Yazar'ın Anlatımıyla Serçe’nin gözleri, tabutların üzerindeki bayrağa kilitlenmişti. Dizlerindeki titreme hâlâ geçmemişti, bedenini sanki içten bir boşluk kaplamıştı. İçine dolan korku ve hüzün, her nefes alışında daha da yoğunlaşıyordu. Ellerini saçlarının arasına alıp sessizce ağlamaya başladı. İçinde fırtınalar kopuyordu ama bu fırtınayı kimseyle paylaşamıyordu; ne annesine ne babasına… Kimse ona Emre’nin artık bu dünyada olmadığını söyleyemezdi. O bunu kendi gözleriyle görmüştü. “Emre… Nasıl… Nasıl olur?” diye mırıldandı, sesi titreyerek koridorda yankılandı. Çiğdem hanım, Serçe’nin yanına yaklaşarak sessizce omzuna dokundu. “Kızım… biliyorum… biliyorum çok zor… Ama senin güçlü olman gerek. Şimdi senin yanında Çağrı var, senin dayanacağın o… Onun da sana ihtiyacı var.” Serçe kafası

