ciddi ciddi hizmetçi olacaktı demek ha. Ne olursa olsun derslerine gidecekti ama. Bunu kendine mecburdu.
Turna Aslan’ın dediğini onaylayıp tek bir şey söyledi. “Metin ile aramızdakileri lütfen kimseye duyurmayın. Babam duyacağına hapse girerim daha iyi.”
Aslan gözlerini kapatıp sabır çekti. Hala Metin diyordu. Madem sevgilin vardı bu kılığının hali ne demek vardı da uzatmayacaktı. Ne de olsa her şeyi öğrenecekti.
Aslan kıza tamam dercesine kafasını sallayınca, Turna içi az da olsa rahatlamış şekilde geldiği yoldan dönerek evden çıktı.
Babası duyarsa zaten istemediği biriyle evlendirip tüm hayatını zehir edeceğinden hapse girip babası ölene kadar içeride kalmayı tercih ederdi.
Serkan konuşmak için bu sefer kızın evden çıkmasını beklemişti. Çünkü biliyordu ki aptal saptal planlar yapan kuzeniyle küfürsüz konuşma ihtimali yoktu.
“Aslan Allah’ın kundakçısını eve niye alıyoruz. Kafayı mı yedin oğlum sen? Fabrikayı yaktığın yetmedi gel bizi de mi yak diyorsun a..na koyayım ya ?”
Aslan aklındaki plandan oldukça emindi. Kız kaybedemeyecekleri kadar değerliydi şu an. Kendilerini temize çıkarıp, gerçek suçluların bulmasını sağlayabilecek en büyük ipucuydu kendisi. Hem belki tahminleri doğru çıkar da o Demirkaya piçini bu sefer sonsuza dek yok edebilirdi.
Serko’nun dediklerini kale almadı. Kıza evlerini yaktıracak değildi tabi ki ama gözünün önünden de ayırmayacaktı.
Aslan arkasını dönüp salonundan çıkarken, Serkan kendine cevap verilmemesine içten içe sinirlendi. Hem tüm ayak işlerini kendine yaptırıyor hem de adam yerine koymuyordu demek. Gün gelecek ağalığına da beyliğine de tükürecekti o olacaktı.
Ağaoğlu gençleri evi yeni terkede dursun, Turna çoktan dolmuşa atlamış gerisin geri evinin yolunu tutmuştu bile. Kafasında annesi ve babasına söyleyeceği yalanı tasarlıyor, yalanında açık bırakmamaya çalışıyordu.
Eve vardığında kapıya anahtarını sokmadan ablası kapıyı açtı. Hande kapı ağzında durup Turna’nın içeri girmesine izin vermeden boynuna sarıldı. “Ohhh gelemeyeceksin diye çok korktum.” Bir iki kez kardeşinin sırtını sıvazladıktan sonra kapının önünü açıp kardeşinin içeri girmesine izin verdi.
Turna’nın düşünceli halini ve suratının ifadesini görünce modu düşse de en azından iyiydi. Evine gelmişti.
Turna olduğu yerden sıyrılmış tamamen alışkanlıkların verdiği hareketleri yaparken çıkardığı ayakkabılarının yerine pembe terliklerini alarak ayağına geçirdi. “Ne oldu ne bu halin?”
“Abla az sesini kıs. Annem duyacak.”
“Annemler yok misafirliğe gittiler. Gel anlat ne oldu?”
Annesinin evde olmadığını duyunca gerginliğinin bir kısmını üzerinden atan kız salona giren ablasını takip edip peşinden salona girdi. Her zaman oturduğu üçlü koltuğa oturup kol dirseklerini bacaklarına yaslayıp şapkalı başını ellerinin arasına aldı.
“Kız ne oldu? Korkutma beni.” Hande ağlamaklı olmuştu. Bir şey mi yapmışlardı kardeşine? Dövmüşler miydi yine? Lanet olsun ki tüm suç kendindeydi.
“Turna gülüm, cevap versene.”
Turna ellerini kafasından çekip koltukta arkasına yaslanmadan önce şapkasını çıkarıp kenara koydu.
Ablasının dolan gözleri şu an canını acıtmıyordu. Çünkü kendi canının ablasının şu an yandığından daha çok yakılacağını tahmin edebiliyordu. Aslan Ağaoğlu yapabileceği tüm kötülükleri yapacaktı. İki kere ikinin dört ettiği ne kadar kesinse bu da o kadar kesindi.
“Abla iş teklifi aldım. Dur sen sevinmeden söyleyeyim , yatılı olarak gidiyorum. Akşama kadar toplanıp evden çıkmam şart anlayacağın.”
“Ne? Nerede o adi herif? Kalk polise gidiyoruz.” Hande ayaklanıp kardeşinin koluna asıldı. “Kalk dedim Turna.”
Turna ablasından kolunu çekip kurtardı.
“Git polise git de mezar kazıp gömsünler kardeşini hapisanenin avlusuna.”
Turna daha fazla dayanamayıp ayağa kalktı.
“Git git de onlar sizi öldüremeden babam Metin’i öğrenip peşkeş çeksin seni sapık Eşref’e !!!”
Turna ses tellerinin kopabilme ihtimalini bile göz ardı etmiş. Boğazı yana yana bağırmıştı. Sanki tek akıllı ablasıydı. Sanki kendisi polise gitmeyi hiç akıl edememişti.
“O adamların seni gömmeyeceğini nereden biliyorsun? Ya seni öldürmekten beter ederlerse?”
“Muhtelemen edecekler zaten abla.” Turna elini kafasının üzerine koyup pütürlü tavanı izledi.
“Ama eğer gitmezsem sadece beni değil hepimizi beter edecekler.” Sesinin desibelini kısıp tekrar koltuğa çöktü. “Belki bu şekilde dediklerini yaparsam gerçek suçlular ortaya çıktığında bırakırlar beni.
Hande kardeşinin masumane düşüncesinin gerçek olamayacak kadar ütopik olduğunun farkındaydı. Önce ablasını almıştı bu hayat ondan şimdi de kardeşini almak istiyordu. Ama kardeşi haklıydı. Bu adamlar sadece kardeşini almakla kalmaz tüm ailesini alabilirdi ondan.
Kadınlar erkelere olan güvenini evlenince kaybeder derlerdi. Daha doğrusu şu cicim ayları denen zıkkım geçince. Ama Hande çok erken kaybetmişti bu güveni hem de sadece erkeklere değil tüm insanlara olan güvenini.
Turna valizini toplamak için oturduğu yerden kakıp odasına gitti. Bir an önce hazırlanıp ailesine uydurduğu yalanları söyleyip evden çıkması gerekiyordu. Tabi uydurduğu yalanların artık biri bin paraydı…