13.BÖLÜM:ANNE

1165 Words
13.BÖLÜM: ANNE LALE Geriye kalan 3 ayın bitmesine az kalmıştı.Yakında bebeklerimizi kucağımıza alacaktık. Sabah kahvaltıdan sonra, Süreyya babaanne, Bora'ya işe gitmemesini ve toplantılarını ertlemesini söyledi. Bora şaşırdı ama, önemli olmasa babaannesinin böyle bir şey istemeyeceğini bildiğinden, sorgulamadı. Hepimiz salona geçtik ve ne gariptir ki, gizli konuşma yapılmayan bu evde, babaanne ilk defa salonun kapısının, örtülmesini istemişti.Yatak odaları ve banyo dışında, insan bu evde kapıların varlığını unuturdu.Çünkü o derece çalışanlar sadık ve işini titizlikle yaptığından, dedikodu gibi şeylerin olmayacağı güvence altındaydı. Babaannenin bu hali bizi tedirgin etmişti. ''Çocuklar biliyorum, bu gizemli hâlim size garip geliyor.Ama söyleyeceklerim önemli ve şimdilik gizli kalması gereken hassas bir durum'' dedi. Sessizliğimizle onayladık babaanneyi oda anlatmaya devam etti. ''Lale, güzel kızım! Konu seninle alakalı, benden istediğini araştırdım!'' dedi. Elim ayağıma dolaştı.Panikledim, çünkü Bora'nın haberi yoktu ve öğreneceklerimin hoşuma gitmemesinden korkuyordum. Bora ''Lale senden neyi araştırmanı istedi babaanne? Benim bilmediğim ne var?'' diye sesi yükselecek gibi olduysada, tedirginliğimi görünce, sakinleşti. Babaanne ''Bora, lütfen sözümü kesme! Zaten konuşmakta zorlanıyorum.Şuan bunları sorgulamanın zamanı değil ! Şimdi Lale'ye destek olman, yanında durman gerek! Anlatacaklarım,üzücü şeyler.Kızım aslında doğumu bekliyordum ama bunu bebeklerini, kucağına almadan atlatman gerek.Doktorlada konuştum.Sağlığınızın iyi olduğunu, böyle bir durumun doğumdan sonra, öğrenildiğinde, lohusalık süreci açısından, ağır depresyonu tetikleyebileceğini söyledi.Ve anlatacaklarım da daha fazla ertelenmemesi gerektiğinden, bugünü uygun buldum.En azından bir şey olursa da, bebekler iyi,sen iyisin,,,,zaten 1hafta sonra sezeryan günü belirlediniz.Bu yüzden lafımı kesmeden dinleyin.Bende bir nefeste anlatayım ''dedi. Daha anlatmadan gözlerim dolmuştu.Aklıma en kötü senaryolar gelip duruyordu.Ama hiç biri gerçeklerin yanından geçmezmiş meğer.Bunu Süreyya babaannenin söylediklerinden sonra anladım. Babaanne ''Lale,annen ve baban üniversitede tanışmışlar.Çok sevmişler birbirlerini.Son sınıftayken annen ailesine, baban ile ilişkisinin ciddiyetini anlatmış.Annenin ailesi diyorum, çünkü baban hem yetim hem öksüzmüş. Yetimhaneden çıkma olduğundan, annenin ailesi bu ilişkiye izin vermemiş. Çünkü deden savcı Kemal Soykan, annanende tuttuğunu koparan bir avukat, Hale Soykan'mış.Yani soylu ailelere mensupmuşlar.Kendileri de mantık evliliği yapmış zaten. Onların aileside üst mertebelerden olunca, annen Jale Soykan'ın böyle bir ilişkisi olduğu, bulundukları camia da sansasyonel haber olacağından,onay vermemişler. Kızlarının, daha soylu bir ailenin oğluyla evlendirmek istiyormuşlar.Geri kafalılar işte.Ama Tabi annen Jale, ailesini dinlememiş.Baban Levent Özkan ile gizlice yıldırım nikahıyla evlenmişler. Levent, zaten hem okuyan hem çalışan bir öğrenci olduğundan ve arkadaşlarının da yardımıyla, küçükte olsa bir evleri olmuş. Ama Soykan ailesi bunu hazmedememiş.Jale'yi evlatlıktan red etmişler.Ama bu annenin umrunda olmamış.Çünkü Levent ile çok mutluymuş. Başarılı bir şekilde mezun olmuşlar üniversiteden.Bu başarı ve sevince birde senin müjdeni alınca dünyalar onların olmuş. Ama her güzel şeyin maalesef iyi yada kötü sonu vardır.Annen ile babanın da kötü olmuş. Baban Levent, akşam taksi ile iş görüşmesinden dönüyormuş.Nihayet istediği pozisyonda bir iş bulabilmiş ve bundan dolayı çok sevinçliymiş.Gündüz kafede çalıştığından, iş görüşmesi mesai çıkış saatine denk gelmiş. Bu yüzden de eve dönmesi baya geç vakti bulacağından, otobüs ile değilde taksiyle gitmeyi tercih etmiş.Zor bela geçen bir taksiyi durdurabilmiş. Eve, biran evvel ulaşıp, annene bu güzel haberi vermek istiyormuş.Annen o sırada 8 aylık hamileymiş sana. Ama karşı şeritten gelen tır şoförünün, direksiyon başında uyuya kalıpta, yanlış şeride geçmesiyle, olacaklardan kaçamamışlar. Maalesef, o kazada sağ kurtulan olmamış.Baban oracıkta vefat etmiş kızım'' dedi. Ben artık gözyaşlarımı durdurmaya çalışmıyordum bile. Daha hiç görmediğim, hatta şimdiye kadar araştırmak istemediğim babam aslında bu dünyada bile yokmuş. Ben en fazla sanıyordum ki, babam anneme ya zorla bir beraberlik dayatan yada sorumsuz olduğundan babalık yapmayan bir adamdır diye düşünmüştüm. Ya da buna benzer şeyler, ama asla öldüğünü düşünmemiştim.Babaanne devam etsin diye gözlerinin içine baktım.Annemi merak ediyordum.Babam için sonra yas tutabilirdim. Babanne''Lale şimdiye kadar anlattıklarım üzücü ama kızım! Bundan sonra duyacakların daha zor, emin misin duymaya?'' dedi. Bora destek olurcasına, elimi tutuyordu.'Yanındayım' dercesine..Ona minnetle baktım.Kendimi zorlayarak tebessüm ettim. ''İyiyim babaanne, hazırım! lütfen devam et''dedim. Babaanne de ''Tamam ama kötü olursan söyle '' diyerek devam etti. Meğer annem, evde heyecanla babamı beklerken, acı haberi duyunca suyu gelmiş.Komşuların yardımıyla hastaneye ulaştırmışlar.Ailesi ne kadar red etsede, sorun çıkaracak bir habere, hazırlıksız yakalanmamak için, annem ve babamı uzaktan izletiyorlarmış.Bu yüzdende olanlardan haberleri çabuk olmuş. Hemen hastaneye gitmişler. Annem doğuma alınmış.Ben doğmuşum sağsalim.Hatta sesimi duymuş annem.''Lale mi verin bana'' demiş ama vermemişler.Erken doğum oldu.Doktor kontrol etmeden olmaz demişler hemşireler. Ama amaç başkaymış.Soykan ailesi, ki onlara hiç bir şekilde anneanne ve dede demek istemiyorum.Onlar benim hiç bir şeyim. Babamın ani ölümü, benim erken doğumum derken, onlara bir fırsat vermiş.Onlara göre, babam öldüğü için, benden de yetimhaneye verirlerse, kurtulacaklarını düşünmüşler.Böylelikle annem onlara geri dönmek zorunda kalacakmış.Ve onlara göre, kaybolduğunu zannettikleri itibarları geri gelecekmiş.Çünkü annemi hedeflerindeki gibi bir soylu ile evlendirebiliceklermiş.Kimsenin umrunda olmayan itibarlarını ne de önemliymiş. Hesaba katmadıkları şey ise, annem bir gün içinde hem babamın kaybını, hem benim kaybımı kaldıramamış. Aklını yitirmiş.Doktorlar ne yaparsa yapsın sakinleştirememiş. Annemin feryadları doldurmuş hastane koridorlarını... ''LEVENTTTTT!!!!!! NERDESİN!!!! LALE'Yİ ALDILAR LEVENTTTTT !!! YETİŞŞŞŞŞ.. ÖLDÜ DİYORLAR AMA DUYDUM, SESİNİ DUYDUM LEVENTTTT.... YANINAMI GELDİ KIZIM!!! O DA MI BENİ YALNIZ BIRAKTI.LALEEEEEEE LEVENTTTTTT!!!! '' Diye bağırarak fenalık geçirmiş.Sonrasında da zaten akıl hastanesine yatırmışlar. Ailesi bu yaptığından pişman olmuş ama geri dönüşü olmamış.Beni geri almak istemişler. Belki annem iyileşir diye ama verdikleri yetimhane beni çoktan başka bir yetimhaneye nakledip ordanda bir aileye evlatlık vermiş. Çok uğraşmışlar aileye ulaşmaya ama aileninde sonra kendi çoçuğu olunca 2 yaşında başka bir yetimhaneye teslim edilmişim.Aslında meslekleri sebebiyle izimi bulurlarmış ama beni verirken gizlilik koydurduklarından belgeye ve yaptıkları usulsüzlük meydana çıkınca, görevden azledilmişler. Bir de eski bir davanın müvekkili, 'Siz beni mahvettiniz,bende sizi mahvedicem' deyip, bunların görevden azledildiğini de duyunca, takip edip, bulduğu ilk fırsatta kurşuna diziyor. İkiside olay yerinde can veriyor. Annem aklını yitirdiğinden, benimde varlığımdan haberi olacak, yardım edecek bir akrabam olmadığından, yıllarca ordan oraya savrulmuşum. Babaanne bunları araştırıp öğrenmek için, baya kişiyi araya sokmuş.Bilgilerin güvenirliliği %100 doğru dedi. Annem 23 yaşında beni doğurduğuna göre, ben de yeni 26 olduysam annem 49 yaşında olmalı. Resmen sırf bir itibar uğruna, sadece babamın ailesi yok ve nüfuslu biri değil diye... Gencecik bir kız, 26 senesini evladından uzak, aklı yerinde olmadan, dört duvarın arasında yalnız başına geçirmiş. Asla asla hakkımı helal etmiyorum. Hele benim yaşadıklarım o yetimhanelerde.....Anlatılmaz yaşanır dediklerinden. Şükür ki daha kötüleri gelmedi başıma diyebileceğim şeyler ..... Ama en çok da annem varken annesizliği yaşamak koydu bana. Ağlayarak Bora'nın göğsüne sığındım.Babaanne anlattıklarından sonra, salondan çıkmıştı.Ona bile ağar gelmişti bu öğrendikleri, ki vicdan sahibi olan her insana ağar gelir. Babaanne de hem evladını hem gelinini sonrasında eşini kaybettiğinden, acımı anlayabilirdi ama o da bu kadar beklemiyordu ailem hakkındaki gerçeklerin yıkıcılığını... Bora beni sakinleşince, hava almam için bahçeye çıkardı.Biraz yürüyüş yaptıktan sonra, kış bahçesine geçip oturduk.Omuzlarıma koltuktaki küçük battaniyeyi örtüp, kollarını omuzlarıma doladı. ''Ben her zaman yanındayım Lale'm, biliyorsun değil mi?..Seni ve bebeklerimizi asla yalnız bırakmayacağım'' dedi. Bunları zaten biliyordum ama tekrar duymak iyi hissettirmişti. ''Biliyorum aşkım!! Zaten sen ve bebeklerimiz ha birde babaanne olmasa ne yapardım bilmiyorum. Bu öğrendiklerimi yalnızken öğrensem, kaldıramazdım belkide, ama sizin varlığınız bana güç verdi ve ayakta kalmamı sağladı'' dedim. Beni daha sıkı sarıp, alnımdan öptü. Tabi klasik Bora, dudaklarımı da es geçmedi.İyi bile dayandı. Ama bu sefer ki öpücüğünde şehvet değil, şefkat vardı. Bana adeta 'seni asla bırakmam,hep yanında olcağım' diye fısıldıyordu. Bende kendimi bu huzura bıraktım.... Ama annemide bulup, yıllarca önce kucağına bile vermeden kopardıkları yavrusunu ona geri verecektim. İyileşmesi için elimden geleni yapacaktım. Artık o da yalnız değildi....
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD