38

1481 Words
Yazar'ın Anlatımıyla Tesadüfler bize dünyanın aslında ne kadar küçük olduğunu kanıtlar. Dağ dağa kavuşmaz ama insan insana kavuşur sözü de bunun bir diğer kanıtıdır. Tıpkı Serçe için imkansız olan bir karşılaşmanın daha ülkenin başka bir ucunda gerçekleşmesi gibi buda tatlı bir tesadüftü onun hayatında. Zaten onun hayatında güzel olan her şey tesadüfler ile olmadımı. "YÜZBAŞI ÇAĞRI AKIN EĞLENCEN BİTTİMİ" bahçede yankılanan bariton ses kulaklarda çınlarken Çağrı hala sarıldığı bedeni bırakmamış ve içinden besmele çekerek yavaşça kollarını gevşetmişti.Serçe'den çektiği kollarını serbest bırakıp arkasına döndüğü zaman kır saçlı uzun boylu yaşına rağmen güçlü, kuvvetli olduğu belli olan sert yüz hatlarına sahip olan Albay Özkan Tüzel tam karşısında duruyordu. Vakit kaybetmeden askerî ciddiyetle tekmil verdi. "YÜZBAŞI ÇAĞRI AKİN ANKARA EMİR VE GÖRÜŞLERİNİZE İÇİN HAZIRIM KOMUTANIM" sesi gür ve pürüzsüz çıkmuştı. Serçe ise yaşadığı tesadüfün şaşkınlığı ile karşısındaki adama bakıyordu. "Sen iyisin artık Yüzbaşı bu kadar eğlence düzenlediğine göre" rezil olduğunu düşünüyordu Çağrı Albay ile ilk tanışması bu şekilde olmamalıydı. "Burası askeriyemi oyun parkımı asker! " Albay katı sesi ve duruşu ile yüreklere korku salarken sadece birinin gözlerinde çiçek açtırmıştı. "Özür dilerim komutanım saygısızlık yapmak istemedim vereceğiniz her cezaya razıyım" dediğinde Albay'ın dudağı yukarı kıvrıldı. "Bu seferlik seni affediyorum asker oda yanında duran nazlı Serçe'nin hatrına" bütün bakışlar Serçe'ye dönünce utanmıştı. Kafalar karışık bakışlar merak doluydu. Çağrı Albay"ın gözüne daha fazla batmamak için dönüp Serçe'ye de bakamıyordu. "Sağolun komutanım" Çağrı mahçup ve meraklı bir bakış attı Albay'a sonra Serçe'ye döndü ve dolu gözler ile karşısındaki adama bakan kahveleri gördü. Albay kimseyi umursamadan kollarını iki yana açtı ve Serçe'ye hitaben konuştu. "Gel bakalım yaralı Serçe hayat sana ne katmış görelim" dediğinde Serçe hiç düşünmeden koşup Albay'ın kolları arasına girdi. Narin kollarını bu güçlü adamın beline dolarken Albay bir kartal gibi kollarını sadı narin bedene. "Ah benim narin kızım büyüdün de doktor oldun ha" diye baba şefkati ile okşadı . Serçe hep baba şefkati bulurdu Özkan Albay'ın yanında. Şimdi olduğu gibi tanışmaları da tesadüfen olmuştu. Geçmiş Zaman Serçe üniversiteye başlayacağı için kendine part time bir iş bulmuş okul masrafları için çalışırken diğer yandan peşini bırakmayan zorba arkadaş tayfası ile baş etmeye çalışırken günleri akıp gidiyordu. Ünüverstenin ilk haftası biraz zorlansa da bu yaşayacağı zorlukların daha en hafifiydi. Sadece lisede değil daha üniversitenin ilk haftası zorba bir gurubun radarına girmişti bile. Kız paratoner gibi beleyı kendine çekiyordu. Yağmurun şehri esir aldığı bir gün işe yetişmek için acele ettiği bir anda yanından geçen bir arabanın onu ıslatması ve dengesini kaybedip düşmesi bir olmuştu. Yere sert bir şekilde düştüğü için dizleri yaralanan Serçe göz yaşları dökerken kolundan tutulması ile bakışları kolunu tutan kişiye çevirdi. Saçları artık beyazlamış sert yüzlü olmasına rağmen gözleri içindeki şefkati belli edercesine parlayan adam ona bakıyordu. "İyimisin kızım" adam baba şefkati vardı sesinde. Zaten sinirli olan Serçe o anlık sinirle konuştu. "Değilim hiç iyi değilim! Ordan bakılınca iyi mi? Görünüyorum size" diye resmen çemkirmişti. Adam kızın fevri çıkışını çektiği acıya verse de hoşuna gitmemişti bu kaba üslup. "Sakin ol öncelikle ses seviyene dikkat et. Karşında senden yaşça büyük biri var" dediğinde Serçe acısı yüzünden yaptığı saygısızlıktan pişman olmuştu. "Özür dilerim saygısızlık yapmak istemedim ama canım çok yanıyor" diye sızlandı. Adam küçük bir tebessüm sundu ona ve kolundan tutup kaldırdı yerden. "Tamam adın ne bakalım" diye sorduğu zaman Serçe önce tereddüt etse de söylemişti adını. "Serçe benim adım Serçe" adam anladım der gibi başını salladı önce sonra kendi adını söyledi. "Bende Özkan sen Özkan abi de olurmu " dediğinde Serçe acıdan buruşan suratı ile onayladı. Serçe acısı azda olsa hafiflediği zaman Özkan beyden biraz uzaklaşıp. "Yardımınız için teşekür ederim iyi günler" dedi ve yürümeye başladı. "Nereye gidiyorsun böyle yaralı halde" diye kızın arkasından seslendi. "İşe yetişmem lazım orda temizlerim" diye cevapladı ve yürümeye devam etti ama adam da peşinden geliyordu. "Kızım önce yaranı temizleyelim ilerde eczane var" dese de Serçe durmadı. Kısa sürede aradaki mesafeyi açıp uzaklaşmış ve gözden kaybolmuştu. Serçe çalıştığı kafe'ye geldiğin kafe'nin sahibi Özlem hanım onun perişan halini görünce içi acımıştı. Serçe buraya başladığından beri onu çok sevmiş ve çabası için hep taktir etmiştir. İlk yardım malzemelerini getirip eliyle temizlemişti Serçe'nin yaralarını. Serçe yaraları temizlendikten sonra dolabındaki yedek kıyafetleri giymiş ve işinin başına geçmişti. Bir süre sonra dolan masaya sipariş almak için gittiğinde gördüğü sima ile kaşları çatılmıştı. Bu adam onu takip mi? Etmişti yoksa. "Siz beni mi? Takip ediyorsunuz" adamın soru sormasına fırsat vermeden adamdan önce konuşmuştu. Adam kızın fevri haline kaşlarını çattı. "Neden seni takip edecek mişim küçük hanım? " diye sorunca Serçe bir afalladı. "Bilmem sapık olabilirsiniz mesala yada katil" adam hayretle karşısındaki kıza baktı. Ne sapıpa nede katile benzer bir tarafı vardı. "Bana bak yaralı Serçe ben ne katilim nede sapık burası halka açık bir alan ve bende gayet buraya gelebilirim diye düşünüyorum" Serçe yine utanmıştı ve bu gün bu adam karşısında ikinci utanmasıydı. "Şey ben sizi burda görünce beni takip ettiniz sandım" mahçup ve utanmış bir ifade vardı yüzünde. Siniri karşısında ki adama değildi ama yine ona patlamıştı. "O zaman bana bir sade kahve getir barışalım olurmu" Serçe mahçup bir tebessüm ile karşışık verdi. Hızlıca sade bir Türk kahvesi alıp masaya geldiği zaman patronu Özlem hanım ve deminki adamın oturmuş sohbet ettiklerini gördü. Tepside ki kahveyi ve suyu masaya bıraktı. "Afiyet olsun" dedi ve tam ordan ayrılacakken Özlem hanım onu durdurdu. "Serçe canım bak seni abim ile tanıştırayım" dediğinde Serçe donup kaldı sapık dediği adam patronunun abisi çıkmıştı. "Abi bu Serçe benim kolum kanadım" dedi ve eliyle Serçe'nin kolunu sıvazladı. Sonra abisine döndü. "Sonra Serçe'ye döndü ve Serçe bu beyefendi abim Albay Özkan Tüzün " dediğinde Serçe başıyla ufak bir selam verdi. Adam onun mahçup haline gülerken Serçe yerin dibine girmek istiyordu. "Biz tanıştık yaralı Serçe ile değilmi" diye sordu adam. "E_e_evet" kekelemişti çünkü yaptığı şeyin işine mâl olmasından korkuyordu. "Ah ne güzel bende zaten sizi tanıştırmak için çağımıştım abimi" dediğinde Serçe şaşırdı. Neden abisini onunla tanıştırmak için çağırmıştı ki. "Serçe kafe sakin canım gel otur bakalım şöyle" dediğinde Serçe tereddüt ederek oturdu. Kafe'nin ferah ortamı bile şuan ona çok kaotik geliyordu. "Bak canım abim okuyan kız çocuklarına ve durumu iyi olmayanlara burs veriyor. Geçenlerde konuşurken sen geldin aklıma ve sizi tanıltırmak istedim eğer senin için de uygun ise abim sana burs vericek" Serçe utanma ve mahçubiyeti yine aynı anda yaşıyordu. Okadar zengin bir ailesi olmasına rağmen okul iftiyaçlarını kendi karşılıyordu. Ağlamak istedi karşısında ona şefkatle bakan iki insan ona hala umut var dedirtiyordu. "Be_ ben ne diyeceğimi bilmiyorum" adam ve kadın onun gözlerinin içine bakıyordu onlara güzensin diye. "Bilemeyecek bir şey yok benim okuyan kızlarım ver ve sende onlardan biri olacaksın" dedi Albay Serçe sevinmişti azda olsa yükü hafifleyecekti sonuçta. "Şimdi söyle bakalım yaralı Serçe kabul ediyor musun? Serçe fazla düşünmedi ve kabul etti. Orda iki kardeş bir genç kızın hayatına renk katıp yön verdiler. Serçe üniversiteyi Albay Özkan Tüzel'in verdiği burs ile tamamladı. Üniversitenin 3. Yılında trafik kazası ile bu hayata veda eden Özlem hanımdan sonra Albay bir daha Ankara'da görev yapmadı ve Serçe ile yolları ayrıldı. Serçe kazandı doktor oldu ama Albay bunu hiç görmedi. Serçe ona teşekkür etmek için uzun bir süre arasa da bulamamıştı. Kaderin onları bambaşka bir yerde bir araya getireceğini bilmeden aryımdı yolları. Şimdiki Zaman Serçe kolları arasında olduğu adama minnet ve gururla sarılıyordu. Gururluydu çünkü bu adamın emeklerini boşa çıkarmamıştı. Minnettardı oda bu adam sayesinde bugün burafaydı. Kader çok dalları olan bir ağaca benzer hangi daldan başlarsanız başlayın bütün dalların sonu gövde de biter. "Benim yaralı Serçe'm doktor oldu ha" diye sordu Albay ama Çağrı'nın homurdanmalarını duymadı. "O benim Serçe'm anlamıyorum herkesin şu kızı sahiplenme gibi bir merakı var" diye homurdanınca Serkan belli etmeden dirseği ile susması için onu uyardı. "Sayende Özkan abi senin ve Özlem ablamın emekleri sayesinde" Albay kardeşinin adını duyunca duygulanmıştı. "Sen kendi çabanla geldin buraya Serçe kendi emeğine" diye itiraz etti Albay. İkili birbirlerinden ayrılmış yüz yüze bakıyorlardı. Albay serçeyi baştan aşağıya süzdü önce sonra tebessüm etti. Artık karşısında dizi kanadığı için ağlayan o kız yoktu. "Büyümüşsün ha yaralı Serçe " dedi. "Ben büyüdüm ama siz hala çok iyi görünüyorsunuz" dediğinde Albay güldü. Eskiden de Serçe onu överdi görünüşü ile alakalı. "Hiç şansın yok küçük hanım benim kalbim hala dolu" Çağrı duyduğu şeyle kaşlarını çattı. Serçe bu adamı seviyor olamazdı değilmi. "Hem bakıyorum da seninki de boş değil ne dersin" Serçe utandı. Albay bunu fark edince bakışlarını Çağrı'nın üzerine çevirdi. "Bana bak Yüzbaşı kızımdan uzak dur gözüme girmeden benden onay almadan kızıma yaklaşma sakın" dediğinde Çağrı içinden defalarca şansına sövdü. "Allah kahretsin çakma abiler yetmez gibi birde Albay çıktı başımıza" diye söylendi. "Birşey mi? Dedin Yüzbaşı anlamadım" dediğinde Çağrı yutkundu duymaması için dua etti içinden. "Bir şey demedim komutanım" dediğinde Serkan ve Mert kahkaha atmak üzereydi. "İyi dememen hayrına olur bundan sonra kızımın yakınında yöresinde görmeyeceğim seni" dediğinde Çağrı yutkundu. Daha ilk günden Albay ona çektirmeye başlamıştı. "Ama komutanım biz... " Albay tamamlamasına bile müsade etmedi. "Senin ne dediğin beni ilgilendirmiyor Yüzbaşı kızımdan uzak duracaksın okadar. Hadi dağılın" sesi net ve itiraz kabul etmiyordu. Çağrı öfke ile herkesten önce ordan ayrıldı. Şuan burda kalması kimsenin hayrına olmazdı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD