Nefes kesmekten daha tehlikeli tehditleri vardı. Tenime hükmetmek gibi... Telefondaki sinirli hali yüzünden yemek alanından olabildiğince uzaklaşarak sigara içilen alana doğru yürümeye başladım. “Sana bana karışmaya hakkın yok demiştim. Beni arayıp…” “Hazal sus! Sus ve bir daha sözümden çık neler olacağını gör!” dediğinde işaret edilen alana gelmiş dikkat çekmeyecek bir köşeye geçmiştim. Sigara kokusundan nefret ederdim. Bir de bu ağa bozuntusundan! “Yeter be! İstanbul’dan bana ahkam kesmeyi bırak! İstediğim gibi dışarı çıkar istediğim kadar kalırım buna karışmaya hakkın yok!” diye bir kez daha resti çekerken karşı taraftan yükselen soluk sesleriyle dudağımın kenarını dişledim. Bu deli adam buraya ilk uçakla gelmezdi umarım. “Hazal bana onay verdiğinde istediklerin benim iki dudağ

