Derya, beyaz bir gömlek giymişti. Makyajı yoktu, ama gözlerinde ışıltı vardı. Evin içindeki taş duvarlar bugün onun için saray kadar değerliydi. Çünkü bugün… “evet” diyecekti. Rauf’a. Aşkına. Korkularına. Rauf, üniformasını değil, sade bir gömlek giymişti. Ama o hâlinde bile yine “komutan”dı. Sertti. Kararlıydı. Ve biraz da... gergin. Derya onun yanına yaklaştı. > “Hazır mısın?” dedi gülerek. Rauf bakışlarını kaçırmadan cevap verdi: > “Hayır. Ama seni sevmekten hiç hazır olmadığım kadar eminim.” Tam nikâh memuru kapıdayken... Bir araç karakol kapısında durdu. Plaka sivil. İçinden kırklı yaşlarında bir kadın indi. Elinde bir zarf vardı. Nöbetçi er hemen Rauf’a haber verdi. “Komutanım… Sizi görmek isteyen biri var. Adı Azize Elvan.” --- Rauf’un gözleri karardı.

