"Sohee şu an müsait değilim." Kaşlarımı kaldırarak Jungkook'a baktım. Yola bakmaya devam ediyordu ama suratının bozulduğu bariz belli oluyordu. Yine diliyle yanağını şişiriyordu. Bu kadar stres yaptığı şey neydi acaba? "Tatlım, lansmana gelecektin. Yoksun ortalarda." Demek tatlım, peki öyle olsun bakalım. Bakışlarımı Jungkook'tan çekip cama çevirdim. Gerçekten kendimi bir gerizekâlı gibi hissediyordum. Benim bu arabada ne işim vardı ki. "Şey ben şu an gelemiyorum. İşim biterse geleceğim." "Ne işi? Gelmediğine göre önemli bir şey." Canım Kim Sohee ne güzel soru sordun sen öyle. Bakalım şimdi ne diyecek koca kafa. "Şeeyy k-kız arkadaşım O, yanımda ayağını incitmiş. Hastaneye gidiyoruz." Bu kadar kekeleyerek konuşması da neydi? Söyleyeceksen güzel güzel söyle, kivranmaya ne gerek var

