Dur kadın! sarsma yüreğimi ,çekme dudaklarını.
Bırak dinsin susuzluğum çöle düşmüş Mecnun misali.
Yıkma tutunduğum sanrılarımı. Bir izi olsun tenin tenimde.
Çağrı Akın
Aşk her kalpte çiçek açtırır ama hak edilen kalplerde cennete kapı açtırır. Serçe sevilmenin Çağrı sevmenin lezzetini aldıkları şu zamanda tarifi zor duygular seline kapılmış içlerinde havai fişekler patlarken gözlerinde yıldızlar ışıldıuordu. Bu defa bir fark vardı ve o fark Serçe'nin domatesten farksız olmasına yetiyordu. Utanıyordu ilk defa bu denli sevmiş ve sevilmişti artık ergen de değildi duğularından da emindi. İlk yaşadığı öpücük deneyimi olmuştu ve kalbi her an durmaya yer arıyordu. Deniz bir zamanlar onu öpmek istediğinde kendini çok kötü hissetmişti kim bilir belki hissetmişti ondaki o kötü enerjiyi ve ona dokunmasını bu yüzden istememiştir.
Çağrı ise öptüğü dudakların büyüsüne kapılmış adeta dünyadan soyutlanmıştı. Aklı uçup gitmiş ayakları adeta yerden kesilmişti. Kendini okadar tuhaf hissediyordu ki sanki ilk defa bir kafını öpüyor gibi hissediyordu halbuki bu onun ilk öpücüğü değildi. Serçe oturuyor olmasına rağmen dizleri titrerken ellerini yumruk yapıp kendini sakinleştirmek için çabalıyordu. Gerilmilti sanki bütün vücudu felç olmuş gibi. Çağrı kızdan uzaklaşıp yüzüne baktığı zaman Serçe onun dışında her yere bakıyor ama asla onla göz teması kurmuyordu.
"Serçe umarım kanıtlamışımdır" dediğinde Serçe yutkundu. Konuşabileceğini hiç sanmıyordu. Çağrı onun suskunluğundan rahatsız olmuştu. Bir an acaba yanlış mı? Yaptım diye kendini sorgularken buldu kendini. Sınra eğer rahatsız olsa onu engeller bağırıp, çağırıdı diye kendini sakinleştirmeye çalıştı.
"Serçe bana kızdın mı? " diye sorunca Serçe ne diyeceğini bilemedi. Kızmışmıydı hayır, rahatsız olmuşmuydu hayır, hoşuna gitmişmiydi peki? Kesinlikle evet diye geçirdi içinden. Ama konuşacak cesareti yoktu çünkü çok utanmıştı sonuçta bu onun ilk öpücüğüydü ve hoşlandığı kişi tarafından öpülmüştü.
"Ş_şe_şey be_ben ha_hava alıcaktım" dedi vehızla yerinden kalkıp kaçıp gitmişti. Bir an önce bu odadan çıkması lazımdı yoksa utançtan ölen ilk insan olacaktı. Kapıdan çıktığı gibi asansör ile uğraşmadan kendini merdivenlere yönlendirdi ve koşarak indi merdivenleri. Hiç durmadı ve bahçeye çıktığı zaman derin bir nefes çekti ciğerlerine elini kalbine koyup çırpınışlarını durdurmaya çalıştı. Artık nasıl bakıcaktı Yüzbaşı'nın yüzüne bilmiyordu.
"Ö_öptü b_beni öptü" yüzünde aptal bir gülüş ile eli kalbinin üstünde sırtını duvara vermiş sırıtıyordu. Mutluydu çünkü sevdiği adam tarafından öpülmüş ve ilk öpücüğünün de sahibi olmuştu.
"Allahım ne olur yardım et kalbim duracak diye korkuyorum" diye dua ettiğinde duvarın diğer tarafında onu izleyen ve dinleyen adamdan habersizdi.
Çağrı kızın odadan kaçıp gitmesi ile korkuyla peşinden gitmişti. Serçe'nin ondan kaçma düşüncesi canını sıkmıştı. Kendine kızmış ve defalarca küfürler etmişti ama Serçe"nin konuşmasını duyunca korkusu yerini rahatlamaya bırakmıştı. Üzerinden ağır bir yük kalkmış gibi omuzları hafiflemişti.O Serçe'yi seyre dalmıştı ki Serçe'nin yanına gelen adamı fark etmemişti.
"İyimisiniz" diyen adamla daldığı düşünceden ayrıldı Serçe. Kafasını kaldırdığı zaman tepesinde dikilmiş ona bakan adam ile göz göze geldi.
"İyiyim " dedi sadece .
"Sizi öyle görünce iyi olup olmadığınızı sormak istedim niyetim sizi rahatsız etmek değildi" dedi gayet saygılı bir yaklaşımla. Serçe tebessüm etti.
"Teşekkür ederim rahatsız olmadım" dediğinde adam da tebessüm etti. Serçe karşısındaki adamın uzun boyunu görünce kaşları çatıldı. Kendini kısa kabul etmediği gibi etrafınfaki gereksiz uzun insanlarada gıcık oluyordu. En çok'ta Yüzbaşı'nın uzunluğundan şikayetçiydi.
"Bu arada tanışamadık Baran " dedi ve elini uzattı genç adam. Serçe bir adama birde ona uzatılan ele bakarken tam elini uzatıcağı sırada duyduğu sesle eli asılı kaldı.
"Sevgilim demek burdasın seni arıyordum" dedi Çağrı ve Serçe'nin yanına gidip elini beline sardı. Serçe şaşkın bakışlarını yanındaki adamın yüzünden çekemezken adamın yüzündeki soğuk ifadeye daha da şaşırıyordu.
"Merhaba" dediğinde adam ana tebessüm etti.
"Merhaba Yüzbaşım geçmiş olsun" dediğinde Çağrı'nın kaşları çatıldı bu adam onu nerden tanıyordu ki. Dikkatli bakınca siması tanıdık gelse de bir türlü çıkaramamıştı. Adam da Çağrı'nın onu tanımadığını anlamış olacak ki kendini tanıttı.
"Ben Baran Aksoy Mehmet Aksoy'un oğlu " dediğinde Çağrı adamı tanımıştı. Bir kan davası meselesi yüzünden gittikleri bir köyde tanışmıştı ama okadar kalabalıktı ki adamı aklında tutamamıştı.
"Hatırladım sağolun iyiyim sizler nasılsınız köyde herşey yolunda değilmi? " diye sordu Çağrı elini Serçe'nin belinden çekmeden.
"Sizin de sayenizde iyi şuanda eğer siz olmasaydınız çok kan akardı Yüzbaşım" dediğinde Şerçe anlamsızca ikilinin konuşmasına kulak misafiri olurken Çağrı mahçup olmuştu.
"Estağfurullah Baran bey sizin gibi aklı başında insanlar sayesinde kan akmadı ben görevimi yaptım sadece" dediğinde adam tebessüm etti. Gözleri Serçe'ye kayınca Çağrı belindeki elini daha da sıktı.
"Sizi tanıştırayım Serçe bizim karakolun doktoru ve benim sevgilim olur Allah izin verirse yakında nişanlım olacak" dediğinde Serçe küçük dilini yutmak üzereydi. Bu adam ciddimi diye geçirdi içinden hala duyduğu şeyin şokundayken Çağrı belini sıkıp bıraktı sonra.
"Sevgilim bu bey burdaki büyük aşiretlerden birinin ağasının oğlu ve babasından sonra ağalık yapıcak kişi Baran Aksoy" desiğinde Serçe şaşırdı. O ağalığı sadece dizi ve kitaplarda görmüştü ve böyle birşeyin gerçekte olduğuna inanamamıştı.
"Ne güzel bir isminiz varmış Serçe hanım memnun oldum" dediğinde tebbesüm etti ama bu defa elini uzatmadı.
"Teşekkür ederim bende memnun oldum Baran bey" dedi.
"Neyse biz gidelim artık Baran bey kendinize iyi bakın" dedi Çağrı.
"Sizde Yüzbaşım tekrar geçmiş olsun. Bu arada önümüzdeki ay kardeşimin düğünü var sizi ve nişanlınızı da aramızda görmekten şeref duyarız" dediğinde nişanlınız kelimesi Çağrı'yı zevkten dört köşe ederken Serçe utanmıştı.
"O şeref bize ait Baran bey bir işimiz olmaz ise eğer elbette geliriz ama bizim iş malum her zaman karakolada olmaya biliyoruz" dedi Çağrı adam başını olumlu anlamda salladı.
"Haklısınız iyi günler Yüzbaşı" dedi Çağrı başı ile yanıtlayınca adam ordan ayrıldı. Çağrı ve Serçe yanlız kalınca Çağrı elini kızın belinden çekti ama bu hareket ile Serçe boşluğa düşer gibi hissetmişti kendini.
"Hadi bakalım kaçak doktor gidip şu doktoru bulalım da taburcu işlemlerini yapalım" dediğinde Serçe kaşlarını çattı.
"Ne taburcusu Yüzbaşı sen yaralısın ameliyaylısın üstelik birkaç gün kalman şart ve şuan ayakta değil yatakta olman gerekirdi" dediğinde Çağrı'nın yüzünde muzip bir gülüş oluştu. Bu kızla uğraşmayı özlemişti.
"Dinlenmem gerekirdi ama ben kaçak bir Serçe'nin peşine düştüm. Ayrıca benim bir doktorum var ve kimse bana ondan iyi bakamaz o beni bir gülüşü ile bile iyileştirir" Serçe inanamıyordu bu karşısındaki gerçekten onun tanıdığı Yüzbaşı'mıydı inanamıyordu. Şaşkın şakın adamın yüzüne bakınca Çağrı işaret parmağının ucuyla onun küçük burnuna dokundu. Bu kızın ker bir uzvu boyuyla orantılıydı ve Çağrı ilk günden beri onun küçük burnunu çok sevmişti.
"Bakma öyle içim gidiyor" dedi.
"Senin kafana saksı falan mı? Düştü yoksa yaralandığın zaman yere sert mi? Çarptın anlamadım ki" dediğinde Çağrı'nın bakışlarında ki şaşkınlığı görünce sesli düşündüğünü anlamıştı.
"Allah kahretsin sesli düşündüm değilmi" dediğinde Çağrı evet der gibi başını salladı.
"Ne başıma saksı düştü nede başımı sert çarptım. Sadece aklım balıma geldi ve artık her anımda yanımda ol istiyorum doktor. Benim kalbimde çiçekler açtırmışken kolaylıkla iyileştirirsin sen o şifalı parmaklarınla" içinde yok artık bu adam hiç iyi değil dediğinde parmak uçlarında yükselip elinin tersini Çağrı'nın anlına bastırdı. Yoktu adamın ateşi de yoktu ama neden böyle konuşuyordu ki.
"Yüzbaşı sen iyisin değilmi" diye sordu şüpheli bir sesle. Çağrı sesli güldü.
"İyiyim Doktor hemde hiç olmadığım kadar çok iyiyim. Sen böyle yanımda elimi tutmuşken ben nasıl kötü olurum" dediğinde Serçe'nin bakışları ellerine kaydı ve hızla ateşe deymiş gibi çekti elini adamın elini ne zaman tuttuğunun bile farkında değildi.
"Çekme doktor çekme o elin artık ölene kadar elimde olacak" dedi ve yeniden Serçe'nin elini tuttu. Serçe daha adamın dediklerini algılayamadan adamın peşi sıra çekildiğini gördü. Hastanenin içine girdikleri gibi Çağrı kantine doğru yürüdü.
"Bir tane sandviç alabilirmiyim birde meyve suyu" dediğinde Serçe şaşkındı. Kantindeki kız Çağrı'nın istediklerini verirken adamı süzmeyi ihmal etmemişti ve bu durum Serçe'nin dikkatinden kaçmamıştı. Allah'tan üzerine bir şey giymeyi akıl etmiş dedi içinden. Çağrı kızın uzattıklarını alıp onları takip eden askere parasını ödemesi için işaret edince asker onu onayladı. Serçe ile odasının olduğu kata çıkınca sandviçi masaya koydu ve yanına da meyve suyunu bıraktı. Sandalyeyi çekip Serçe'nin kolundan tutup onu çektiği sandalyeye oturttu.
"Sen bir şey yiyemedin et sevmediğini bilmiyordum kusura bakma" et mi? Serçe et seviyordu aslında ama okadar çokta değil o utandığı için gitmişti halbuki. Çağrı onu daha fazla utandırmamak için öyle söylemişti. Serçe hala ona bakamıyordu ve kaçacak yeri de yoktu. Kapı çalındığı zaman içeri doktor girdi kontrole gelmişti.
"Çeğrı bey neden yatakta değilsiniz acaba dinlenmeniz lazım" dediğinde Çaprı pek umursamadı zaten bu doktora uyuz olmuştu resme kıza yürümüştü.
"Ben iyiyim doktor sen dert etme benden senin yanına gelicektim taburcu işlemleri için" dediğinde doktor hızla karşı çıktı.
"Asla olmaz en az üç gün hastanede gözlem artında olmanız lazım" dediğinde Çağrı umursamadan konuştu.
"Gerek yok benim bünyem güçlüdür kolay yıkılmaz" dedi ve bakışları yanındaki kıza kaydı.
"Üstelik benim zaten bir doktorum var ve o benim tedavim ile ilgilenir" dediğinde Serçe utandı ama bu defa meslektaşına saygısızlık yapıldığı için.
"Yüzbaşı ben sizin kişisel doktorunuz değilim ve sizin tedavinizi ben başlatmadım" Dedi. Çağrı bakışlarını ondan çekmeden.
"Seninle devam edelim tedaviye olmaz mı? Hem hastanın tedaviye yanıt vermesi önemli ben senin uygulayacağın her tedaviye cevap vermeye hazırım" dediğinde Serçe göz devirdi.
"Şey doktor bey siz nasıl bir tedavi süreci belirlerseniz ona uymak zorunda kendisi" dediğinde Çağrı kaş çattı.
"Serçe hanım siz karışmayın bu benle doktorum arasında" dediğinde Serçe şaşırdı.
"Ama sen demin kalmıycam dedin" dedi Serçe.
"Serçe hanım haklı Çağrı bey hastanede kalmanız lazım" dediğinde Çağrı doktora döndü.
"Sen doktorumun dediğini ciddiye alma doktor o bana kıyamıyor ondan öyle diyor" Serçe başını sağa sola salladı.
"Tamam doktor bey siz taburcu edin ben tedavisi ile ilgilenirim" dedi Serçe ve Çağrı sırıttı.
"Olmaz Serçe hanım hastanede kalması daha sağlıklı" bu adam Çağrı'yı sinilendiriyordu.
"Sen doktorumdan iyimi bileceksin doktor taburcu et diyor işte" doktor inanamadı adamın laf çevirme hızına.
"Ama siz demin dediniz ya onun dediklerini dikkate almayın diye" Çağrı'nın demin dediği söze binayen söylemişti doktor.
"Ben bu dünyada bir onun dediklerini dikkate alırım doktor" dediğinde hem Serçe hemde doktor şaşkındı çünkü karşılarındaki adam tam bir laf canbazıydı.
"Doktor bey siz taburcu işlemlerinizi başlatın yoksa bu adam bizimde dengemizi bozacak " dedi sinirle. Çağrı sırıttı amacına ulaşmıştı. Doktor bir kaç soru sorup odadan çıkmıştı. Serçe sandviçini yemeye devam ederken Çağrı onu izlemeye başladı. Haber karakola ulaşınca Mert onları ve askerleri almaya araç yollamıştı. Taburcu işleri hallolur hallomaz hastaneden çıktılar. Sessiz geçen yolculuktan sonra karakola vardıklarında Serkan ve Mert onları kapıda bekliyordu. Serçe kaçma fırsatını bulmuştu hızla arabadan inip Çağrı'nın yüzüne bakmadan onları bekleyenler ile selamlaşıp lojmanda doğru hızla yürüdü. Bu Mert ve Serka'nın dikkatinden kaçmamıştı ve yine kavga ettiklerini düşünmüşlerdir. Bir birlerine sarılıp selanimlaştıklarında giden kızın arkasından bakıyorlardı.
"Yaralı halinle bile bu kıza yüzüne baktırmayacak ne söyledin yada ne yaptın" dedi Mert Serkan'da ona destek çıktı.
"Valla bir kere şu kıza düzgün davransan şaşarım" dedi Serkan'da. Çağrı derin bir nefes aldı onlar Serçe'nin kızgın olduğunu sanıyordu ama Serçe utanmıştı.
"Hiç bir şey demedim de yapmadım da sadece" dediğinde iki arkadaşı sözünü kesti lojmana doğru yürürken.
"Sadece ne ne yaptın lan kıza" diye kızdı Mert.
"Bir şey yapmadım öptüm sadece oda utandı" dediğinde iki arkadaş aynı anda.
"Ha iyi kavga ettiniz sandık yine" derken yürüyorlardı. Birden ayakları durdu oldukları yerde takılıp kaldıklarında Çağrı onların bu aptal hallerini umursamadan devam etti yürümesine tâaki Mert'in bağırışına kadar.
"Ne yaptın öptün mü? dedi Mert.
" Öptüm derken " dedi Serkan hala oldukları yerde durmuş onları arkada bırakıp giden adamın arkasından bakıyorlardı.
"Laannn Çağrı buraya gelll! "