Zümra Avşarhan Uyduğum her şeyle birlikte dizlerimin bağı çözülürken Dilay beni son anda kollarından yakalayıp yere yığılmamı engelledi. Nefes alamıyordum. Göğüs kafesim, içine sığmayan devasa bir gerçeğin ağırlığı altında eziliyordu. Bir abim... Benim bir abim mi vardı? Titreyen ellerimle Dilay’ın kollarına tutunarak doğrulmaya çalıştım. Başımı yavaşça çevirip, yüzü kireç gibi bembeyaz olmuş, gözleri dehşetle dışarıdaki o koca adama kilitlenmiş olan teyzeme baktım. “Teyze...” diye fısıldadığımda sesim bir yaprak gibi titriyordu. Boğazımdaki o koca düğümü yutkunarak aşmaya çalıştım. “Sen... Sen biliyor muydun? Benim bir abim olduğunu, annemin bir oğlu olduğunu biliyor muydun?” Teyzem gözlerini dışarıdaki o adamdan, Serhat’tan güçlükle koparıp bana çevirdi. Yaşlı gözleri şok içindeydi,

