Serçe'nin Anlatımıyla
Her güzel duygunun bir sebebi vardır. Nazen adı aşk olur bazen sevgi. Ama bütün düyguları yaşatan bir neden vardır ve o nedenlere sebep olan bir insan. Bazen annemiz bazen babamız yada ailemizden başka biri. Ama bazen de çok çok yabancı biri hayatına dahil olur ve o duyguyu yaşatır. Serçe'nin duygularının sebebi de Çağrı olmuştu. Serçe aldığı evlilik teklifi ile çok mutlu olsa da mutluluğunu gölgeleyen bir şey vardı oda aldı teklifin şekli ve karşısındaki kadın.
"Çağrı bu kadın durda ne arıyor" kadın bana bakıp tebessüm etse de ben ona nefretle bakıyordum.
"Canım gel seni tanıştırayım" dedi ve beni kolunun altına çekti. Burdakiler etrafımıza toplanmıştı.
"Bak canım bu Berat benim arkadaşım olur maalesef" dedi ve karşımızdaki kumral, gözlüklü adamı göstererek. Sonra diğer adamı gösterdi.
"Buda Yasin oda arkadaşım ve arkadaki iki arkadaş onlarda emniyetten. Bu arada Zilan ile tanıştın zaten ama ben tanıtayım buda Zilan. Yasin ve Zilan evli ve küçük bir kızları var ve dükkan onların" ben kıza hala çatık kaşlar ile bakarken Çağrı'yı boğmak istiyordum.
"Abi valla yenge çok güçlü bir an kafamda saç kalmayacak sandım" dediğinde anlık mahçubiyet yaşasam da fazla uzun sürmemişti.
"Aynen abi valla bir an karım elden gidecek sandım. Sen sesiz sakin dediğin için teklifini kabul ettik" dedi Yasin. Demek Çağrı arkamdan sesiz, sakin diye bahsediyor. Onunla ettiğim kavgaları unutmuş sanırım. Kadın bana elini uzattığı zaman istemeye istemeye elini sıktım. Yönümü diğerlerine çevirdiğimde bana ellerini uzatmadılar sebebini duyduğumda ağzım açık kaldı.
"Kusura bakma yenge buraya gelmeden arkandaki arkadaş tarafından peşinen uyarıldık. Kesinlikle elini sıkmamız yasak" dediğinde şaşkınlıkla yönümü Çağrı'ya döndüm. Umursamaz şekilde omuz silkti.
"Ne yapayım yavrum eğer ağız burunları dümdüz olsun istiyorsan sık ama sonumuz ya hastane yada hapishane olur ve bu defa gerçek olur" ağzım açık kalmıştı resmen adamları tehdit etmiş. Ona uzun baktığım zaman bana göz kırptı. İnce bir gülümseme ile döndüm önüme.
"Kusura bakmayın kendisi biraz yabanidir" dediğimde Çağrı kahkaha attı.
"Dedi daha yarım saat önce saç yolan kişi" dediğine kaşlarımı çatıp nazlı nazlı adını söyledim.
"Çağrı" sanki cilve yapar gibi olmuştu. Belkide cilvedir nerden bileyim ben kimseye cilve yapmadım ki.
"Çaprı kurban olsun sana söyle" dediğinde benim için sert ama onun için tüy gibi olan bir darbe vurdum omuzuna.
"Öyle söyleme" diye kısık sesle uyardım.
"Millet biz burdayız. İsterseniz biz gidelim ha ne dersiniz" sesin geldiği tarafa baktığım zaman Serkan, Mert abi ve Sinem abla da buradaydı. Onları hiç fark etmemiştim ve gidip Önce Sinem ablaya sonra da Mert abiye sarıldım. Mert abi tam bir abi gibi beni sardı ve saçlarıma öpücük kondurdu Çağrı'nın bütün homurtularına rağmen. Mert abiden ayrıldığım zaman Serkan çoktan benim için kollarını açmıştı bile hiç düşünmeden kollarının arasına girdim ve kollarımı ona sardım oda hemen sardı kollarını bana.
"Tebrik ederim kardeşim. İyi düşündün değilmi biz abin olarak arkandayız canını sıktığı an at suratına yüzüğünü kimse bizim kardeşimizi üzemez değilmi Mert" ben nasıl bir iyilik yapmıştım bilmiyorum ama Allah bana öyle güzel seven iki abi ve abla vermişti ki kendi kanımdan olanlardan daha çok aile olmuşlardı bana bu çok güzel bir histi.
"Elbette hata şimdi bile atabilir zaten ucuz bişey almış cimri" dediğinde nerdeyse kahkaha atacaktım bu adamlar iyiki vardı. Onları yetiştiren anne,baba çok kıymetli hazineler bırakmış bu dünyaya bir gün olur da tanışırsak onlara böyle güzel adamlar yetiştirdikleri için teşekkür edeceğim.
"Lan bi siktir gidin! valla çok oldunuz ha elimde kalacaksınız" diye kükredi resmen Çağrı ama kimsenin onu taktığı yoktu.
"Sanki senin için burdayız biz kardeşimiz için burdayız sen kimsin de bize siktir çekiyorsun" diye karşılık verdi Mert abi ama Çağrı omuz silkti. Onun bu haline diğerleri gülerken Zilan bana doğru geldi ve bu defa kucağında çok güzel bir kız vardı.
"Serçe bari beni bu ufaklığın hatrına affet olmazmı. İnan Çağrı abinin bende hatrı çok olmasa asla kabul etmezdim ama çok ısrar etti. Senin onu ne kadar sevdiğini görmek istiyormuş" dediğinde kucağındaki bak küpü neşe ile ellerini çırpıyordu. Okadar masum ve güzeldi ki sanki dünyanın bütün kötülük ve çirkinliğine inat gelmişti bu dünyaya saf ve temizdi.
"Affetim seni ama sende beni affet canını yaktım" dediğimde tebessüm edip bana sarılınca çok şaşırmıştım. Beni asıl şaşırtan ise kulağıma fısıldadığı sözlerdi.
"Serçe ben Çağrı abiyi ilk defa bu kadar mutlu ve gülücükler saçtığını gördüm ne olur onu üzme" desiğinde dudaklarımı birbirine bastırıp tebessüm edip ayrıldığımız zaman gözlerimi kapatıp açtım.
"Yeter ya bırakın biraz da ben sarayım sevgilimi yeter" diye sitem etti Çağrı ve kolumdan tutup beni kolunun altına çekti.
"Sen benim kollarımın yakınında uçuyorsun küçük hanım sakın uzaklaşma gerçi buna müsade etmem de" güldüm başka ne yapabilirdim ki zaten bende onun kollarından uzaklaşmak istemiyordum.
"Eee ne bekliyorsunuz açın bakalım seçtiğim şarkıyı da sevgilim ile ilk dansımızı yapalım " bu gerçekten o odun olan Yüzbaşı ve bende onun kollarındaydım. Halbuki bana siz birbirinizi boğazlayacaksınız deseler daha fazla inanırdım. Ama şimdi onun kolları arasında dans ediyordum.
Şarkının melodisi kulağıma geldiği zaman tebesüm ettim bu benim en sevdiğim parçalardan biriydi. Seçtiği şarkının sözleri çok anlamlıydı.
İnan ki
Senden başka
Senden başka
Senden başka
Hiç
Kimse yok içimde
Kimse yok içimde
Yüzüne bakmasamda
Başımı çevirsemde
Seni her gördügümde
Seni her gördügümde
Sonra birşey fark ettim kulağıma gelen tek ses şarkıcının sesi değildi. Çağrı'da şarkıya eşlik ediyordu ve bunu sadece benim duyacağım şekilde sesizce söylüyordu. Kalbim öyle bir hızlanmıştı ki sanki her an duracak gibi çırpınıyordu. Kafamın içini gereksiz anılardan arındırdım ve kendimi onun sesine ve kollarına bıraktım.
İnan ki
Senden başka
Senden başka
Senden başka
Hiç
Kimse yok içimde
Kimse yok içimde
Ne kadar kirgin olsam
Dargın olsam da bile
Dargin olsam da bile
İnan ki
Senden başka
Senden başka
Senden başka
Hiç
Kimse yok içimde
Kimse yok içimde
Senden başka kimse yok içimde diyordu sanki ondan başkası varmış içimde gibi. Onun her fısıltısı içimde dünyalara bedel mutluluklar yeşertirken bir korku peyda oldu içimde öyle bir korku ki sanki bu mutluluğun acısı benden çok acı şekilde çıkacak gibi. O günü çok mutlu şekilde bitirip gayet güzel eğlenip zaman geçirmiştik.Eve geldiğimiz zaman yaşadığımız her şeyi Ceylan'a anlatmıştım kız kıza güzel bir sohbet sonrası uyumak için odalarımıza çekilmiştik yarın sabah iş vardı. Çağrı'nın güzel gülüşü gözlerimde canlanırken onun hayali ile daldım derin uykulara .
Yazar'ın Anlatımıyla
Çağrı daldığı güzel uykusundan dinlenmiş ve yorgunluktan sıyrılmış şekilde açtı gözlerini. Daha kurduğu alarm bile çalmadan uyanmıştı. Üzerindeki pikeyi kenara çekip yataktan kalkıp banyoda ki rutin işlerini bitirince önce yatağını topladı sonra yeni üniformasını dolaptan çıkarıp giyinmeye başladı. Saçlarını tarayıp masada duran parfümünden de sıkıp sıkıp çıktı odadan. Salona geldiği zaman Serkan da hazırlanmıştı ve birlikte çıkıtılar. Aşağıya indiklerinde yemekhane kırmına geçip askerler ile kahvaltı için gelmişlerdi. Çağrı içeri girince askerlerin hepsi ayağa kalkıp selam verdiler.
Affan yine kendini belli edip öne atılmıştı.
"Maşallah komutanım çok yakışmış üniforma maşallah" dediğinde Çağrı'da ona ayak uydurdu bu defa.
"Maşallah bana maşallah" dediğinde herkes gülmeye başladı.
Kahvaltı güle eğlene geçerken Serçe evinde kahvaltısını yapmış ve işinin başına geçmişti. Gözleri her parmağındaki yüzüğe kaydığı zamam istemsiz dudağının kenarı kıvrılıyordu. Yüzüğün ortasındaki taşı her gördüğünde Çağrı'nın gözleri aklına geliyor kalbinin ritmi değişiyordu.
"Daha ne kadar yüzüğe bakıp güleceksin acaba sevgilim öğrene bilirmiyim? Serçe duyduğu sesle daldığı düşünceden irkilerek sıçramıştı.
" Yüzbaşı" Çağrı kaç dakikadır kapının önünde durmuş Serçe'nin gülüşlerini izliyordu.
"Okadar özlediysen gelseydin ya odamı biliyorsun" desiğinde Serçe utanmıştı. Çağrı ise çapkınca gülüp onun karşısındaki sandalyeye oturdu.
"Benim ne işim var sizin odanızda Yüzbaşı" dediğinde Çağrı tek kaşını kaldırıp sırıttı.
"Valla ben çok özledim dayanamayıp sana geldim güzelim" dediği zaman Serçe dudaklarını birbirine bastırdı.
"Ne o sen beni hiç özlemedin sanırım" Serçe omuz silkti halbuki oda çok özlemişti ve utandığı için dile getirmiyordu. Serçe onun sorusunu es geçip soru yöneltti.
"Ne içersin" dediğinde Çağrı başını sağa sola salladı.
"Bir çayını alırım sevgilim" Serçe dudaklarını ısırdı. Hala tuhaf geliyordu Çağrı'nın bu halleri.
"Nasıl yeni formam çok yakışmış değilmi sende gözünü alamadın benden değilmi" dediğinde Serçe göz devirdi. Doldurduğu çayı Çağrı'nın önüne bıraktığı zaman yüzünde tatlı bir tebessüm ile konuştu.
"Egonuzu da yanınızda getirdiğinizi söyleseydiniz onada bir çay koyardım Yüzbaşı malum oda artık bağımsıslık ilan etmiş" dediğinde Çağrı gür bir kahkaha attı. Serçe yine onun kahkahasında kaybolup gitmişti.