66

1749 Words
Yaşarken öldüm ben, Çiçeğimi topraktan sökerken kahroldum. Yakışmıyordu. Benim çiçeğim kara toprağa yakışmıyordu. Çağrı Akın Gözlerimi ameliyathanenin kapısına dikmiş içerden gelecek güzel bir haber bekliyorum. Serçe'nin kana bulanmış solgun yüzü gözümün önünden silinmezken ben deli gibi sallanıyordum. Alacağım haberden korkuyordum. Sanki içerden biri çıkacak ve o öldü diyecekde dünyamı başıma yıkcakmış gibi geliyordu. Ben duvarın dibine çökmüşken diğerleri sandalyeler de oturuyordu. Yıkım neydi kıyamet nasıl kopuyordu öğrenmiştim. Herkes burdaydı ailem arkadaşlarım hepsi burdaydı ama ben yanlızdım. Başım dönüdüğü için kafamı ellerimin arasına aldım. Yanıma yaklaşan ayak seslerini duydum ama kafamı kaldırıp bakamadım. Omuzuma konan el güven vermek ister gibi sıkmıştı. "Oğlum iyimisin" ben iyi miydim bilmiyorum. Ama kendimi iyi hissetmiyordum ki. Ben yaşayan, nefes alan bir ölüyüm şuan. Serçe ordan çıkmadan nefes almadan ben yaşayamazdım. İnkar etmedim yada annemi rahatlatacak cümleler kurmadım. "Anne canım çok acıyor" diye bildim. Ellerini başımın üstünde hissedince yeni durmuş olan yaşlarım yeniden akmaya bailadı. "Çağrı oğlum yapma böyle" dediğinde zor yutkundum. "Ne yapmıyım anne sen söyle ilk defa sevdaya düşmüşken sevdiğim kadını toprağın altından almışken ne yapmıyayım" kelimeler birer zehir gibi dökülüyordu dilimden. "Annem toparlan Serçe için güçlü ol yıkılma" yıkılmak mı? Ben çoktan enkaz olmuşken ne yıkılması. "Anne o_ona bir şey olursa ben nasıl yaşıyacağım" annem de önümde dizlerinin üstüne çöktü. "O ne demek oğlum sen beni ,babanı , kardeşini hiç mi? Düşünmüyorsun" yanlıştı anneme kurduğum cümleler biliyorum ama yüreğimin acısı vurmuştu dilime. "Annem onun benden başka kimsesi yok. Benim çiçeğimi toprağa gömen öz babası sanıyormusun ki Serçe yaşasa bile eski Serçe olur. Hayır anne o bir enkazdan farksız olacak ben, ben nasıl toparlıyacağım " annemin sorusunu es geçtim. Bir zamanlar ölümün bile olsa bulunması için dua eden kadını bu sözlerimle daha fazla yaralıyamazdım. "Severek daha çok severek toparlıyacaksın oğlum. Hem ne olmuş annesi babası yoksa ben anne olurum ona baban da baba olur" dediğinde küçük bir çocuk gibi doladım kollarımı annemin boynuna ağladım. Ağladıkça içimdeki zehir akıyordu sanki. Çıkmıyordu aklımdan toprakla kaplanmış saçları ve solmuş buz kesmiş teni çıkmıyordu aklımdan. Kendimi hiç iyi hissetmiyordum sanki yıllar önceki halim geri gelmiş gibiydi. Klinikte tedavi gördüğüm zamanlarda olduğu gibi korku doluydu kalbim. 3 saat tam 3 saat oldu Serçe ameliyata alınalı ama ne gelen var nede gıden artık sabrımda kalmamıştı. Yerimden kalkıp dar koridorda volta atmaya başladım. Sanki ben durursam yaşam duracak gibi hissediyordum. Bir ileri bir geri derken gözüm sürekli saate takılıyordu. Akrep ağır ağır hareket ederken yelkovan sanki koşar gibi hareket ediyordu neden biraz daha ağır haraket etmiyordu. Geçen her saniye boynuma urgan gibi dolanıyor sanki. Daha fazla sabırlı kalamamıştım. "Ahhhhhh biri artık bir şey söylesin" diye bağırıp boş olan sandalyeye tekme atınca burdaki herkes bana bakmaya başlamıştı. Deliye bakar gibi bakıyorlardı ama umrumda değildi. Yokluğu ölüm gibiyken ben onsuzlukla nasıl yaşardım. Annemin ve babamın gözlerindeki korkuyu görmüştüm. Serkan ordaki insanlardan özür dilerken. Mert kolumdan tutup yüzüme sert bir tokat attı. "KENDİNE GEL LAN YIKIP DÖKMEKLE ONA BİR FAYDAN MI? DOKUNUR HA SÖYLESENE. BURDA SADECE SENİN ACILARIN SENİN HASTAN YOK BAK BAK LAN ETRAFINA ACILARI OLAN İNSANLARI KORKUTMAYA NE HAKKIN VAR LAN NE" dedi. Sesim titriyor ne diyeceğimi bilemiyordum. Haklıydı ama beni de anlasınlar istiyordum benim canım yanıyordu hemde öyle böyle değil. "Me_Mert Se_Serçe o bizi bırakmaz değilmi gitmez o bizden" kandırsın istedim o inanmasa bile beni kandırsın gitmez desin istedim. Elini omuzuma atıp sıktı. "Kardeşim yıkılma yıkılırsan sana dayananlar da yıkılır. Serçe güçlüdür o seni, bizi bırakmaz. Merak etme o senin başına bela olacak yaptıklarını burnundan fitil,fitil getirecek. Sanıyormusun ki senin ona yaptıklarını unuttu asla unutmadı" buruk bir tebessüm oluştu dudaklarımda acı yüklü bir tebessüm. "Yaşasın lan yaşasın da isterse etlerimi kör testere ile kessin gıkım çıkarsa namerdim. O yaşasın da kalbimi bile söküp avuçlarına bırakmaya razıyım" dedim yemin eder gibiydi dilimden dökülen cümleler. Ameliyethanenin sürgülü kapısı iki yana ağırca açılınca oraya doğru çok hızlı şekilde ilerledim. Çıkan Serçe'nin ameliyatına giren doktorlardan biriydi. Yüzüne baktım belki bir mimik bir anlam vardır diye ama yoktu. Başındaki boneyi eliyle çekip aldı ve cebine koydu. "Serçe Şahin'in yakınları" dediğinde elimi kaldırdım kendimi belli etmek için. "Be_ben ni_nişanlısıyım o,o iyimi yaşıyor mu? "korkuyla kekelemiştim. Ben hiç bir şeyden bu denli korkmamıştım. Doktorun yüzünde belli belirsiz bir tebessüm oluştu. İyi şeyler söylemiyecekti değilmi? " Bakın Serçe hanım çok, çok fazla kan kaybetmişti. Zaten buraya gelene kadar iki defa kalbi durmuştu ve ne yazık ki bir kere de ameliyat esnasında durdu" durmuştu kalbi durmuştu. "Ya_yaşıyor mu? " diye bildim sadece sakince ama içimde ne fırtınalar kopuyor bilen yok. "Yaşıyor ama işte aması biraz can sıkıcı aldığı kurşun yarası değil de kaybettiği kan ne yazık ki bizi korkutuyor. Kan takviyesi yaptık ama yinede risk devam ediyor ve uyanmadan bunun onda nasıl bir hasar bıraktığını bilemeyiz. Şu 24 saat çok önemli ve riskli. Biz hastamızı yoğun bakıma alacağız birazdan. Bunu söylemek hiç kolay değil ama her şeye hazırlıklı olun" bunun ne demek olduğunu biliyordum. Bu hastanızın yaşama şansı yok demek kibarca. "Doktor bey yalvarırım ben yaradan ve içerde yatan kadın dışında kimseye yalvarmadım ama yalvarırım onu yaşatın benim nefesimin nefesinin kesilmesine izin vermeyin" dedim. Yalvarmıştım ben kimseye yalvarmazdım ama bu gün yalvarmıştım. "Bakın biz elbette elimizden geleni hatta fazlasını yapıcapız ama biz doktoruz yaratıcı değil. Biz sadece iyileştire biliriz ömür veremeyiz yada kısaltamayız" dedi doktor acır gibi bakıyordu. Gerçi acınacak haldeyim. "Siz Allah'tan ümidinizi kesmeyin ve dua edin. Elimizden de elimizden de başka bir şey gelmez" dua ben hiç dua ettim mi? Hatırlamıyorum. Ben hiç bu kadar aciz olmamaıştım ki ne için dua edecektim . Kendi canım için bile yalvarmamıştım ben ölsem bile Şehit olacağım derdim. Şimdi nasıl yalvaracaktım yaradana bilmiyordum. "Haklısınız doktor bey siz de elimizden geleni yapıyorsunuz ama şurası varya o ne nasihat diliyor nede avuntu sadece onu ve nefesini istiyor. Benden alsın yaradan benden alsın bu nefesi de ona bağışlasın razıyım. Size tekrar yalvarıyorum yaradanın size imkan verdiği sürece onu yaşatın o ölürse burdan bir cenaze çıkmaz" dedim annemin göz yaşları ve diğerlerinin acıyan bakışları içinde ordan ayrıldım. Yoğun bakımların olduğu kata çıkacaktım belki onu görürdüm. Asansöre bindiğim zaman asansördeki kat bilgilerine bakıp yoğun bakım katını bulup asansörün düğmesine bastım. 3. Kattaydı yoğun bakım. Hastane kalabalık değildi sanırım bu yüzden hiçbir katta takılmamıştım ve direk çıktım. Asansörden inince derin bir nefes almak istedim ama nafile boğasımdaki yumru buna engel oluyordu. Yoğun bakımın önüne geldiğim zaman içeri görünmüyordu ama ben canımın diğer yarısının o camların ardında olduğunu biliyordum. En azından kalbi hala atıyor diye kendimi teselli etmekten başka bir şey gelmiyordu elimden. Yürüyüp duvarın dibine çöktüm böyle giderse onun gidişiyle ben beni öldürmeden onun yokluğu benden önce davranıp alacak canımı. "Serçe'm çiçeğim duyuyormusun beni burdayım ben sakın korkma sen gözlerini açmadan bir yere gitmem. Açsan da gitmem. Sen bir uyan seni yanımdan bir saniye ayırmam. Sen bir uyan iyileş ilk işim seni nikahıma olmak olacak. Ebediyen ben gözlerimi bu dünyaya kapayıncaya kadar seninle nefes alacağım" duymuyordu biliyorum ama söylemek istedim. Bilsin istedim onu nasıl özlediğimi ona nasıl muhtaç olduğumu bilsin istedim. Ne yaptı bana ona nasıl bu kadar derin bağlandım bilmiyorum ama ondan önce hiç nefes almamış gibi hissediyorum. Sanki o hayatıma girdikten sonra ben doğmuşum gibi geliyordu. Onu ilk gördüğüm zamanı hatırlamıyordum ama o incir ağacındaki anıları hatırlıyordum. Teyzem anlatmıştı bana onu ve ona yardım ettiğim günü o zaman yardım edip ölümün kollarından almıştım ama bu defa çok geç kalmıştım. Ben bile beni affetmezken o beni affeder miydi? 2 Gün Sonra "Çağrı oğlum hadi bir şey ye yavrum düşüp kalacaksın" diye azarladı annem ama elimi bile sürmedim uzattığı su ve yiyeceklere. 2 gün koskoca iki gün geçmişti ama Serçe'nin durumunda bir değişiklik yoktu. Doktorun dediği 24 saat sorunsuz geçse bile hala gözlerini açmamış yada bir farklılık olmamıştı. 3 günden fazkçladır ne yiyiyor nede içiyordum. İçmek için ağzıma götürdüğüm su sanki zehir oluyordu. Yemek görmek dahi istemiyordum. Serçe kaçırıldığı zaman açtı. Yemek yememişti . Şimdi onun aç ve susuz olduğunu bildiğim halde nasıl su için yemek yiyecektim. Yanlız ben değildim elbette perişan olan Mert, Serkan, Sinem ve ailelerimiz de perişan haldeydi. Şeytan tüyü vardı Serçe'de kendini herkese sevdirmişti. Oda sevmişti gerçi. Zaten sevilmek en çok ona yakışırdı. "Annem almıyor içim yalvarırım zorlama" dediğimde annem umutsızca iç çekip kalktı yanımdan. Dua etmeyi yaradana yalvarmayı da öğrenmiştim. Her an her saniye yaradana yalvarıyordum. Serçe'yi görmek istiyordum. Bir kez olsun onu görmek ve saçlarını okşamak istedim. Bugün doktorun yanına gidip ona gerekirse yalvarıcaktım. Onu bana göstesin diye. Ayaklandım hemen. "Nereye oğlum" burdan hiç ayrılmadığım için her ayaklandığımda bu soruyu soruyorlardı. "Doktorun yanına ondan rica edeceğim beni içeri alsın bir kere göreyim diye" acıyarak baktı bana sanırım oda artık delirdiğime emindi. "Oğlum almazlar seni içeri neden zorluyorsun. Bırak kız mikrop kapacak. Bir tehlikesi olmasa doktor neden seni içeri almasın" işte bunu kalbim anlamıyordu. Aklım kabul ediyordu ama kalbim karşı çıkıyordu. Biz annemle konuşurken koridorun başında doktor göründü. Benim gitmeme gerek kalmadan o gelmişti. Her adımda yanımıza biraz daha yaklaştı. "Merhaba nasılsınız" dedi tebessüm ederek. "Hiç iyi değilim ama eğer beni bir kere içeri alıp onu görmeme izin verirseniz iyi olacağım" dedim. "Bakın Çağrı bey normalde buna izin vermezdim ama sizin ne halde olduğunuzu görüyorum şimdi eğer bişeyler yiyip içerseniz sizi içeri alacağım" dediğinde hiç zaman kaybetmeden annemin elindeki suyu alıp kafama diktim. Suyu biraz içip bırakıp elindeki tostu aldım ve iki ısırıkta bitirecek kadar büyük lokmalar aldım. "Bitti ben yedim de içtim de hadi içeri alın beni" dedim gözlerimin parladığına eminim. Bakışlarım etrafta gezinirken Mert'in doktora başıyla teşekkür ettiğini gördüm. Bu onun başının altından çıkmıştı değilmi. "Ben hemşirelere söylerim sizi hazırlasınlar" dediğinde hızla kafamı salladım. Başıyla gel işareti yapınca peşine takıldım. Gerekli hazırlıklardan sonra içeri alınmıştım. Tekli bir odaydı içerde loş bir ışık vardı ordaydı yüz üstü yatırmışlardı yarası sırtında olduğu için. Saçları toplanmış ve bonenin altına saklanmıştı. Halbuki o saçlar özgür olmalıydı. Hala solgundu teni sırtı açıktaydı ve sadece yarasının olduğu yer kapalıydı. Elim titreyerek dokundum bandajlı yerine. Parmak uçlarımla incitmeden acıtmadan dokundum. Ne kadar özlediğimi anladım onu görünce . İlerleyip baş ucundaki sandalyeye oturdum. Ellerim yüzüne gitti. Soğuk tenini okşadım parmaklarımın tersi ile. "Çiçeğim burdayım ah bir bilsen nasıl özledim seni" dedim. Saçlarıyla oynamayı , yüzünü sevmeyi onu izlemeyi bile çok özlemiştim. Yan tarafında duran elini sıkıca tuttum. Yanında olduğumu anlasın diye. "Güzelim yetmedimi bana kestiğin ceza yetmedimi hastetim aç artık gözlerini aç çiçeğim. Sana çok ihtiyacım var. Nefes alamıyorum Serçe'm sesiz yaşamıyorum ki ben sensizliğe alışamıyorum aç gözlerini" dedim yanaklarımdan akan yaşları ellerimin tersi ile silerek. "Kızgın mısın? Bana sana yetişemediğim için bu yüzden mi? Beni cezalandırıyorsun. Söz uyan o zaman istediğin kadar cezalandır beni ben razıyım ama yalvarırım uyan " diye yalvararak öptüm elini buz gibiydi. "Üşümüşsün çiçeğim" dedim tekrar elini öpereken. Bir mırıltı işittim kalbimi delecek beni yakıp kül edecek bir mırıltı. " S_sen ı_ıs_ısıtırsın "
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD