• II • ❄︎ “DİRES İRAE”

1150 Words
❄︎ Bölüm I ❄︎ ❄︎KIYAMET GÜNÜ❄︎ ༒︎????? ??????༒︎ Zamanın cansız yattığının şahidi olanlar kulenin girişine kazınan yazının tenlerine işlediğini hissediyorlardı. Ölüm yaklaşıyordu. Gelmesi beklenen son kişiyinin aksattığı zamanın bir anlamı kalmamıştı en nihayetinde. Çünkü geçmesi gereken zaman cansız bir şekilde odanın ortasında yatıyordu. Herkesin büründüğü sessizlik ne yapacaklarını bilmemelerindem kaynaklıydı. Ölümsüzlerin sessizliğe büründüğü ilk ve tek andı burası; zamanın öldüğü yerdi. Kulenin kapıları son kez açıldı ve beklenen son kişi Protector Marcellus kocaman cüssesiyle içeri girdi. Uzun holü birkaç adımda geçtikten sonra kimsenin yüzüne bakmadan son kez veda etmek için acele etti. Adelin; iri cüsseli muhafız yanından geçerken nefesini tutmuştu. Marcellus, krallıkta yaşayan her ölümsüz gibi kar beyazı saçlara ve kristali andıran gözlere sahipti fakat yüzünde taşıdığı ifade onu diğerlerinden ayırıyordu. Çünkü krallığın korkusuz ve herkesin çekindiği tek ölümsüzüydü. Marcellus, cansız şekilde yatan kırmızı elbiseli Oreanna'nın yüzüne baktı sanki az sonra insanı içine çeken gözlerini açacakmış gibi. Fakat bunun olmayacağını biliyordu ve bu acı onu karşıdan gelen fekaketi umursaması için bile yeterli bir sebep değildi. Oreanna'nın öldürülmesi bu krallığı bekleyen sondan daha çok öfke duymasını sağlıyordu. Sol omzuna takılı olan sembolü çıkararak kraliçenin göğsünün üzerine bıraktı. Ona bu görevi verdiği zaman takmıştı göğsündeki sembolü ve onun için son görevini yapmak için buradaydı. "Artık çok geç Protector, onu doğru düzgün şekilde korumak senin görevindi. Üzgün olman neye yarar?" Oturduğu koltukta rahatını bozmadan Marcellus'la laf dalaşına girme cesaretinde bulan kişi Vitalis'ten bakşası olamazdı. Marcellus soğukkanlılığını koruyarak geldiğinden bu yana ilk kez birisiyle göz teması kurdu. "Üzgün olmam beklenen sonu erken getirmemi sağlar Vitalis. Ayrıca Oreanna ile birlikte bu krallıkta güvendiğim iki muhafızımı da kaybettim. Sen ormanında perilerinle birlikte keyif sürerken Kraliçeyi canları pahasına koruyan o iki muhafızımdı." Vitalis konuşmaya devam etme hevesini bulamamıştı kendisinde. Zaten krallığın en belalı kişisine sataşarak hayatını yeterince tehlikeye atmıştı. "Lelia nerede?" Diye sordu Marcellus. Vitalis beklemeden öne atıldı her zaman olduğu gibi herkesin sabrını sınarcasına. "Kulesinde oturmuş ölen kız kardeşinin yasını tutuyordur herhalde. Zaten buraya neden toplandık ki? Yapacağımız bir şey varmış gibi saçmalığa kapılmışsınız hepiniz. Sonumuz geldi kabullenin artık!" Marcellus sabrının taştığını göstermek için parmağındaki yüzükleri birbirine sürttü. Zaten çok geçmeden Vitalis vücudunun kitlendiğini hissetti. "Yas tutmak senin gibi acizlerin yapacağı eylemdir. Ölüm Melek'ini kendinle kıyaslama saçmalığına kapılma sakın. Şu anda düşündüğüm tek şey intikam!" Vitalis onu kolaylıkla ölüme sürükleyebilen keskin tırnakları boynunda hissedince Lelia'nın başından beri burada olduğunu anlamıştı. Ağır adımlarla kız kardeşinin yattığı yere geldi ve hüzünlü gözlerle ona baktı bir süre fakat bu hüzün kısa sürmüştü. Anında korkunç bakışlarını geri kazandı. Hafif eğilerek orada sessizce yatan kardeşinin kulağına söylemesi gereken son kelimeleri fısıldadı. "Carpe Mortem." (Ölümü yaşa) "Nihayet gerçekleşiyor... Dires İrae." (Kıyamet günü) Kardeşinin ölümüyle Regnum krallığında korkunç bir yalnızlığa mahkum edilmişti adeta. Ve bu yalnızlık gelecek olan kıyametten daha çok korkutuyordu onu. Arkasını dönerek sırasıyla herkesi inceledi konuşmadan önce. Adelin ölüm meleğinin kendisine bakmamasını dilemişti çünkü Ölüm meleği Lelia ile göz göze gelmek bir ölümlü için istenecek son dilek bile olamazdı. "Krallığımızın sonunu getirmek isteyen kim olabilir?" Sorusuna karşılık kimseden ses çıkmamıştı bir süre. İlk tahmini geldiğinden bu yana ilk kez konuşan Lucida yaptı. "Vulpes krallığının parmağı olduğu kanısındayım. Kaybettikleri son savaşın intikamını aldılar sonumuzu getirerek." Yaslandığı sütundan karşıyı izliyordu sanki bütün bunlar gerçek değilmiş gibi. Lelia Marcellus'a baktı fakat o fikir yürütmeyi reddetmişti. Adelin onun fikrinin sorulmayacağını bildiği için sessizce konuşmalarını dinliyordu. Konuşmaya noktayı koyan Vitalis oldu yine. "Düşmanı çok uzakta aramak aptallık olur. Bu krallıktaki kimsenin Zaman Kraliçesinin hayranı olmadığı ortada zaten." Konuşması bitmeden Lelia tek el hareketiyle kendisini oturduğu şeyle birlikte fırlatarak sütuna çarpmasını sağladı. "Bir daha kardeşim hakkında böyle konuşursan göreceğin son yüz ben olurum." Bunun ne demek olduğunu gayet iyi biliyordu herkes. Vitalis umurunda olmayan bir şekilde ayağa kalkarak üzerineki buz parçalarını temizledi. Lelia havada olan elini yumruk yaptığında göz rengi de bembeyaz olmuştu. Tıpkı öfkesi açığa çıktığında verdiği tepki gibi. "Zaman Kraliçemiz öldürülüyor ve sahip olduğumuz her şeyi kaybetmek an meselesi. Bizim elimizde ne var? Marcellus susuyor. Vitalis ve Lucida'nın boş teorileri dışında sahip olduğumuz tek şey bir adet ölümlü." Adelin keskin şekilde ona dönen konuyla birlikte yaslandığı sütundan doğruldu. Marcellus dışında herkesin aşağılayıcı bakışları onun üzerindeydi. "Oreanna'nın lütuf diye bize sunduğu acınası bir varlık." Adelin duygularını ele veren kırmızı saçlarının koyulaşmaması için bütün gücünü sarfetmişti. "Ölmesi için kıyameti beklemesine gerek yok onun. Bu yüzden ondan fayda beklemen aptallık olur." Marcellus'un konuşması onu Lelia'nın konuşmasından bile daha çok yaralamıştı. Her ölümsüz gibi o da kendisini zayıf ve acınası buluyordu. Cevap vermesine bile gerek görmemişti. "Lütuf değil bize sunulan bir yüksün sadece. Havayı yönetmen gerekirken boş boş orada duruyorsun. Buzulların zihnimize işlemesi an meselesi. Oreanna'nın bu kararını asla anlamadım. Bir ölümlüyü bu krallığa neden bir lütuf olarak sundu?" Artık konuşmasının zamanı gelmişti Adelin için. Bir adım öne çıkarak sol elini havaya kaldırdı. "Glacies." Dudağından dökülen kelimelerle birlikte sol parmak uçlarından havaya ulaşan buz kristalleri ritmik şekilde dönerek Zaman Kraliçesinin silüetini oluşturdu. "Oreanna'nın bütün anıları hafızanızdan silinmiş durumda, bunu biliyorum. Mortalis Memorias'ın ilk durağı. Fakat ben onu her anısıyla birlikte hatırlıyorum. Kardeşini anlamaman gayet normal Lelia. Çünkü aldığın ruhların bile zamanını yöneten o'ydu. Onun emrinde olan sendin." İleri gittiğini biliyordu fakat her şeyin sonu gelmemiş miydi? Lelia'nın siyahlaşan göz bebekleri dipsiz siyah cehennemden farksızdı Adelin için. Herkes büyülenmiş gözlerle havadaki silüeti izlerken Adelin'in boğazını saran güç havadaki görüntüyü parçalara ayırdı. "Bir ölümlünün hatıralarına kazınmasının mantıklı açıklaması olamaz." Adelin nefes alamıyordu fakat bu durum Lelia için sorun değildi. Çok geçmeden kız kardeşinin yüzünü, sesini unutacağını hatırladıkça kıyameti kendisi getirmemek için kendisini güçlükle kontrol ediyordu. Şimdi bir ölümlü onu hiç unutmayacağını söylüyordu yüzüne karşı. "Ölümsüz biri için iyi bir hafıza onun felaketi olur Lelia, mantıklı düşün. Sonsuza dek hatırlamak isteyeceğin kaç tane mutlu hatıraya sahipsin? Oreanna hepimize unutkan bir hafıza vererek iyilik etmiş oldu." Gözleri buz kristali rengini alan Lelia havada asılı tuttığu kurbanını da yere bırakmıştı. Sert bir şekilde zemine çakılmadan önce iki koruyucu gücü Adelin'i havada yakaladı Lelia gücünü geri çektikten sonra. Lucida'nın açıklaması durumu gayet anlaşılabilir kılmıştı. Ölüm, herkesi anıların sonsuz ızdıraptan kurtaran birer kurtuluştu. Zamanın ölümsüzler için bahşettiği en büyük hediyeyse zamanla silikleşen zayıf hafızalarıydı. Zamanın donmasıyla her şeyi unutarak yok olmalarının sebebi de buydu. "Hatırlayacağımız son anı parçasını kaybedene kadar beklemekten başka elimizden ne gelir ki?" İki büyük sütun arasından buz tutmuş krallığı izleyen Lelia pes etmiş gibiydi. Fakat son anda duruma el loyan Marcellus son umut parçasından yapışmaya kararlıydı. "Biz unutsak da Adelin her şeyi hatırlayacak; bu bizim için büyük bir avantaj. Orenna ile ilgili sahip oldığu tüm anılara ulaşarak bir yol edinmemiz gerekiyor. Lucida, son bir ihtimal olarak Vulpes'e git. Sergius'un diyecek bir şeyleri vardır belki." İlk kez Adelin'in gözlerine bakan Marcellus ölümsüz hayatında ilk kez ölümlü bir varlıktan yardım istediği için kendisini acınası bulmuştu. "Sen benimle geliyorsun Adelin. Anılarına ihtiyacım var. Sen de Vitalis." Zaman Kraliçesinin cansız yattığı kuleden herkes uzaklaşmaya başladı. Ortak karara varılsa bile herkesin sır gibi sakladığı bazı gerçekler vardı; onlardan en önemlisiyse Adelin'in sahip olduğu gücü sayesinde Oreanna'nın anılarına ulaşılacaktı. Peki ya onlar? Adelin onların anılarına ulaşma gücüne sahip olabilir miydi? ༒︎????? ??????༒︎
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD