58

1042 Words
Yazar'ın Anlatımıyla Tevafuk hakim olmuştu iki yüreğin hayatına. Öyle ki hayatın bir çok anında kaşılaşmalarına rağmen tanımamışları birbirlerini. Zihinleri hatırlamamıştı ama ruhları ve kalpleri çekmişti onları bir birine. Çocukken arkadaşlık olan o duygu şimdilerde aşktı. Hemde öyle bir aşk ki birine nefes diğerine aile olmuştu. Kaçınılmaz bir sondu onlarınki. Çağrı bahçede olan konuşmadan sonra üzerindeki şaşkınlığı atamadan yere yığılan kızın korkusuyla kapatmıştı kendini resmen. Ne sorulan soruları cevaplıyordu nede tek kelime ediyordu. Serçe'nin baş ucunda oturmuş elini elleri arasına almış öylece duruyordu. Annesi kısa kolonya koklatıyor teyzesi bileğini ovalıyordu. Utanmasa ağlayacaktı ama utanıyordu. O ağlamayı kendine yasak etmişti bir zamanlar o günden sonra da onu ağlatan ve ağlamasına sebep olan tek Serçe olmuştu. Hatırlamıyordu o lanet mağarada aldığı darbe ve gördüğü tedaviler yüzünden çok şey unutmuştu. Ama rüyalarında ara ara karanlıkta ağlayan bir kız çocuğu görürdü ve anlam veremezdi şimdi ise o rüyaların bir anlamı olmuştu. Diğer yandan Serçe'nin karanlıkta kaldıkları gecenin sabahında Sarp diye sayıklamasını hatırladı. Ne kadar sinir olmuştu meğer kız onu sayıklıyordu. Sıkıca tutuyordu kızın elini sanki uyansa kaybedecek gibi hissediyordu. Onu unuttuğu için onu bırakıcakmış gibi korkuyordu. "Çağrı oğlum Serçe iyi annem sadece yaşadığı şok nedeni ile bayıldı korkma" annesi oğlunun dağılmış halini görüyor ve çok üzülüyordu. "Anne onu unuttum diye gitmez değilmi" diye sordu. Annesi başını iki yana salladı. "Hayır oğlum neden gitsin o seni seviyor" dedi annesi ama o pek duyuyor gibi değildi. Uzanıp Serçe'nin avucunda ki elini öptü."Affet beni seni unuttuğum için sana gelemediğim için affet" dedi fısıldayarak. Bir eli Serçe'nin saçlarına uzandı okşadı sevdi. Serçe ise üzerine çökmüş yorgunluk ve zihnindeki kargaşa ile gözlerini açmak istediğinde kulağına Çağrı'nın fısıltı ile söylediği cümleler ve annesi ile olan konuşması onu da üzmüştü. O Sarp diye bildiği Çağrı'yı hiç suçlamazdı gelmedi diye aksine minnet duyuyordu. Gözlerini yavaşça açtığı zaman buranın dün akşam yattığı Çağrı'nın eski odası olduğunu gördü. Pencereden yansıyan solgun gün ışığı saatin ikindi veya akşam vakti olduğunun habercisiydi. Boğazı kurumuştu zorlukla konuştu. "Ça_çağrı" Çağrının balıkşarı yüzüne çıktı. Uyanmıştı açmıştı gözlerini. Buruk bir tebessüm etti. "Güzelim iyimisin ağrın var mı? " diye sordu Serçe'nin saçlarını okşayarak. "S_su" dedi sadece Serçe boğazı çok kurumuştu.Çağrı hemen baş ucunda duran şu dolu bardağı Serçe'nin dudaklarına yasladı. Serçe kana kana içti suyu. "Teşekkür ederim" dedi ifadesi düzdü buda Çağrı'yı endişelendiriyordu. "Nasıl hissediyorsun çiçeğim" sesi endişe ve korku barındırıyordu. "İyiyim korkma" dedi Serçe yataktan doğrulmaya çalışıyordu. Çağrı ona destek verip doğrulmasına yardım etti. "Yorma kendini çiçeğim" Serçe tebessümle baktı Çağrı'nın yüzüne azda olsa içi rahatlamıştı. "Ben iyiyim korkma sadece düşünmekten yorgun düştüm sanırım" Çağrı anladığını belli etmek için başını salladı. "Serçe kızım daha iyisin değilmi" diye araya girdi Çiğdem hanım. "İyiyim Çiğdem teyze kusura bakmayın sizi telaşlandırdım" Çiğdem hanıp saçlarını okşadı anne gibi. "Serçe'm güzel kızım" Yasemin hanım yılların hasreti ve özlemiyle öptü kızı. "Benim yüzümden böyle oldun değilmi" suçluluk duyuyordu. Serçe başını hızla salladı. " Hayır Yasemin teyze ben yoruşmuştum sadece kendini suçlama" dedi. "Oy benim güzel kızım nasılda büyümüş güzelleşmişsin böyle sen. " tebessüm ile okşadı kızın saçlarını ve güzel yüzünü. "Sen hala aynısın çok güzelsin" Yasemin hanım tebessüm etti. Ne kadar seviyordu bu kızı. Ne kadar uğraşmıştı onu o evden kurtarmak için ama başaramamıştı. Ona yardım edip gizlice yemek ve para verirdi. Çok üzülüyordu Serçe'nin o garip haline. Zaten bu yüzden işten atılmıştı. İşten atıldıktan sonra da irtibat kurmayı çok istese de olmamıştı. "Ah güzel kızım şimdi sen benim gelinim mi? Olacaksın" dedi ve yönünü Çağrı'ya döndü. Kimsenin ondan beklemediği bir şey yaptı. Çağrı'nın kulağından tuttu. "Bu deli oğlan seni üzmüyor değilmi" diye sorduğunda odadakiler şaşkındı çünkü o Çağrı'ya kıyamayan teyzesi şuan kulağını çekiyordu üstelik bunu Serçe için yapıyordu. Bu akıl alır şey değildi. "Teyze bıraksana ya acıyor hem ayıp oluyor sevgilim yanında olacak iş mi yaptığın Allâh aşkına ya" diye isyan etti diyer yandan kulağını kurtarmaya çalışrak. "Sus bakım sen. Bana bak Sarp sen benim kızımı üzersen bende seni üzerim. Sakın kızımın kalbini kırma yoksa ben senin koca kafanı kırarım haberin olsun" Çağrı onu onaylayınca çekti elini kulağından. "Afferin akıllı ol yoksa gerisine karışmam" dediğinde içerden bir hayret nidası koptu. "Yokkk artık bu imkansız. Biri acil baksın ya güneş tersten doğdu yada hagi dağda kurt öldü. Annemin kafasına gelirken bir şey de düşmemişti. " Salak salak konuşma hadi çıkın dışarı kız nefes alsın doluştunuz odaya" dedi ve adadakileri içerden çıkardı. Kendi de kapının girişinde durduruldu. "Serçe'm güzel kızım biz aşağıdayız bişey lazım olursa ada olurmu" dediğimde aldığı hüzel tebessüm kadının içindeki buzları eritmişti. "Sağol teyze bir şey olursa söyleriz rica etsem kapıyı kapatırmısın" Çağrı dayanamamıştı artık ve patlamıştı. "Terbiyesiz sus bakım sen" dedi Yasemin hanım ve Serçe'ye göz kırpıp kapıyı kapatmıştı. Serçe konuşulanları ve şuanki halini düşünüyordu. Yatağın çökmesi ile dikkati ve düşüncesi dağıldı. "Güzelim Serçe'm bişey istermisin" diye sordu Çağrı yatağa geçip Serçe gibi sırtını yatak başlığına dayayarak. "Demek yatağıma bu kadar çok yakışıyorsun" dediğinde Serçe'nin kaşları çatıldı. Onun deminki hali gözünün önünden gitmiyordu. Bu yüzden şaka yaparak onu azda olsa güldürmek istedi. "Çağrı " dedi mırıldanan bir sesle soracağı soruyu kafasında tartıyordu. "Söyle çiçeğim" dedi kızın saçlarını parmağına dolayarak. "Sen beni gerçekten unuttun mu? " dedi. Çağrı'ya sorulan bu sorunun onun canını sıkıyordu. Çünkü çöp olmuş çok fazla hatırası vardı ve onun silinen hatıralarını arasında ne yazıkki Serçe vardı. "Ben üzgünüm ama hatırlamıyorum. Yıllar önce esir düştüğümde başıma aldığım darbeler ve gördüğüm tedavi yüzünden unuttum seni ama bazen rüyalarımda görürdüm karanlıkta ağlayan küçük bir kızı. Demek o küçük kız sendin ben seni görüyordum" dedi gülerek. Serçe iç çekti. " Karanlıkta görmen normal çünkü beni ilk gördüğün zaman karanlıktaydım. Sen benim sadece sevgilim değilsin artık benim kahramanımsın aynı zamanda" dedi Çağrı'nın elini sıkıca tutarak. Tuttuğu şey sadece Çağrı'nın elı değildi kalbide sanki avuçlarının içinde atıyor gibiydi. "Ben hep bekledim seni biliyor musun? Karanlıktan o zamanlar korkmaya başladım ve hala çok korkarım biliyorsun. Karanlıkta kaldığım her akşamın sabahında seni sayıklardım. Gelip beni kurtarmanı isterdim ama sen hep giderdin hiç gelmezsin" dediğinde üzülmüştü. "Affet beni seni hatırlamadığım ve o cehennemden kurtaramadığım için affet" dediğinde Serçe onun yüzünü aldı avuçları içine ve Çağrı'nın dudaklarının üstünü kendi dudakları ile örttü. Önce afallayan Çağrı sonra memnuniyetle karşılık vermişti. Serçe aldığı karsılıktan memnun kaldığını belli edercesine bir elini Çağrı'nın ensesine atınca Çağtı için ipler kopmuş işler rayından çıkmıştı. Artık sadece öpüşmüyor resmen ruhları dans ediyordu. Uzun öpücüğün ardından birbirinden ayrılan ikilinin fısıltı ile iki kelime döküldü aynı anda tıpkı bir yemin gibi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD