8.Bölüm

1187 Words
Ertesi gün öğleden sonra Ahmet, Zeynep'i almak için evlerinin önüne geldi. Zeynep arabaya bindiğinde Ahmet ona kısa bir bakış attı. — Hazır mısın? — Hazırım. — O zaman gidiyoruz. Zeynep emniyet kemerini taktı. Bir süre sessizce ilerlediler. Zeynep dün konuştuklarını düşünüyordu. Ahmet, bugün kendi evine gideceklerini söylemişti. Evde eksik olan şeylere bakacak, birlikte neler değiştireceklerine karar vereceklerdi. Zeynep'in aklında ise küçük bir apartman dairesi vardı. Ahmet'in yıllardır yalnız yaşadığını bildiği için çok büyük bir ev beklemiyordu. Bir süre sonra araba şehirden biraz uzaklaşıp daha sakin bir yola girdi. Zeynep camdan dışarı baktı. — Nereye gidiyoruz? Ahmet gülümsedi. — Eve. — Burası mı? — Birazdan göreceksin. Birkaç dakika sonra büyük bir demir kapının önünde durdular. Ahmet kumandaya bastı. Kapı yavaşça açıldı. Zeynep'in gözleri büyüdü. Araba geniş bir bahçenin içine girdi. Bahçenin iki yanında ağaçlar vardı. Ön tarafta büyük bir çim alan, kenarlarda çiçekler ve taş döşeli bir yürüyüş yolu bulunuyordu. Evin arka tarafında ise küçük, düzenli bir havuz görünüyordu. Zeynep şaşkınlıkla etrafına baktı. — Burası neresi? Ahmet kahkaha attı. — Benim evim. — Senin mi? — Evet. — Sen apartmanda yaşamıyor muydun? — Hayır. Zeynep ona döndü. — Ben apartman dairesi bekliyordum. — Neden? — Bilmiyorum. Yalnız yaşıyorsun diye... Ahmet arabayı park etti. — Yalnız yaşıyorum diye küçük evde yaşamam mı gerekiyor? Zeynep gülmeye başladı. — Ben öyle demek istemedim. — Biliyorum. Ahmet arabadan indi. Zeynep de onun peşinden çıktı. Bahçeye adım attığında bir kez daha etrafına baktı. — Çok güzelmiş. — Beğendin mi? — Hem de çok. Ahmet gülümsedi. — Daha evi görmedin. Birlikte eve doğru yürüdüler. Ahmet kapıyı açtı. — Buyur. Zeynep içeri girdiğinde şaşkınlığı daha da arttı. Ev geniş ve aydınlıktı. Büyük bir salon, geniş bir mutfak ve uzun bir koridor vardı. Zeynep yavaşça etrafına bakıyordu. — Burası düşündüğümden çok daha güzel. — Beğenmediğin bir yer olursa söyle. — Şimdilik beğenmediğim bir şey yok. Ahmet gülümsedi. — Gel, odalara bakalım. Önce salonu gezdiler. Sonra mutfağa geçtiler. Zeynep dolapları, tezgâhı ve yemek masasının olduğu bölümü inceledi. — Buraya birkaç şey ekleyebiliriz. — Mesela? — Baharatlık, birkaç kavanoz... Bir de şu köşeye küçük bir bitki koyabiliriz. Ahmet başını salladı. — Tamam. Not aldım. Zeynep şaşırdı. — Gerçekten not mu alıyorsun? — Sen söyle, ben alayım. Sonuçta beraber yaşayacağız. Bu cümle Zeynep'in yüzünde yine küçük bir gülümseme oluşturdu. Koridorun sonuna geldiklerinde Ahmet bir kapıyı açtı. — Burası çalışma odam. Zeynep içeri baktı. Sonra diğer kapıya yöneldiler. Ahmet kapıyı açtı. — Burası da yatak odası. Zeynep kapının önünde durdu. Oda oldukça genişti. Büyük bir yatak, iki komodin, geniş bir gardırop ve pencerenin önünde küçük bir oturma alanı vardı. Zeynep odaya birkaç adım attı. Sonra etrafına bakıp düşünmeden konuştu. — Burası bizim odamız olacak. Ahmet ona döndü. — Evet. Zeynep yatağa baktı. — Sen burada mı kalıyorsun? — Evet. Zeynep birkaç saniye düşündü. Sonra sanki çok önemli bir şey keşfetmiş gibi sordu: — Ben de aynı odada mı kalacağım? Ahmet bir an ona baktı. Sonra gülmeye başladı. Zeynep şaşkınlıkla kaşlarını çattı. — Neden gülüyorsun? — Çünkü çok komik bir soru sordun. — Nesi komik? Ahmet gülümseyerek ona yaklaştı. — Evliyiz ya Zeynep. Zeynep'in yüzü bir anda kızardı. — Ben... öyle demek istemedim. — Biliyorum. Ahmet birkaç adım daha yaklaştı. Zeynep istemsizce geri çekildi. Ahmet bunu fark edince durdu. Elini uzatıp Zeynep'in saçlarını nazikçe kulağının arkasına aldı. — Evet Zeynep. Burası bizim odamız. Zeynep sessizce ona baktı. Ahmet'in sesi daha sakinleşti. — Bizim evimiz. Bizim yatağımız. Zeynep'in kalbi hızlandı. Ahmet hafifçe gülümsedi. — Alış bana. Zeynep gözlerini kaçırdı. Ahmet devam etti. — Ben bu yatakta eşimle, yani seninle yatacağım. Ama acele etmeyeceğiz. Zeynep başını kaldırıp ona baktı. Ahmet gözlerinin içine bakarak konuştu. — Seni yatakta çok mutlu edeceğim, Zeynep. Sana söz. Zeynep'in yanakları iyice kızardı. Bir anda ne yapacağını bilemedi. Gözleri odanın içinde dolaştı. Sanki kaçacak bir yer arıyordu. Ahmet bunu görünce hemen geri çekildi. — Korkma. Zeynep ona baktı. — Sana istemediğin hiçbir şeyi asla yapmam. Zeynep'in yüzündeki gerginlik biraz olsun azaldı. Ahmet sakin bir şekilde devam etti. — Daha birbirimizi tanımaya çalışıyoruz. Önce alışalım birbirimize. Gerisi zaten zamanla olur. Zeynep başını hafifçe salladı. — Tamam. Ahmet gülümsedi. — İşte böyle. Sonra elini Zeynep'e uzattı. — Gel. Zeynep elini onun eline bıraktı. Ahmet onu yatak odasından çıkardı. Koridorun karşısındaki boş odaya götürdü. Kapıyı açtı. — Bak, burası boş. Zeynep içeri girdi. Oda geniş ve aydınlıktı. Pencereden bahçenin bir kısmı görünüyordu. Zeynep etrafa bakındı. — Burası ne olacak? Ahmet omuzlarını silkti. — Sen söyle. — Ben mi? — Evet. Ahmet odanın ortasında durdu. — Burasını senin atölyen yapabiliriz. Zeynep'in gözleri parladı. — Atölye? — Moda Tasarımı okuyacaksın ya. Zeynep odanın çevresine bakmaya başladı. Ahmet de onunla birlikte düşünüyordu. — Buraya büyük bir çalışma masası koyarız. Zeynep pencerenin yanını gösterdi. — Masa orada olabilir. — Olur. — Şuraya da kumaşlarımı koyacağım bir dolap... — Tamam. — Bir de çizim masası lazım. — Onu da alırız. Zeynep artık odanın içinde dolaşıyor, kafasında hayal ettiği atölyeyi kurmaya başlıyordu. — Buraya manken koyabiliriz. — Elbise diktiğin manken mi? — Evet. — Onu da alırız. — Şuraya ipliklerimi koyarım. — Peki. — Kumaşlar için de büyük bir raf lazım. Ahmet gülerek başını salladı. — Daha beş dakika olmadı, oda doldu bile. Zeynep güldü. — Çünkü aklıma çok şey geliyor. — Gelsin. Ahmet ona baktı. — Burası senin alanın olacak. Zeynep bir an sustu. — Gerçekten mi? — Gerçekten. — Hiç karışmayacak mısın? — Hayır. — Ya çok dağınık olursa? — O zaman kapıyı kapatırım. Zeynep kahkaha attı. — Çok komiksin. — Bazen. Zeynep tekrar odaya baktı. Biraz önce sadece boş bir oda olan yer, şimdi gözünde bambaşka bir hâle gelmişti. Masasını, çizimlerini, kumaşlarını, dikiş makinesini hayal edebiliyordu. Ahmet onun yüzündeki mutluluğu görünce gülümsedi. — Beğendin mi? Zeynep başını salladı. — Çok. — O zaman burası senin. Zeynep ona döndü. — Teşekkür ederim. Ahmet yine aynı şeyi söyledi. — Teşekkür etme. Zeynep gülümsedi. — Peki. Bir süre ikisi de odanın içinde sessizce durdu. Sonra Zeynep yavaşça konuştu. — Ahmet... — Efendim? — Galiba burayı gerçekten sevdim. Ahmet gülümsedi. — Evi mi? Zeynep başını iki yana salladı. — Evi de. Bir an durdu. — Ama en çok... benim için böyle bir yer düşünmeni sevdim. Ahmet'in yüzündeki gülümseme yumuşadı. — Çünkü artık yalnız değilim. Zeynep ona baktı. Ahmet devam etti. — Bu evde ikimizin de yeri olsun istiyorum. Zeynep'in gözleri yeniden odada dolaştı. Sonra hafifçe gülümsedi. — O zaman gerçekten bizim evimiz olacak. — Olacak. Ahmet elini uzattı. Zeynep bu kez hiç çekinmeden elini onun eline bıraktı. Birlikte boş odanın ortasında dururken ikisi de aynı şeyi düşünüyordu. Bu ev artık yalnızca Ahmet'in yıllardır yaşadığı bir yer değildi. Burada Zeynep'in de hayalleri olacaktı. Bir odası, bir atölyesi, kendi seçtiği eşyaları... Ve en önemlisi, ilk kez kendi kararlarıyla kurmaya başladıkları bir yuva. Ahmet elindeki telefonu çıkarıp odaya baktı. — Hadi, şimdi alışveriş listesine başlayalım. Zeynep gülerek başını salladı. — Çok şey alacağız. — Korkutma beni. — Daha kumaş dolabı var. — Tamam, vazgeçtim. Sen kendi paranla al. Zeynep kahkaha attı. — Geç kaldın. Kocam oldun bir kere. Ahmet de güldü. — Doğru. Başımıza ne geldiyse bu evlilikten geldi zaten. Zeynep ilk kez onun yanında bu kadar rahat güldü. Ve belki de bugün, nikâhlarından sonraki en önemli şey buydu. Birbirlerine alışmaya başlıyorlardı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD