41

1692 Words
Yazar'ın Anlatımıyla Bazen ağzımızdan bazı cümleler çıkar istemsiz düşünmeden ardına düşmeden dökülür dilimizden. Bazen pişmanlık bazende mutluluk getirir bize düşünmeden kurduğumuz cümlelere. Çağrı yine her zamanki gibi fevri bir çıkış yapmış önünü ardını düşünmeden hareket etmişti. Ona göre yerinde olan bu hareketi diğerleri tarafınfan tasvip edilmemişti. Bunun nedeni yanlış olması değil daha kıza bile bir teklifte bulunmadan onun onayını almadan kendi kafasına göre karar vermesiydi. "Odunsun biliyorsun değilmi Çağrı" Sinem sinirle Çağrı'ya bakıyor onu boğmak istiyordu. Neden mi? Şuan Serkan, Mert ve Sinem Çağrı'nın salonunda oturmuş Çağrı'nın ani kararının istişaresini yapıyorlardı. Daha doğrusu Çağrı'yı öldürmek istiyorlardı. Sebebi ise daha Serçe ile evlilik konusunu konuşmamış ondan onay almamış halde Albay Özkan'a bir 20 sonra olacak düğünden sonra Serçe'yi istemeye geleceğini söylemesiydi. "Ya Sinem delirtmeyin beni ne yapsaydım adam tutturmuş kızımıla görüşmeyeceksin diye kimse kusura bakmasın geç buldum zor kazandım o kızın kalbini bilsem beni kuşuna dıyecek yine o kızdan vaz_geç_mem" sonda heceleyerek kurduğu vazgeçmem kelimesi Sinem'in hoşuna gitse de Mert ve Serkan için aynı şey söylenemezdi. "Lan sana kızdan vazgeç diyen mi? Oldu yarım akıllı. Damdan düşer gibi söylenir mi? Kızın rızasını aldın mı? Yok annene söyledin mi? Yok e kıt kafalı annen tutturmuş Naime teyzenin kızı Gülsüm 'ü Çağrı'ma isteyeceğim diye şimdi ne bok yiyeceksin" diye öfkelendi. Serkan'da Mert'i onaylayınca Çağrı hırsla ayaklandı. "Ne Gülsüm mü? Lan ben Gülsüm kim onu bile bilmiyorum. İkinize de gün doğdu tabi kına yaktınız mı? Bari içiniz rahat etmiştir artık" öfkesini bu defa ikiliye çeviren Çağrı içten içe onların haklı olduğunu elbette biliyordu ama o an en doğru kararın bu olduğunu düşünmüştü. Diğer yandan annesine kızıyordu. Annesi sürekli ona farklı kızların fotoğraflarını atıp ona kız bulduğunu söyleyip onu evlilik için sık boğaz ettiği de kaçınılmaz bir gerçekti. Çağrı bazen korkuyordu annesinden birgün ona mesaj atıp seni evlendirdim demesinden çünkü bunlar annesinden beklenebilir hareketlerdi. "Valla ben bilmem kardeşim keşke bu işi önce Serçe'ye sonra annene açsaydın şimdi kıza mahçup olmaz annen ile de bozuşmazdın. Biliyorsun annen bunu burnundan getirecek" Çağrı uzun bir offf çekti zirâ Mert haklıydı. Çağrı annesinin bu konuyu burnundan getireceğini ve Serçe'yi de zorlayacağını işi yokuşa süreceğini biliyordu. "Ya şöyle söyleme annem kıyamaz bana hem tanısa oda Serçe'yi çok sever bence" diye umut ederek konuşunca Mert başını sen adam olmazsın der gibi salladı. "Oğlum sorun orda ya Serçe'yi tanımıyor. Ya kardeşim aklını başına al bari kadınla konuş ona ufakta olsa bir şeyler çıtlat. Kızı damdan düşer gibi çıkarma karşısına valla seni de bizi de parçalar" dediği zaman Çağrı annesi ile konuşmayı aklına not etmişti. Diğer yandan Sinem ve Serkan'ın da Mert'i onaylamasıyla Çağrı onlara tiksinir gibi baktı. "Her neyse ben halledicem ama Sinem yardımına ihtiyacım var" üç arkadaşı aynı anda ona döndü. "Tabi hangi konuda" diye karşılık verdi Sinem. Çağrı rahatça arkasına yaslandı. "Yarın hafta sonu ve çarşıya çıkacağım sizde büyük ihtimalle geleceksiniz ne yap et yaşlı kurda belli etmeden Serçe'nin de sizinle gelmesini sağla bunu yapabilir misin? " Sinem keyiflendi ama Mert kaşlarını çattı. "Hadi lan ordan karım senin ayakçın mı? " Çağrı öyle bir baktı ki Mert'e her an parçalaya bilirdi sadece Serçe ile yanlız kalmasın diye yapıyordu öyle ve Çağrı bunu biliyordu. "Ulan it sen Sinem ile sevgili iken ben azmı ayakçılık yaptım lan size azmı kardeşim Sinem'i özledim dediğinde bu kızı evden çıkarıp sana getirdim" Mert o günleri hatırlayınca tebessüm etti doğruydu her Sinem'i özlediği zaman saat fark etmez Çağrı onların buluşmasını ayarlardı. "Hatırladın değilmi bana ağladığın günleri. Şimdi salak salak konuşma ve yardım et çık bu abi havalarından yoksa valla elimde kalacaksın" Mert umursamaz şekilde omuz silkti. Söz konusu Serçe olduğu için biraz çekimser kalıyordu. Arkadaşına olan borcunun ödenme zamanı gelmişti artık. "Tamam lan tamam hallederiz ama sakın bak ayağını denk al kardeşimi üzecek bir şey yaparsan çok kötü olur" dedi Mert. "Aynen" diye destek çıktı Serkan. "Yemin ediyorum elimde kalacaksınız demedi demeyin " dedi Çağrı ve ordan kalkıp sehpanın üzerindeki telefonu aldı ve balkona çıktı. Şimdi vermesi gereken bir hesap vardı. Sigarasını yakıp telefonun ekranını açtı ve son aramalara girip arama tuşuna bastı. Serçe'mmm....aranıyor. Bekledi çalan telefondan gelen sese odaklandı. Kalbi heycan ile atıyordu nasıl aymasın ki sevdiği ile konuşacaktı. İkinci çalışta açıldı telefon ve Serçe'nin o yumuşak sesi duyuldu. "Efendim Yüzbaşı" sesi duygudan yoksun ve setti. Çağrı anlamıştı onun fikrini almadan giriştiği işin hata olduğunu. "Serçe'm nasılsın" diye sorduğu zaman Serçe içinden utanmadan birde nasıl olduğumu soruyor sanki iyi olmam için müsade etmiş gibi diye serzenişte bulunmuştu. "Nasıl olabilirim Yüzbaşı. Şaşkınım" Çağrı mahçubiyetle kaşıdı ensesini kız haklıydı sonuçta. "Biraz sinirlisin bence" Serçe gülmek istedi ama ciddiyeti şimdi bırakamazdı elden o yüzden şuan gülemezdi. "Hadi ya çok zekisin" ters cevabı normalde Çağrı'nın öfkelenmesine sebep olacakken o tam tersi suçunu kabul eden erkek çocuğu edasıyla mahçup bir şekilde mırıldandı. "Serçe valla senle konuşacaktım önce ama sinirlenince pat diye çıktı ağzımdan" sesi suç işlemiş çoçuk gibi kısık çıkmıştı. "Ne zaman Yüzbaşı düğün sabahı beni almaya gelince mi? " bir an dilini ısırdı bu cümleyi kurmayacaktı. Çağrı duyduğu şeyle şeytanca gülümsedi. "Hmmm bak sen demek benimle yapacağın düğün gününün hayalini kuruyorsun bak bunu bildiğim çok iyi oldu" Serçe domates gibi kızarmıştı bu düşünmeden konuştuğu için kendine kızıyordu. "Aptal Serçe beynini nerde bıraktın acaba da kullanmadın" diye fısıldadı kendi kendine. Çağrı net duymasa da sinirli olduğu için ne dediğini sormadı. "Yüzbaşı benim kapatmam lazım işim var" Çağrı kaşlarını çattı. Serçe kaçıyordu. "Güzelim dur biraz sesini duyayım. Biraz çıksana balkona yüzünü görsem içim rahat etse" Çağrı görecek gibi başını olumsuzca salladı Serçe şuan kızgındı ve görmek istemiyordu. "Olmaz işim var sende biraz düşün belki yaptığın hatanın farkına varırsın" Çağrı derin bir iç çekti bir yanı mutluydu çünkü Serçe onun hayatındaydı ve ona trip atıyordu bir yanı buruktu çünkü hata yapmıştı. "Doktor hanım yapma böyle ne yapsaydım kalbini zor kazanmışken uzak dur diyorlar ne yapsaydım. Seninle gönül eylendirmediğimi kanıtlamam gerekiyordu mecbur kaldım" Serçe omuz silkti. "Bana ne keşke bu önce bana söyleseydin de bende orda mal gibi kalmasaydım" Çağrı sabır çekti. "Sakın kendine öyle yakıştırmalar yapma doktor hanım tamam haklısın benim öküzlüğüm önce sana sormam gerekirdi haklısın ama ne yapayım çok sinirlendim kızıma yaklaşma dediği zaman" dedi. "Sen her sinirlendiğin zaman böyle düşünmeden hareket mi? Edeceksin Yüzbaşı. Ben haklı olmak istemiyorum olaylara biraz da benim açımdan bak. Allah aşkına bir şey soracağım" Çağrı tedirgin oldu. "Sor bakalım doktor" Serçe derin bir nefes aldı. "Annen yada ailen benim hakkımda en ufak bir bilgiye sahip mi? " Çağrı şaşırdı böyle bir soru beklemiyordu. Sessizliği uzun sürünce Serçe almıştı cevabını. "Al işte onların bile haberi yok benim varlığımdan. Ya Yüzbaşı belki beni sevmeyecekler istemeyecekler. Olurmu öyle pat diye ben bu kızı seviyorum evlenmek istiyorum demek. Annen demeyecek mi? Neyin nesi kimin fesi bu kız belki yakıştırmayacak beni sana. Belki çoktan sana biri...... " Çağrı sinirli bir tonla kesti sözünü. Anlamıyordu nesini sevmeyeceklerdi acaba kendi yakışıyormuydu Serçe'nin yanına da onu yakıştırmıyacaklardı. "Sakın bir daha bunları duymayacağım doktor. Kimin ne düşündüğü ne kadar umrumda sence. Annem istemese bile saygı duymak zorunda. Seninde kimin nesi olduğun umrumda değil ben seni bilirim başkasına lüzüm yok. Yakıştırmaya gelince bakalım ben senin yanına yakışıyormuyum Serçe hanım. Tabi sen farkında değilsin nasıl eşsiz bir müvehver olduğunun" Serçe susmuştu dili dönmüyor dönse de ne söyleyeceğini bilmiyordu. Nasılda güzel seviyordu Çağrı onu ağlıyası geldi ve bir hıçkırık. Sesiz içli ve duygu dolu. Sevgi miydi? Yoksa sevgiye olan açlıklıkmıydı onu ağlatan.Duydu Çağrı o sesiz hıçkırığı içi cız etti yaktı kavurdu o kısık ses bağrını. Uzanamadı silemedi telefonun diğer tarafından ağlayan kızın yaşlarını. Dert oldu içine göğsüne yediği kurşun bile bu kadar yakmamıştı canını haksızlıktı bu büyük haksızlık. Sevmek can yakmamalıydı sevilmek can yakmamalıydı ama yakıyordu yanıyordu işte. "Serçe'm gözümün, gönlümün yegane çiçeği en kıymetlim yapma ağlama vallahi çıkıp gelirim bilsem Albay beni kurşuna dizecek yeminim olsun yine gelirim" Serçe iç çeke çeke ağladı. Seviyordu en önemlisi seviliyordu. "Ça_Çağrı sev beni olurmu çok sev babamın okşamadığı saçlarımı sen okşa annemin sakınmadığı yaktırdığı canımı sen sakın. Ben çok yoruldum yaralarımı sarmaya sen sar olur'mu? Yakma ne olur canımı yakma. Sevilmeyi sende tatmış yaşamışken ne olur felaketim olma sana bu kadar güvenirken beni yıkma" sesi titriyor dili durmuyordu. İçi okadar canı yanmış okadar sevgiye hasret kalmıştı ki sevgiyi dilenir olmuştu. "Serçe'mm güzel sevgilim sana söz veriyorum yaşadığım sürece son nefesimde bile güzel yüzün aklımda, sesin kulağımda, aşkın ve sevgin kalbimde olacak. Seni öyle bir seveceğim ki ne bu dünyada nede ölünce asla başka bir sevgiye muhtaç olmayacaksın. Öleceğim güne kadar uğruna öleceğim o saçlarını okşayacak seni son nefesime kadar seveceğim güzel gözlüm. Yalvarırım ağlama yaktırma bana şu Mardin'i bırak sağlam kalsın" Serçe'nin ağlayışları sesiz iç çekişlere dönmüşken tatlı bir tebessüm belirdi güzel yüzünden. Seviyordu hemde çok seviyordu. Çağrı mutfakta oturmaya devam ederken onların konuşmalarını dinleyenlerden haberleri yoktu. Özkan bey kapının yamacında Serçe'yi dinleyip göz yaşı döküyordu. Çağrı'nın olduğu yerde de koridorda Çağrı'nın konuşmasını dinleyen Mert, Serkan ve Sinem içleri yanmıştı. Sonra birşey oldu ve balkonun kapısı açıldı. "Sevgilim" Çağrı duyduğu cümleye inanamadı. Serçe ona sevgilim demişti. "Serçe kızım beni öldürmeye niyetin varsa sık bir tane gitsin böyle ani sözlerin kalbime indirecek be yavrum" Serçe kıkırdadı Çağrı'nın şapşal halleri onun çok hoşuna gidiyordu. "Sevgili Yüzbaşı'm" neler olmuştu bu kıza da Çağrı'nın aklını başından alıyordu. "Yüzbaşı'n sana kurban olsun söyle Serçe'm" mutluluk ,sevgi böyle birşey miydi? Diye geçirdi içinden Serçe tuhaftı içi içine sığmıyor adeta bağıra çağıra haykırmak istiyordu sevgisini. "Allah korusun deme öyle Yüzbaşı'm" dedi Serçe cilveli bir sesle. "Balkona çıksana göreyim yakışıklı sevgilimi" Çağrı şoktan şoka giriyordu. Telefonu kendinden uzaklaştırıp ekrana baktı Serçe'mmm yazıyordu ama konuşan gerçekten o muydu. Hızla kalkıp balkona çıktı. Serçe balkonda omuzlarına sardığı şala sarılmış onun balkonuna ona bakıyordu. "Güzelim üşürsün öyle hırka alsaydın" Serçe olumsuzca salladı başını. "Üşümem o güzel gözlerin ısıtır beni merak etme" Çağrı sakince kolunu cimciklerdi önce sonra kendine yavaş bir tokat attı. Yok uyumuyordu rüya değildi. Serçe onun ne yaptığını anlamaya çalışıyordu. "Yavrum yaptığın tahlillerde 1 aylık ömrüm kaldı da ondan mı? Bana böyle davranıyorsun. Yok eğer öyleyse söyle yarın nikahı basayım da gözlerim açık gitmiyim diğer tarafa" Serçe gür bir kahkaha attı. Çağrı onu ilk defa böyle görüyordu. "Buna alışsan iyi olur Yüzbaşı'm bundan sonra böyle hoşuna gitmedi mi? Yoksa sevgilim" Çağrı elini kalbine koydu. "Kızım dur bugün için çok fazla yükleme yaptım valla duracak şimdi bu meret. Ayrıca çok sevdim bu halini ama sebebi ne" diye sordu. Serçe tek bir kelime sundu ona ve bu her şeyi özetledi. "GÜVEN"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD