10

1704 Words
Hayatın bana sürprizleri hiç bitmiyor tam diyorum evet artık mutlu olucağım kendime düzen kuracağım ama bir bakıyorum hayat düzen çarkıma çomak sokuyor. Sil baştan yeniden çırpınmaya. Görev yerim Mardin'e çıkınca çok sevinmiştim malum Mardin masallar diyerı olduğu için belki bende burda kendime masal gibi bir hayat kurarım diye hayaller kurmuştum ama bana hayal kurmanın yasak olduğunu unutmuştum. Yine hepsi bir bir başıma yıkılmıştı. Hemde öyle bir yıkılmıştı ki haytımın gerçekleri sert bir tokat gibi yüzüme çarpmıştı. Belli ki kör talihim hiç yakamı bırakmayacak. Ne kadar çok isterdim mutlu bir ailem olmasını beni seven, koruyan, koluyan bir babam olmasını. Yada beni sarıp sarmalayacak şefkatle saçlarımı tarıyacak öpüp okşayacak bir annem olmasını. Belki o zaman bitlenmezdim saçlarım taranır güzel görünürdü bu sayede kuzenlerim cadı süpürgesine benziyorsun demedi. O ailede bir ben sevilmedim zaten annemi bile bir yerden sonra kabul eden babam olacak adam bir beni kabullenmemişti. Sanki ben doğmayı istedim sahip çıkamadığı uçkurunun cezasını bana kesmek daha kolay gelmiş olmalı ne diyeyim. Hayatımda ilk defa sevildiğimi ve değer gördüğümü bu masallar şehrinde anlamıştım ama oda çok kısa sürdü. Adını dahil anmak istemediğim Yüzbaşı'nın kibri ve egosu yüzünden ilk defa mutlu olduğum yerden gitmek zorunda kaldım. Belki bir yere kadar haklı olabilir ama beni tanımadam yargılaması ve asıl yaralı olduğum yerden vurması çok zoruma gitmişti. Saçma bir sebepten inatlaştım farkındayım ama o çok fazla abarttı. Ben kendimi bildim bileli hep ezilmilmiştim ama 2 yıl önce hayatıma giren biri sayesinde artık kendimi ezdirmek yerine kendime duvarlar örmeye ve dik başlı olmaya bailamıtım. Sanıyordum ki böyle olursam kimse benim zayıflıklarımı görmez ve beni ezmez daha doğrusu ezemez. Belli ki birşeyleri yanlış yaptım ki hayatım yine sarpa sardı. Mert abilerde olanlardan sonra eve gidip valizimi de alıp çıkmıştım. Yazdığım istifa dilekçesini Teğmen Emre'ye vermiştim. Dilekçe Mert abinin eline ulaşana kadar ben çoktan burdan gitmiş olacağım nereye gideceğim nerde kalacağım bilmiyorum ama artık burda kalamazdım. İnsanların bana acıyarak bakmasını ve bana bir zavallıymışım gibi hisettirmesini istemiyorum. Geçmişin ile ilgili artık bağzı şeyleri bildikleri için artık bana eskisi gibi davranmazları belki. Mert abi bana samimi şekilde abilik yaparken bana bundan sonra acıyarak bakacağı için ben bunu kaldıramazdım. Diğer yandan Yüzbaşı için artık uğraşacağı ve dalga geçeceği çok daha malzemesi olmuştu. Onun yapacağı imaları ve iğreti dolu bakışlarını görmek yada duymak istemiyorum. Ben onunla savaşacak kadar güçlü değilim benim gücüm onun gibi bir egoiste yetmezdi. Yol sesizlik içinde geçti ve bitti. Otogara gelmiştim çünkü uçak bileti alıcak param yoktu. Umarım bendeki para otobüs biletine yeterdi. Ne kadar komik değilmi bu koca ülkenin sayılı zenginlerinden olup cebinde para olmaması. Rastgele bir yazaneye girdim ve İstanbul'a bir bilet aldım. Karar vermiştim yol boyunca artık Ankara'da yaşıyamazdım burdada kalamazdım bu yüzden İstanbul'a gitme kararı vermiştim büyük şehir nasılsa banada bir iş ve kalacak yer olurdu heralde. Bileti aldığım yerde yarım saat sonra otobüsün hareket edeceğini söylemişlerdi. Bende hemen gidip valizimi teslim edip kendi yerimi bulup oturdum. Yerim cam kenarıydı ve bu çok iyiydi. Hareket saatine dakikalar kala duyduğum anons ile kaşlarım çatıldı. "SAYIN SERÇE ŞAHİN ACİL OLARAK GÜVENLİKTEN BEKLENİYORSUNUZ. SAYIN SERÇE ŞAHİN ACİL OLARAK GÜVENLİKTEN BEKLENİYORSUNUZ. LÜTFEN MÜRACAT EDİN." buda neydi şimdi arabada bilet kontrolü yapan görevlinin yanına gittim. "Pardon anonsta çağırılan kişi benim ama neden beni çağırıyorlar " dediğimde görevli omuzlarını silkti. "Bilmiyorum hanfendi ama önemli olabilir isterseniz bir bakın hem daha harekat saatimize daha var" dediğinde onu onayladım. Otobüsten inip güvenlik yerine doğru yürüdüm güvenlik kulübesine geldiğim zaman kapıdaki güvenlik ile göz göze geldik. "Merhaba ben Serçe Şahin neden beni buraya çağırdınız acaba " dediğimde adam gülümsedi. "Bir dakika bekleyin hanıefendi" dedi ve bakışlarını etrafta gezdirdi ben hala ne yaptığını anlamaya çalışırken omuzuma dokunan elle arkamı döndüm ve onunla göz göze geldim onun burda ne işi vardı. Yazarın Anlatımıyla "Sizin burda ne işiniz var" Serçe çatık kaşlar ile karşısında duran adama bakarken Çağrı onun hala burda olmasının mutluluğunu yaşıyordu. "Serçe konuşmamız lazım" Çağrı'nın ona adı ile seslenmesi zaten çatık olan kaşlarını daha'da çatmasına sebep oldu. "Kusura bakmayın Yüzbaşı benim sizinle konuşacak bir şeyim yok" Serçe'nin çatık kaşları ve sert tavrı Çağrı'nın hoşuna gitmese de kendini frenledi. "Var bizim konuşacak çok şeyimiz var. Serçe özür dilerim" Serçe şaşkınlıkşa karşısındaki adama bakıyordu. Bu egoist adam ondan az önce özürmü dilemişti. "Bakın Yüzbaşı benim sizinle konuşacak bir şeyim yok ve özür dilemenizi gerektirecek bir durumda yok. Kaldıki özür dilemenizi gerektirecek bir konumda da değiliz" dediğinde Çağrı derin bir nefes aldı. "Bak Serçe seni kırdım bu yüzden senden özür dilemek istiyorum ama sen hala inatlaşıyorsun" bu adam şimdi ondan özürmü diliyordu. "Özür dilerken bile beni azarla derdindesiniz özrünüzün samimiyetine nasıl güvene bilirim Yüzbaşı" Çağrı yine hata yaptığını anlamıştı ve daha sakin olmaya çalışıyordu. "Bak Serçe ben özür dilemeye pek alışkın değilim. Bu değilki özür dilemeyi bilmediğimden bunun sebebi özür dilememi gerektirecek birşey yapmaktan kaçınmamdır" Çağrı kendini anlatmaya çalışıyordu ama Serçe okadar kırılmıştı ki pek anlamak istemiyordu. "Bakın Yüzbaşı kendinizi özür dilemek zorunda hissetmeyin çünkü bu günden sonra zaten ne siz beni nede ben sizi görüceğim bu yüzden buna gerek yok" Çağrı ellerini saçlarından geçirip içinden sabır çekti . Bu kız bukadar inat olmak zorundamıydı. "Serçe" biraz uzaktan gelen ses ile arkasını dönen Serçe ona doğru hızla gelen Mert ve Serkan'ı görünce kirpikleri titreşti. Çağrı gördüğü görüntü ile içinden kendine küfürler sıralamaya başlamıştı. Serçe'nin titreşen kirpiklerinden anlamıştı onu nekadar kırdığını. "Abi" dediğinde Mert hızla gelip onu kolları arasına aldı ve bir abi şefkati ile saçlarını okşadığı zaman Çağrı'nın elleri kendinden bağımsız yumruk olmuştu. Serçe Mert'in sarılışına karşılık vermedi ama bu durum içini sıcacık etmişti. "İstifa verip kaçmak ne Serçe" diye yumuşak bir tonda kızdı Mert. Mert ondan ayrılınca bu defa Serkan ona sarıldı ama o Mert kadar uzun sarılmadı. "Abi ben burda çalışamıyacağımı anladım burası bana göre değil" dedi. Asla yalan söylemeyen kız ilk defa yalan söylemişti. "Saçmalama ne demek burası bana göre değil sen bizi doktorsuz mu bırakıcaksın. Bak biz görevden gelince kim tedavimizi yapıcak. Sen bu gün benim pansumanımı yapıcaktın hani" Serkan onun vicdanına oynuyordu. "Serkan haklı buraya kolay kolay doktor gelmez bizi doktorsuz mu bırakıcaksın. Ayrıca ben kız kardeşimi özlerim dizimin dibinden ayrılamasın Serçe hanım" Serçe Mert'in sözlerine gülse de gözlerindeki hüzün onu ele veriyordu. "Abi benim yerime illaki biri gelir diğer yandan burdan gidiyor olmam seninle aramızdaki kardeşlik bağını etkilemez ne zaman istersen konuşuruz" dediğinde Mert basını sağa sola salladı. "Asla olmaz seni göndermem zaten istifanı kabul etmedim bu yüzden görevinin başına dönmen lazım" Çağrı kenarda sesizce onları dinlerken gözlerini Serçe'den alamıyoru. Serçe ise asla ona bakmıyordu. "Serçe Çağrı seni kırdığı için çok pişman inan bana" dediğinde anlık bakışları Çağrı'yı bulsada hemen çekti bakışlarını. "Abi kimsenin pişmanlık duymasına gerek yok. Daha öncede dediğim gibi ben okadar önemli biri değilim kimse bana katlanmak zorunda değil" dediğinde Çağrı yaptığı hataların yüzüne vurulmasından oldukça rahatsız olsada susmak zorunda kaldı. "Serçe bak gerçekten özür dilerim alık bir öfke ile kalbini kırdım ama pişmanım" dediğinde Serçe'nin kalkıcak olan otobüsü için anons yapıldı. Serçe ona cevap vermeden Mert ve Serkan'a döndü. "Abi benim gitmem lazım seni kırdığım için özür dilerim" dedi ve bu defa Serkan'a döndü. "Kendine iyi bak olurmu arkadaşım" dedi ve onların birşey demesine fırsat vermeden yanlarından geçip gitti. "Serçe sen şimdi gelmiyor musun? " dedi Çağrı ama bir cevap alamadı. "Tamam bu sen istedin benden günah gitti" dedi ve hızla Serçe'nin önünü kestiği gibi bacaklarından tuttuğu gibi onu omuzuna attı. Serçe tiz bir çığlık attı. Serkan ve Mert şaşkınlık ile ikiliye baktı. Serkan keyifle kahkaha attı. "İNDİR BENİ MANYAK HERİF" diye bağırdı ve çağrının sırtını yumrukladı ama bu Çağrı'yı pek etkilemiyordu. "YÜZBAŞI BENİ HEMEN İNDİR BENİ REZİL OLUYORUZ" dediği zaman Çağrı hiç umursamadı. "Serkan Serçe'nin valizini al" dedi ve yönünü Mert'e çevirdi. "Abi siz taksi ile gelin olurmu ben Serçe hanım ile biraz konuşacağım" dediğinde Mert onu onayladı. Çağrı ne Serçe'nin bağırışlarını nede yumruklarını önemsedi be arabanın yanına gelip onu arabaya bıraktı. Serçe tam çıkmak için hamle yapacağı zaman. Onu koltukla arasına alıp üzerine iyice eğildi. "Bana bak küçük hanım şimdi burda uslu uslu oturuyorsun yoksa " dedi ve devam etmesi. "Yo_yoksa ne" dedi sesi içine kaçmış şekilde. "Yoksa seni öperim" desiğinde Serçe'nin gözleri kocaman açıldı. Allah aşkına bu adam ne diyordu. Serçe sert bir şekilde göğsüne vurup onu itti ama Çağrı sarsılmadı bile. "Sen sapıkmısın be manyak" diyerek hala onu itiyordu.Çağrı onun bu haline gülerek biraz daha üzerine eğildi. Serçe bu hareketle olduğu yere iyice sindi. "Sapık değilim ki seni öpmem için sapık olmama gerek yok. Anladınmı güzelim sen şimdi uslu uslu oturuyorsun ve biz karakola gidiyoruz. Tabi bu istifa meselesi ve özür meselesini de konuşuyoruz anlaştıkmı" Serçe içinde bulunduğu durumdan iyice rahatsız olmuştu ve olduğu yere iyice sinmişti.Konuşmada kafasıyla onayladı. Aldığı onayladı keyifle gülen Çağrı Serçe'nin emniyet kemerini bağlayıp şoför koltuğuna geçti. Araba hareket etmeye başladığında Serçe bakışlarını cama çevirdi ve Çağrı'dan tarafa bakmadı. Yol akıp giderken Çağrı derin bir nefes aldı. "Serçe" dediğinde Serçe ona hiç bakmadı. Çağrı sakince yeniden seslendi. "Serçe bana bakarmısın" dediğinde Serçe bu adamın kiberlığına şaşırmıştı ama inat etmedi ve yüzünü ona döndü. "Serçe ben gerçekten özür dilerim. Biliyorum bana çok sinirlisin ama inen bilinçli şekilde seni kırmadım. Ben biraz fevri bir insanım bir anda parlarım ama sende inatleşınca bende kendime hakim olamadım" dediğinde Serçe'nin bakışları hala yoldaydı. "Serçe ben öyle kibar yada sakin biri değilim bunu kabul ediyorum. Ama bir kadının canını asla yakmam. O gün senin canını yaktım diye binlerce kez pişman oldum ama gelip senden özür dilemeye yüzüm yoktu" bu sözler Serçe'yi şaşırtsada tepki vermedi. "Diğer yandan aslında kendime olan öfkemi sanaymış gibi yansıttım. Ve kahvaltıda sana söylediklerimden asla ciddi değildim. Sen belki bana inanmıyorsun ama ben gerçekten pişmanım ne olur affet beni ve işinin başına dön ordaki askerlerin sana ihtiyacı var" dedi Serçe içinden bir çok şeyi düşünmüş ve bir karara varmıştı. "Bakın Yüzbaşı dediğiniz gibi ordaki askerlerin bana ihtiyacı var ve bu yüzden görevimin başına geri döneceğim. Bir anlık öfke ile karar verdim gitmeye ama ordaki insanların suçu yok. Diğer yandan sizinle resmi haller dışında konuşmak yada aynı ortamda bulunmak istemiyorum" dediğinde Çağrı'nın kaşları çatıldı ama bir şey demedi. İçinden' zamanla sana kendimi affetiricem inan bana güzelim' dedi ve onu dinlemeye devam etti. "Sizinde buna dikkat edeceğinizi umuyorum. İş dışında lütfen muhattap olmayalım yada aynı ortamda bulunmayalım. Böylelikle sizde bana katlanmamış olursunuz" Çağrı bir kez daha dilinden düşmüş kelimelerin hedefi olmuştu ama pişmanlığı fayda etmiyordu. Serçe ise artık bu adamdan uzak duracağına ve sadece görevine odaklanacağıma dair kendine sözler veriyodu. Bakalım hayat onla nasıl sürprizler hazırlıyacaktı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD