Şirkete girdiğim an her şey yerli yerindeydi. Masalar temizdi. Dosyalar nizami bir şekilde sıralanmıştı. Asansör sessizce yukarı çıkıyor, camlardan süzülen sabah ışığı mermer zemine vuruyordu. Her şey olması gerektiği gibiydi. Asansörün aynasında yüzüme baktım. Gözlerimin altındaki mor halkalar belirgindi. Çenem gereğinden fazla sıkılıydı. Bir adam görmedim aynada. Bir yük gördüm. Kendimi. Selim dün gece “Sorun yok,” demişti. Ama ben biliyordum, sorun her zaman vardı. Aşiret kuyumu kazıyordu. Anneannem “Çocuk,” diye dayatıyordu. Dışarıda dedikodu dolaşıyordu. İçeride hesap yapılıyordu. Benim aklımda tek bir şey dönüp duruyordu. Nazlı karım. Masama oturur oturmaz dosyalar önüme yığıldı. İmzalar, sevkiyat listeleri, toplantı notları. Hepsini tek tek açtım. Her satırı okudum. Rakamları

