30

1857 Words
Yazar'ın Anlatımıyla Şuan çok sinirliydi. Acıkmıştı ve ona yemek vermiyorlardı oda zaten sinirli olduğu için bütün hıncını Serçe'ye karşı kullamıyordu. Serçe ise koltuğa oturmuş ve onun söylenmelerine kulak tıkıyordu. Aralarında geçen o tatlı atışmalardan sonra Deniz'in araması ile Çağrı aralarına yine duvarlar örmeye başlamıştı. Serçe telefonu açmamış ve kenara koyup ' O benim sevgilim' değil dese de Çağrı onu duymamazlıktan gelmişti. Serçe ise bu adamın hareketlerine anlam veremiyordu. Acıkmıştı ve söylemesi bitmeyen Çağrı'ya yandan bir bakış atıp eline aldığı telefon ile yemek sitesine girdi. "Yemek söylüyorum artık söylenip durma" diye azarlar gibi konuştu ama Çağrı hiç oralı olmadan devam etti. "Hele şükür. Yemin ederim üvey anne gibisin ben açlıktan ölüyorum hanımefendi ayak ayak üstüne atmış televizyon izliyor. Çok merak ediyorum senin vicdanın varmı yoksa sözk ,tak mı? Senin vicdanın çünkü bir bana gelince devre dışı oluyor" diye serzenişte bulununca Serçe gülmemek için yanaklarını ısırıyordu çünkü ciddi durmaya çalışıyordu. "Ne yersin" diye sordu ama aldığı cevaplar ile bin pişman oldu sorduğuna. "Adana, urfa, lahmacun, künefe, şalgam hmmm birde İskender" Serçe duydukları ile şoktan şoka girerken kulaklarına inanamadı. Bunları gerçekten yiyeceğini sanıyorsa çok yanılıyordu. "Tamam tavuk suyu çorba sipariş tamamdır" dediğinde bu defa şok geçiren Çağrı olmuştu. Ne yani bu koca cüssenin gerçekten çorba ile doyacağını mı? Sanıyordu cidden. "Saçmalama doktor ben doymam çorbayla. Sen istiyorsan iç bana bana istediklerimi söyle ben açık" dedi çocuk gibi. "Hadi ama Çağrı cidden çocuk gibi mızmızlanmıyacaksın değilmi" diye sorunca Çağrı kaşlarını çattı. Bu kadın bildiğin onunla oyun oynuyordu. Ne şaşıracağını da anlamıyordu ki. Ona adıyla hitap etmesine mi? Yoksa ona çocuk benzetmesi yapmasınamı. Anlamıyordu neresi çocuğa benziyordu ki. "Şaçmalama elbette mızmızlancam ama çocuk gibi değil yetişkin bir adam gibi" dedi göğsünü kabartarak. Eğer yaralı olmasaydı Serçe ona kahkahalar ile gülebilirdi. "Demek yetişkin adam gibi. İyi sen mızmızlanmaya başla çorbanı içtikten sonra da devam edersin" Çağrı onu şuan boğmak istiyordu. "Bana bak doktor üzerimde hakimiyet kurmaya çalışma sonu kötü olur" Serçe kaşlarını çattı yapmaya çalıştığı şey bu değildi kesinlikle. O sadece onun sağlığını düşünüyordu. "Öyle bir niyetim yok zaten Yüzbaşı bir doktor olarak sağlığınızı düşünüyorum okadar. Bunun için beni tehtit etmenize gerek yok hoş korkan da yok ama neyse" Çağrı kızın bu güçlü hallerine ayrı düşerken içinde delice bir istek büyüyordu onu öpme isteği ama bunu yapamazdı. Ona yeniden Yüzbaşı değişi de dikkatinden kaçmamıştı. "Tehdit değil doktor uyarı emin ol tehdit etsem anlarsın ki ben tehdit etmem direk yaparım" Serçe göz devirdi çünkü egosu yine halaya kalkmıştı. "Eminim öyledir şimdi sesiz ol ve çorbanı bekle" bilerek emir verir gibi konuşuyordu çünkü sinirlenmesini istiyordu. "Bana emirli cümleler kurma doktor" diye dişlerini sıkarak konuştu. "Dil benim istediğim kişi ile istediğim gibi konuşurum kime ne" dediğinde Çağrı derin bir nefes aldı. Sağlam olan eli ile sakallarını sertçe sıvazlardı. "Bana bak doktor o dili kökünden kesmemi istemiyorsan benle konuşurken dikkat edeceksin" kademe kademe yükseliyordu öfkesi. Kendini ilk defa frenliyordu. "Kolaydı değilmi dilimi kesmek" daha da kızdırdı onu Serçe amacına ulaşmasına çok az kalmıştı. "Ya sen gitsene Serkan gelsin olmadı timden biri gelsin. Hem sevgilin kızmazmı sana bir adam ile yanlız kalmana. Gerçi onda yürek yok meshebi geniş biraz" Deniz'in anlattıklarını hatırlayınca daha da sinirlendi. "Birincisi benim sevgilim yok daha öncede söyledim bunu yine söylüyorum. Diğer yandan olsa bile ben kimsenin sözü ile hareket etmem Yüzbaşı" dediğinde ayağa kalkmıştı. İkisi de artık sinirliydi. "Tabi kesin sevgilin yoktur. Deniz ne peki bir dostmu yoksa arkadaşmı" Serçe yumruklarını sıktı. Bu adam ne diyordu. "Deniz benim hiç bir şeyim değil. Anlatamıyorum galiba ama Türkçe konuştuğuma eminim halbuki ama madem anlamıyorsun Yüzvaşı bende hecelerim iyi dinle ve anla. Be _nim_ sev_gi_lim_ yok. Benim sevgilim yok anladın mı şimdi" Çağrı delirmek üzereydi peki okuduğu mesajlar ve gördüğü fotoğraflar. Peki o şeref yoksununun anlattıkları. "Gördüm Serçe inkar etme" diye daha da yükseltti sesini "Neyi gördün Allahın cezası anlatta bende bileyim anlat" Serçe masadaki su şişesini alıp duvara fırlattı. "Sakın ol. Senin Deniz olacak o haysiyetsize attığın mesajları ve resimleri gördüm" sesi deminki öfkesine rağmen kısık çıkmıştı. Serçe afallafı çünkü ne demeye çalıştığını anlamamıştı. Düşündü cevap vermedi hemen bu suskunluğu Çağrı yanlış anladı. "Gördüm mü? Verecek cevabın bile yok" dediğinde Serçe'nin sabrı kalmamıştı. "Ne saçmalıyorsun sen Yüzbaşı ne mesajı ne fotoğrafı" diye sordu. Çağrı'nın sorusunu es geçip. "Vurulduğun gün Deniz'in evinden çıkıyordum. Senin hakkında konuştukları için ona kısa bir ziyaretçi bulunacaktım ama senin hakkında anlattıkları ve senin gönderdiğin mesaj ve resimler bende seni savunacak birşey bırakmadı" Serçe yutkunamadı bunların ne anlama geldiğini anşamıyordu. "Ne mesajından ne fotoğrafından bahsediyorsun Yüzbaşı açık konuş" zorda olsa Çağrı çonuşacaktı. Bu kaçma gelgitin artık bitmesi gerekiyordu. "İyi dinle ozaman madem illa duymak istiyorsun" dedi ve en baştan anlatmaya başladı. İlk geldiği günden başlayarak anlatmaya başladı. Serçe duydukları ile renkten renge girerken Çağrı nerdeyse nefes almadan konuşuyordu. Her kelime her harf Serçe'de yıkıma sebep olurken Çağrı onun dolan gözleri ile kendinden nefret etti. Mesaj ve fotoğraf mevzusunu anlatınca Serçe kaşlarını çattı o asla bunu yapmamıştı. "Yalan söylüyor hepsi yalan! " diye bapırdı dayanamayarak. Onun bağırması ile Çağrı'da yerinde dikleşti. "O sesinin ayarını kıs doktor. Ne yalını gözlerimle gördüm ben senin gönderdiğin barışma mesajlarını ve fotoğrafları. Adam yüzüme karşı istiyorsan yatağa at ben alırsam onu bırakmam dedi sen ne anlatıyorsun yalan mış hah" Serçe inanamadı o adam bunca söz söylemişti ve o sessiz kalmıştı. "Sen ne yaptın" Serçe onun konuşmasını es geçip soru sordu. "Neyi" "O beni sana peşkeş çekmek istediğinde sen ne yaptın. Sustun mu? Yoksa hoşunamı gitti. Anlatsana Yüzbaşı sen ne yaptın" Midesi bulanıyor dizleri titriyordu sinirden. "Saçmalamayı kes. Ne hoşuma gidecek ha şerefsizin biri bana senin sevgilisi olduğunu yalvardığın mesajları gösteriyor ne diyecektim" Yutkunamadı Serçe ağır gelmişti duydukları yanındaki koltuğa bıraktı kendini. "Ben mesaj yada fotoğraf atmadım Yüzbaşı. Sen askersin hiçmi o adama baktığımda hissetiğim korkuyu anlamadın. Hiçmi ya bu kız bunları yapmaz demedin hiç mi? Ben o adamdan korkuyorum Yüzbaşı hemde çok korkuyorum. Bir zamanlar ben daha ergenken hoşlanmıştım ondan daha yeni tanışıyordum bu duygularla ama ben çok yanlış kişiye beslemişim o duguları. Benim hiç arkadaşım olmadı Yüzbaşı seninki gibi beni koruyan, seven kimsem olmadı. Bir oyun kuruldu bana bende kandım. Sonu kötüydü belki daha kötü olacaktı. Ama biliyormusun benim karmam hiç şaşmıyor. Bana kimse inanmaz çünkü ben hep hor görülen olduğum için onun gibiler hayatımda istediği gibi at koşturdu" gücü tükenmişti artık solukları ağılaşmış vücudu gevşemişti. Yönünü pencereye çevirip mavi gökyüzüne ve dağlara baktı. Konuşulan onca şeyden Çağrı en çok korkuyorum dediği yere takılmıştı. Çünkü o hep Serçe'yi korkusuz biri olarak görürdü bu onun ikinci korkusuydu. "Ne yaptı sana. Ondan neden korkuyorsun" sakin kalmaya çalışıyordu ama olmuyordu. Her kelimeyi dişlerini sıkarak kurmuştu. "Ben ne dersem diyeyim siz hep başkasından duyduklarınıza inanmaya hazırsınız Yüzbaşı. O yüzden ne ben kendimi yoracağım nede siz bana katlanmak zorunda kalacaksınız" dedi ve ayağa kalktı. İçerdeki küçük dolaba yaklaştı kapağını açtı ve içinden çantasını çıkardı. Çağrı ne yapmaya çalıştığına anlma vermeye uğraşırken Serçe kapıya kadar geldi ve ona döndü. "Haklısınız benim burda kalmamın bir anlamı yok. Ben askeriye'ye dönüyorum Yüzbaşı size timden birini göndermelerini söylerim. Bu arada gelen çorbayı bitirin olurmu. Ciğerde söylemiştim size çok kan kaybetmiştiniz. Geçmiş olsun" dedi ve kapıdan çıktı. Çağrı yaşadıklarını konuşmaları kafasından geçirirken ayakta buldu kendini. Kolundaki serumun aparatını söküp zorda olsa dışarı çıktı. Kapıdaki askerler müdahale etmek istese bile izin vememilti. Giden asansörü görünce kendine küfürler edip merdivenlere yöneldi. "Böyle gitmene müsade edemem doktor. Madem bugün herşey ortaya çıktı bende içimdekileri dökücem" canı yansa bile hızla indi merdivenlerden ve çıkış kapısına geldiğinde asansöre baktı yukarı çıkıyordu. Bahçeye çıkan kapıya koştu bahçe büyük ve kalabalıktı. Hızla kalabalığı taradı bakışları sonra buldu onu bahçenin çıkışındaki kavak ağacının altında durmuş omuzları sarsılıyordu ağlıyordu. Koştu canının yanmasını yarasını düşünmeden koştu. Serçe odadan beri tuttuğu yaşları bahçeye çıkınca serbest bırakmıştı. Zoruna gidiyordu ona yapılan hakaretler hakkında konuşulanlar. Gidiyordu ama durduran bile yoktu. Omuzuna konan elle irkilip kendini geri çekti ve yönünü o tarafa döndüğünde Çağrı ile göz göze geldi. Çağrı onun gözlerini görünce koptu dünyadan ve onu kendine çekip sağlam kolunu ona sardı. Serçe önce şaşırsada oda kollarını Çağrı'nın beline sardı. Bir süre öyle kaldılar Serçe ağladı Çağrı onu sakinleştirmek için sırtını okşadı sonra üzerine eğilip kulağına fısıldadı. "Özür dilerim seni koruyamadığım için özür dilerim ona inandığım için özür dilerim seni ağlattığım için özür dilerim seni bu kadar çok severken sana o sözlerin söylemesine müsade ettiğim için özür dilerim. Binlerce kez özür dilerim Serçe ama böyle gitme" dünya durdu zaman dondu Serçe kaskatı kesildi Çağrı'nın kollarında. Söylemişti onu sevdiğini söylemişti. Şimdi ne yapacaktı gitme diyordu ne yapması gerekiyordu beyni durmuştu sanki. Çağrı onun yaşadığı ikilemi anlamış gibi ondan uzaklaşıp kızın yüzüne baktı. Gözleri ve burnu kızarmıştı. Elini yanağına dayadı ve orayı okşadı. Serçe'nin o buruk bakışları içine oturdu. Dayanamyıp onu kendine çekip kendiyle yürüttü. İçeri geldiklerinde herkes onlara bakıyordu işin garibi bahçedeki insanlarda onlara bakıyordu. Asansör gelince bindiler ve aynadaki yansımayı görünce insanların neden onlara baktıklarını anladılar. Çağrı'nın üzerinde sadece boxser verdı ve üzerinde emanet duran ameliyat önlüğü gibi birşey ve önlük sadece önden kapatıyırdu. "Hasiktir" diye küfür edince Serçe kızardı. Demin bu halde mi? Sarıldık diye geçirdi içinden. İnecekleri kata gelince hızla odaya koştu ve kızıda çekti. Kapıya gelince askerlerden biri kapıdaydı ve diğeri onun peşinden gitmişti bunu bile fark etmemişti. "Lan ben çıkınca neden çıplak olduğumu söylemediniz" asker gülmek istese de gülmedi daha doğrusu gülemedi. "Komutanım biz uyarmaya çalıştık ama dinlemediniz" dediğinde Çağrı dişlerini sıkıp odaya girdi ve kapıyı kapattı. "Rezil oldum Allâh kahretsin. Herkes herşeyimi gördü bu nasıl bir rezilliktir nasıl bir dikkatsizliktir" diye odada volta atarken Serçe deminki utangaç halini üzerinden atmış okadar söylenmesine rağmen hala karşısında o şekilde gezinen adama bakıyor kahkaha atmak istiyordu. "Aptalsın oğlum birde asker olacaksın nasıl böyle dikkatsiz olursun. Rezil oldum inşallah tim bunu öğrenmez kapıdakikeri iyice korkutsam iyi olacak" sanki Serçe odada yokmuş gibi söylenmeye devam edince Serçe kendini tutamadı ve güldü. Onun gülüşü ile Çağrı kendine geldi ve yaptığı aptallığı anladı hızle yatağın üzerindeki çarşafı kendine sarmaya çalışsada başarılı olamıyordu. Serçe öyle bir gülüyordu ki şen kahkahası odayı doldurmuştu. Sıcacık oldu Çağrı'nın içi sanki o kız güldükçe onun içine akıyordu. "Gül tabi gül bende akıl namına birşey bırakmadın eserinle gururduy doktor hanım" dediğinde Serçe sustu bunu beklemiyordu. "Ne oldu sustun utandınmı? Utan bencede çünkü bende akıl bırakmadın küçük hanım" dediğinde Serçe'ye doğru yürüyordu. Serçe ona doğru gelen adam ile geri geri gidince o klasik sahne canlandı gözünde kitaplardan okuduğu ve filmlerde gördüğü. "Ben küçük değilim" dediğinde Çağrı keyifle sırıttı. "Küçüksün yer elması ama benim küçüğümsün bundan sonra bırak sana yaklaşmayı senin adını ansın o piç onu bu dünyadan silmezsem benim yedi sülaleni si... " edeceği küfür ağzının içinde kaldı çünkü onu durduran Serçe'nin parmakları oldu. "Küfür edip durma ben kimsenin değilim" dediğinde Çağrı ona biraz daha yaklaştı ve üzerine eğildi bu işten keyif almıştı. "İşte bunda yanılıyorsun yer elması ben seni seviyorum ve bu saatten sonra sen benimsin" dedi ve eli havalanıp kızın yanağını buldu. Serçe okadar heycanlıydı ki Çağrı'nın kalbinin sesini duyduğundan emindi. "İster severek ister zorla" elini indirip elini tutup çıplak göğsüne koydu tam kalbinin üstüne ki bu hareket Serçe'nin nefesini kesmişti. "Sen bir kere bu kalbe girdin yer elmesı daha çıkışı yok" dedi ve yapmak için can attığı şeyi yapmaya karar kılmıştı sözlerini mühürlemek ister gibi gözlerine baktı kızın izin almak istedi önce Serçe anladı ve gözlerini kapattı. Çağrı tebessüm etti istediği izni almıştı. Uzandı tam kızı öpecekken odanın kapısı sert bir şekilde açıldı ve bütün sihir bozuldu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD