Bölüm 9

2559 Words
4 gün sonra Zile bastığımda açılan kapı ile gülümsedim. Kapıyı açan annemdi ve karşısında beni gördüğünde şok olmuştu. Sürpriz yapıp bir kaç gün erken dönmüştük. Kimseye bir şey söylemeden evlere gitmeye karar verdiğimiz için annemin bu tepkiyi vermesi gayet normaldi. Aslında sadece abim biliyordu döneceğimizi bunun içinde dönmeden önce alışveriş yapıp bir valiz daha çıkarttığım için iki valizi arabadan indirmeye çalışıyordu. 'Ayy Selim koş gel kızın geldi.' Annem bana sarıldığında hemen kollarımı sıkıca dolamıştım. Çok özlemiştim onları. Buna havalimanında sarılmamdan kaynaklı nefes alamayan abimde dahildi. 'Annem çok özledim' gülümsedim ve ayrılıp yanaklarını öptüm. 'Bende Rana Sultan bende' arkasında duran babamı gördüğümde koşarak üstüne atladım. 'Prensesim' babam saçlarımı öptüğünde gülümsedim. Abim içeri girdiğinde babamla bana baktı. 'Kuala gibi yapışmış yine' dediğinde dil çıkarttım. Abim gülümseyip saçlarımı karıştırdığında şu bir kaç günde ne kadar özlediğimi fark ettim. 'Hadi bakalım sen biraz dinlen ondan sonra da arkadaşlarınla buluşursun.' dediğinde gülümsedim annem beni o kadar iyi tanıyordu ki. Kızının bugün Efe ve Barış'ı görmeden geçiremeyeceğini biliyordu. Odama çıktığımda kendimi yatağa atıp gözlerimi kapattım. Nehir'in yaptığı plan bugün devreye girecekti aslında. Bugün çekindiğimiz fotoğraflar dergilere çıkacaktı. Hatta bir kaç magazin kanalında da yayınlanacaktı. Fotoğraflardan ailelerimizin haberi vardı ama biz Efe ve Barış'a hala söylememiştik. Bir şey olucağını zannetmiyordum ama biz sadece biraz fazla kısa gitmiştik. Bunu sorun edeceklerdi. İşte planda burda başlıyordu. Ares eğer beni kıskanırsa beni seviyor olabilirdi. Yanii Nehir'in planı buydu. Ama sadece bununla bitmeyeceğinide biliyordum. Bunlar sonra düşünmeye karar verip gözlerimi kapattım. ************ Arabamı park edip indim. Bizimkiler Barış'ların evinde toplanmışlardı. Barış' ın ailesi yurt dışında oldukları için Barış genellikle yalnız kalıyordu Efe'de onla kalıyordu sürekli. Ama bu sefer bizden hariç Rüzgarlarda gelmişti. Zili çaldığımda kapıyı açan Barış'tı. Gülümseyip kucağına atladım. ' Barış'ım çok özledim bee' kolları belime dolandığında gülümsedim. 'Adin lan bende çok özledim valla' dediğinde ayrıldım ve yanaklarından öptüm. 'Atla bakalım hadi' arkasını döndüğünde beni sırtına aldı. Koşarak içeri girdiğinde kahkaha attım. 'Barış'ım dur midem kalktı valla' salonun ortasına beni bıraktığında etrafıma baktım ve rezil olduğumu anladım. Bütün herkes buradaydı. 'Efe'm' gidip kollarının arasına girdiğimde bir eli sarıp diğer eli ile saçlarımı karıştırdı. Hain. 'Efe yaa' dediğimde güldü ve burnumu sıktı. 'Adin yavrım' Rüzgar gözleri dolu dolu bana bakarken kahkaha attım. 'Rüzgar' dediğimde güldü ve kollarını açtı. Ona da sarıldığımda kulağıma yaklaştı. 'Valla Ares aşkım sana özlemle bakıyor benden söylemesi' göz kırptığında utandım. Ondan ayrılıp Deniz ve Toprak ile de sarıldığımda Ares'e baktım. Yaklaşıp kollarımı beline doladım. Kalbim hızını arttırmıştı sanki. Midemde kelebekler uçuşuyordu. Belimden tuttuğunda ayrıldım. 'Hoşgeldin' dediğinde gülümsedim. 'Hoşbuldum.' Ayrılıp bir yere oturdum. 'Arabamın bagajında hediyeleriniz var.' dediğimde Barış anahtarı elimden alıp çıktı. 'Eee naptınız bakalım' Benden önce gelen Nehir ve Arya bir haftada ne yaptığımızı anlatırken bakışlarım Ares'e döndü. Deniz ile bir şey konuşuyorlardı. Tekrar önüme dönüp Barış'ın gelmesini bekledim. Ve elinde poşetlerle içeri giren Barış gülümsememe sebep oldu. Onları o kadar özlemiştim ki. Barış' ın elinden poşetleri alıp yere oturdum. 'Barış'ım bu senin hediyen' gülümseyip yanıma oturdu ve hediyesini aldı. Diğer poşeti aldım. 'Gamzelim bu da senin' dediğimde yine gamzesini belli edicek şekilde gülümsedi. Gerçi gülmese bile o gamze göküyordu ama. 'Rüzgar yavrım' gözleri heyecanla bana bakarken güldüm ve hediyesini uzattım. 'Adin yavrım teşekkür ederim' yanıma oturup hediye paketini açarken gülümsedim. Ve Deniz'e baktım. 'Deniz bu senin hediyen' gülümseyip aldığında teşekkür etmişti. Elimde kalan son iki poşete baktım ve Toprak'ın hediyesini uzattım. 'Adin ne gerek vardı' dediğinde omzumu silktim. 'içimden geldi' dediğimde gülümsedi ve teşekkür etti. Gülümseyip elimde ki son poşete baktım ve Ares'e uzattım. 'Gerek yoktu ama teşekkür ederim' dediğinde gülümsedim ve önüme döndüm. O sırada bir sıkıca sarıldığında yere devrilmiştim.. 'Rüzgar çüş oğlum kız seni nasıl taşısın' Aslında sarılmak isteyen Rüzgar birden atladığı için dengemi kuramamıştım. 'Kanka özürdilerim ben sevincimden sarıldım valla' dediğinde gülümsedim. 'Tamam tamam' 'Ayy Adin annem mesaj attı şimdi fotoğarflar İnternete düşmüş.' dediğinde Nehir'e baktım. Bunun oyunun bir parçası olduğundan o kadar emindim ki. 'Ne fotoğrafları' ve bingo. Beklenen soru açıklamayı kim yapıcak diye birbirimize bakarken olayın bana patladığını görmem ile derin nefes aldım. 'Aslında bizim Amerika' ya gitmemizin bir sebebi vardı.' hepsi başını sallayıp pür dikkat beni dinliyordu sadece Rüzgar yemek yiyordu o kadar. ' İşte teyzem modayla ilgilendiği için yeni projesi dostluk adınaydı. Bunun için de bizi çağırdı' ' Eee ne güzel. ' Toprak'gülümsedim. 'Proje fotoğraf çekimiydi. Yani fotoğraflarımız çekilip dergilerde ve haberlerde çıkıcak' dediğimde hepsinin bakışı bir anda değişmiş ve sinirle bakmaya başlamışlardı. 'Bir nevi mankenlik bu' Barış'ı onayladım. ' Tamam ne kadar kısa giyindiniz' Gamzelimden gelen soruya gülümsedim. 'Kısa giyinmedik gamzelim' bende yedim der gibi Nehir'in elinden telefonu aldığında korku ile baktım. Ares kaşları çatık ekrana bakıyordu. Aslında herkesten çok onun tepkisini merak ediyordum. 'Sakinim en azından erkek yok' Barış kendini sakinleştirmeye çalışırken birden bize baktı. 'Laaaan' kıskançlık damarı kabarmış yine. Yerimden hızlıca kalkıp kızlarım yanına uçtuğumda korku ile karşımda oturan erkeklere baktım. Nehir gayet rahat bir şekilde bana dönüp gülümsedi. 'Ayyy Ares'in hareketlere bak nasıl kıskandı.' dediğinde Derin bir nefes aldım. 'Nehir yavrım burdan cenazemiz çıkıcak gibi sen neyin derdindesin' dediğimde ciddi bir ifadeye dürünüp 'Lan' diye kükreyen Barış'a baktı. 'Üstün Medine altın Paris bu ne lan böyle alt kıyafetleri satılmıyor mı orda' dediğinde ciddi ifadem sona ermiş ve kahkaha atmaya başlamıştım. O nasıl bir cümleydi yahuu. 'Kızlar' Arya omzumu oyarmışcasına dürttüğünde ona baktım. Erkekleri gösterdiğinde bakışlarım onlara döndü. Rüzgar hariç hepsi ciddi bir ifadeye bürünmüş bize bakıyorlardı. 'Ayy şiştim valla yaa. Oldu bitti işte. Teyzoşumun tasarımları hem onlar laf yok onlara siz ne anlarsınız modadan' hepsi bana kötü kötü bakarken telefonu aldım ve fotoğraflarımıza bakmaya başladım. Güzel kızlarız valla. Aralarından bir kaç tanesini seçip instaya atmak için hazırladım. 'Hadi gelin film izleleyelim' Deniz'den gelen bu fikir ile başımı salladım. 'Kendinize gelmişsiniz' dediğimde başını salladı. O sırada koşarak gelip yanıma oturan Rüzgar'a baktım. 'Kanka Ares nerde' dediğinde kaşlarımı çatıp etrafıma baktım ama yoktu. 'Bilmiyorum ki' dediğimde başını salladı ve yanımdan kalktı. Merak ettiğim için bende peşinden kalktım ve bahçeye çıktım. Bir ağacım kenarına oturmuş ve yere bakıyordu. Yavaşça yanına gidip tam önümde durdum. Ağzımı açıp tek kelime bile söylemedim sadede bekledim. Bir süre sonra başını kaldırıp bana baktı. 'Küçükken bir şeye sinirlendiğimde hep bir ağacın altına oturup sakinleşmeyi beklerdim. Herkesten uzak kalırsam beni sinirlendiren birinin olamıycağını düşünürdüm ama sonra büyüdüm işte. Ne kadar kendimi dış dünyadan soyutlarsam soyutlayım kendi iç dünyamdan kurtulamıyorum. ' 'Şimdi neyin var peki. Kendini bizden soyutluycak kadar.' gülümseyip ayağa kalktı. Boyu o kadar uzundu ki başımı kaldırıp bakmak zorunda kaldım. 'çok sevdiğim birine sinirlendim' dediğinde istemsizce kaşlarımı çattım. Sevdiği biri vardı. 'Kim' dediğimde gülümsedi. Kulağıma eğildiğinde kokusu ciğerlerime hapsolmuştu bile. 'Sevdiğim insan kısacık şeyler giymiş. Ve buna karışamıyorum. Sinirlerimi bozan bu. Onu başkasının görmesine bile dayanamıyorum.' dediğinde yanımdan ayrılmıştı. Şok olmuş bir şekilde kaldım. Ne hareket edebiliyordum ne de düşünebiliyordum. Ne demek istemişti şimdi bu çocuk. Arkasından içeri girdiğimde film seçilmii ve abur cuburlarda konulmuştu. Tek boş yer Ares'in yanı kalmıştı. Bazen bu yakın arkadaşlar olayın bokunu çıkarabiliyordu. Gidip oturdum.. 'Efe filmin türü ne' 'Korku' gözlerimi açıp onlara baktım. Korkardım lan ben. Elimle gözlerimi kapatıp o boşluktan bakan insanım ben. Film başladığında herkes dikkatle filme odaklanmıştı. Bende dizlerimi kendime çekip yan taraftaki yastığı alıp dizimin üstüne koyup başımıda yastığa koydum. Evet böyle izleyebilirdim. Aslında salak saçma yorumlarım vardı korku filmi hakkında. Hatta Dabbe 3'te başroldeki kadın ve adamın sevgili bile olacağını düşünmüştüm. Yani korku filmlerini başka bir film türünde yorumlamak tam benlikti. Filmin ortalarına doğru gelen gerilim sahneleri ile derin bir nefes aldım. Salak adam karanlıkta ilerliyordu mal. Perdeyi kaldırdığında çıkan o iğrenç şeyle birlikte çığlık attım. Çığlık atan tek kişi ben değildim. Rüzgar'da benle birlikte çığlık atmıştı. Bizim bu halimize kahkaha attıklarında sinirle onlara baktım. Hava kararmıştı ve biz salak gibi karanlıkta izliyorduk filmi. Yanımda oturan Ares kolumdan tutup kendine çektiğinde ters ters ona baktım. 'Gel buraya' dediğinde kolunu omzuma atmıştı. 'İyi misin' uysal bir çocuk gibi başımı salladım. Peki kalbim hızlı atmayı kes lütfen. Altı üstü hoşlandığın çocuk sarıldı. 'Ares korku sahneleri çıktığında gözlerini kapat. Yoksa bir ay etkisinden çıkamıyor' Efe'ye gülümsedim. Beni o kadar iyi tanıyordu ki. Yalnız bilmediğim tek şey Efe ya da Barış bir başkasının bana sarılmasına izin vermezdi. Benden sakladıkları bir şeyler vardı sanırım. Filmin ortalarına doğru gelen tuvaletim ile Ares'in kolları arasından çıktım. Etraf karanlık olduğu için korksamda kimseye belli etmeden çıkmaya çalıştım. Üst kata çıktığımda hızlıca tüm ışıkları yaktım. Lavaboya girdiğimde olabileceğim en hızlı şekilde işimi halletmeye çalıştım. Ellerimi yıkayıp çıktığımda yaktığım tüm ışıkların sönük olduğunu görmem ile korku ile etrafa baktım. 'Bak bu hiç komik değil.' yavaş yavaş ilerlediğimde filmde ki o sahne aklıma gelip duruyordu. Bu kadar etkilenmem neden acaba. 'Efeeee' kimseden ses çıkmayınca duvarlardan tutunarak aşağı inmeye çalıştım. Arkamdan dokunan kişi ile çığlık attığımda ışıklar yanmıştı ve hepsi gülüyordu. Sinirle onlara baktım. Sinirden ve korkudan ağlamaya başladığımda hepsinin gülen yüzü solmuştu. 'Adin' Deniz bana yaklaşmak istediğinde başımı iki yana salladım. Efe ve Barış'a baktım. 'Hadi onları anladım da siz nasıl yapabildiniz.' dediğimde merdivenlerin başında bu olayı başından belli istemeyen yüz ifadeleri ile duran kızlara baktım. Arya ve Nehir'in böyle bir şeyi yapmıycağını bildiğimden gidip ikisine sarıldım. Şuan birilerine ihtiyacım vardı. 'Valla yapmayın dedim ama beni dinlemediler' Arya'da cevap vermeden daha çok sarıldım. Biliyordum. 'Ben gidiyorum isterseniz sizi bırakayım' dediğimde ikiside başını salladı. 'Adin özür dilerim' cevap vermeden aşağı indim. Çantamı alıp dışarı çıktığımda kızlarda gelmişti. Biz daha çıkmadan aşağı indiklerinde sinirle baktım. Arabaya binip çalıştırdığımda kızlarda geçmişti. Efe ve Barış arabanın önüne atladığında göz devirdim. 'Adin özürdilerim' 'Önümden çekilin' dediğimde beni dinlemediler hatta diğerleride geçtiğinde göz devirdim. Arabayı geri vitese alıp biraz geri gittim. Yanlarından geçebileceğin kadar bir boşluk vardı. Hızlı bir hareketle direksiyonu kırdım ve gaza bastım. Onlar ne olduğunu anlamadan yanlarından geçtiğimde gülümsedim. 'Ohaa Adin' Arya gülümsediğinde güldüm. 'Kızım ona araba sürmeyi öğreten Asrın Aladağ olsun artık o kadar' dediğinde Nehir'e baktım ve başımı onayladım. Zaten bu korkuyla bugün tek uyuyamazdım gidip abimle uyuyum bari. Kızları evlerine bıraktıktan sonra geçtim. Odaya çıktığımda telefonuma baktım. Hepsi mesaj atmıştı sessize alıp yatağımın üstüne attım. Pijamalarımı giyip yastığımı aldım ve abimin odasının önüne geldim. 'Hayırdır' arkamdan gelen ses ile yerimde sıçradım ve abime döndüm. 'Abi' gözlerime baktığında kaşlarını çattı. 'Ağladın mı sen' ağladığımda kızaran gözlerim kendisini hemen belli ettiği için başımı salladım. 'Yanıma gelip odasının kapısını açtığında beni de içerir soktu ve elimde ki yastığı alıp yatağa attı. ' Neyin var' dediğinde o an ki olayı hatırlamam ile abime sarıldım ve tekrar ağlamaya başladım. 'Adin korkutma insanı söylesene kızım' dediğinde başımı salladım. 'Şimdi biz korku filmi izliyorduk. Sonra bir sahne çıktı işte ben o sahneden korktum zaten tuvaletim gelince de yukarı çıktım işte bizimkilerde kendi çapında şaka yapmaya çalıştılar ama ben çok korktum' dediğimde derin bir nefes aldı ve başını salladı. 'Efe ve Barış salağı buna nasıl izin verdi. Bilmiyorlar mı ne kadar çok korktuğunu sanki' dediğinde elimden tuttu. Yatağa yattığında beni de yanıma çekti ve sıkıca sarıldı. 'Bilmiyorum ki abi' dediğimde saçlarımdan öptü. 'Hadi uyu bakalım.' abimin kolları arasında güzel bir uykuya daldım. 'Adin' 'Asrın' annemin sesi ile gözlerimi açtığımda hala abime sarılı bir şekilde uyuduğumu gördüm. 'Efendik Rana Sultan' dediğimde gülümsedi. 'Hadi bakalım kahvaltıya. Ondan sonra da biz işe sen okula Adin hanım. Bu kadar boşlamak yeter.' dediğinde gülümsedim. Önce abimin yanaklarına öpücük kondurdum. Sonrada annemin yanaklarından öpüp kendi odama gittim. Elimi yüzümü yıkayıp tipimi düzelttim. Okul formalarımı da giyip çıktım. Aşağı indiğimde gazetesini okuyan babamın yanaklarından öptüm ve yerime oturdum. Beraber yaptığımız kahvaltıdan sonra herkes evden çıkmıştı. Arabama binip kızları aradım. Onları da alıp okula geçicektim. Önce Nehir'i aldım sonra da Arya'da alıp okula geçtik. Arabadan indiğimde karşımda duran Efe ve Barış'a baktım. 'Adin' gözlerimi kaçırıp yoluma devam ettim. Biraz sürünsünler bakalım. 'Mavili özürdilerim' Barış arkamdan seslenirken sınıfa girdim. 'Ayy Adin ilk ders boş. Hoca yokmuş' sınıfta ki bir kız haber verdiğinde gülümsedim. Sanırım ilk ders kütüphanede kaybolabilirdim. 'Sınıftan çıkıp kütüphaneye gittim. Ben kitap seçmeye başlarken kütüphaneye gelen Ares yanıma geldi. 'Tam da tahmin ettiğim yer.' dediğinde cevap vermedim. Hala kitaplara bakarken bir kitap seçip verdi. Kitap Canan Tan'ın Yüreğim Seni Çok Sevdi kitabıydı. Okumuştum by kitabı ama onun okuyacağını hiç düşünmemiştim. Ta ki kitabın içinden bir şiir okuyana kadar. 'Yüreğim seni çok sevdi. O yürek talan O yürek yangın yeri O yürek seni istiyor Bir tek seni' gözlerinin kahvesinde kaybolurken gülümsedim. 'Güzel şiir ve güzel bir kitap' dediğimde başını salladı. 'Beni affetmen için ne yapmam gerek. Dün bizim gereksizlere uydum' dediğinde gözlerine baktım. 'Lunaparka götürebilirsin' şaka amaçlı söylediğim cümle ile bana baktı. Bileğinden tutup çekmeye başladığında naptığımı sorgulamaya başlamıştım bile. 'Ares ne yapıyorsun' dediğimde arkasını dönmeden 'Lunaparka gidiyoruz' arkasından şaşkın bir şekilde bakarken arabasının önüne gelmiştik bile. Ön kapıyı açıp beni arabaya bindirdiğinde diğer tarafa geçmişti bile. 'Ben şaka yapmıştım ciddiye alıcağını düşünmedim.' 'Amaç senin beni affetmen eğer bu başarıcaksa olur. Ama bu Lunaparka yıllar sonra ilk gidişim' dediğinde gülümsedim ve önüme döndüm. 'yani bugün ne istersem onu yapıcaksın öyle mi' dediğimde gülümsedi ve başını salladı. 'Anlaştık' Araba lunapark önünde durduğunda indim ve Ares'in bekledim. Yanıma geldiğinde beraber içeri girdik. Etrafta dolaşmaya başlarken ilk önce dönme dolaba binmek istediğimi söyledim. 'İki tane bilet aldığında beraber binmiştik. Karşımda otururken ben ise yükselen dönme dolap ile manzarayı izliyordum. İstanbul böyle çok güzel gözüküyordu. ' Fazla güzel bir şehir' dediğimde başını salladı. 'Uğruna savaşılacak kadar' dediğinde gülümsedim. Dönme dolap durduğunda önce o indi sonra da benim inmem yardım etti. Etrafa baktığımda gördüğüm oyuncak ile gülümsedim. Ares'in kolundan tutup çektiğimde daha doğrusu çekmeye çalıştığımda pes ettim. 'Ares' gülümseyip bana baktığında kahkaha attı. Evet sadece gülümsemeyi bilen o çocuk kahkaha attı. 'Kızım sen beni çekmeye mi çalıştın daha demin' dediğinde sinirlendim. 'Biraz yardım etseydin keşke' dediğimde sustu ve gülümsedi. 'Peki tamam ne istiyorsun söyle hadi' dediğinde hiç trip atma moduna falan girmedim direk istediğim oyuncağı gösterdim. 'Bana o oyuncağı kazan' dediğimde bana baktı ve sonra gülümsedi. Önden gittiğinde bende arkasından gittim. 'Abi şu oyuncağı alıcaktık biz' dediğinde ciddi misin modunda baktım. 'Önce oyunu oynaman gerek öküz.' dediğimde bana baktı. 'Direk parasını varıp almak varken neden' dediğinde gözlerimi devirdim. 'O oyuncağı al da nasıl alıyorsan al' dediğim de bana baktı ve başını salladı. Ama yine de o halkaları alıp o deliklere atmaya çalıştı. Elindeki halkların birini attığında girmişti. 'Harikasın. Hadi diğerlerin de sıra' dediğimde başını salladı ve diğerlerini atmaya çalıştı. 'Biri hariç hepsi girdiğinde bana baktı. 'Abi sen o oyuncağı bize para ile ver. Ne kadarsa vericem' dediğinde başımı iki yana salladım. 'Boşver yaa alma o zaman' dediğimde gözlerini devirdi ve oyuncağı alıcağı abiye bir miktar para verip oyuncağımı almıştı. Bana verdiğinde gülümsedim. Parmak ucumda yükselip yanağından öptüm. 'Teşekkür ederim' dediğimde gözlerimin içine baktı ve gülümsedi. 'Lunaparkta ki stantların önünde gezerken pamuk şekerci görmüştüm. 'Ares' 'Efendim' 'Bugün sana çok yük oldum ama bana pamuk şeker alır mısın' dediğimde bana baktı baktı ve yeniden kahkaha attı. Onu bu kadar çok güldürebildiğime sevinmiştim aslında. 'Şu haline bak. Boyun kadar oyuncak ile geziyorsun etrafta tam bir çocuk gibisin Adin' dediğinde gülümsedim ve omuzlarını silktim. 'Pamuk şeker istiyorum' dediğimde gülümsedi ve pamuk şeker almaya gitti. Yanıma geldiğinde oyuncağı ona verdim ve pamuk şekeri aldım önden önden ilerlemeye başladım. 'Bunu ben mi taşıycam' dediğinde başımı salladım. Paketi açıp pamuk şeker yemeye başladığımda arkamdan somurttuğunu hissedebiliyordum. 'Umarım biri şu halimi görmez' dediğinde gülümsedim. 'Merak etme kimse görmez. Oyuncağımı omuzlarında taşıdığını' dediğimde güldüm. Hiç bir tepki vermeden baktığında önüme döndüm. 'Ares pamuk şeker yer misin' dediğimde bana baktı ve elimde ki pamuk şekere 'Sanırım şuan yiyemem' dediğinde göz devirdim ve elimdeki pamuk şekeri ağızına tıktım. Baya baya tıktım yani. ******** Tekrar okula geldiğimizde Ares'e baktım ve gülümsedim. 'Teşekkür ederim.' dediğimde gülümsedi. 'Affedildim demi' dediğinde başımı salladım. 'o kadar kahrımı çektin yani' dediğimde gülümsedi. 'Hakkettim ama' dediğinde gülümsedim ve arabadan indim. Onun yanında mutluydum, güveneydim. Ama bu duygularımın karşılıksız olmasından korkuyordum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD