8.BÖLÜM: DÜĞÜN

1030 Words
LALE Dün gece Bora'yla konuştuklarımızdan sonra, resmen level atlamıştık. Direk dudaklarıma saldırmasıyla , bende kendimi koyvermiştim.Ayrılmamız zor olsa da sonun da dudaklarımdan kopmuştu.Alnını alnıma dayayıp soluklanırken,' yarın sana süprizim var 'demişti. Tabi bu süprizin , ailem olmadığından kına gecesi yapmak istemememle alakalı olduğunu bilmiyordum. Malikâneye resmen kaftan yığmıştı.Düğün akşam 8 de başlayacaktı.Bana ondan bir kaç saat önce olacak şekilde,kısa da olsa bir kına gecesi organizasyonu ayarlamıştı. Evin bahçesinde ... Tek yapmam gereken önümdeki kaftanlardan birini seçmekti ama ben iki tanesinde muallakta kalmıştım.Bir türlü karar veremiyordum.Yalnız iyiki dün gece yüzleştmiştik Bora ile... Çünkü bu tatlı telaşeye ancak istekli olursan dayanabilirsin.Zorla yada anlaşmalı olsa özenmeye gerek yoktu ama ben gayet istekliydim.Hele beni öptükten sonra , kafamda herşey yerine oturmuştu. Sanırım bizden olurdu.. Deneyip görecektik. Ben düşüncelere dalmışken, kulağımın arkasında, bir nefes hissettim, ardından da belime sarılan kollar. Bora gelmişti. ''Güzelim ne düşünüyorsun böyle? Onlardan birini giymek için ne bekliyorsun ? Ekip hazır seni bekliyor.Biliyorsun kına gecesini araya sıkıştırdık. Bu yüzden acele etmemiz gerek'' dedi. Ben de''Bora karar veremiyorum, bu ikisi arasında kaldım ''dedim.Parmağımla beğendiklerimi göstererek. O da ''ikisini de giy o zaman .Biriyle çıkışın olsun.Kına yakılacağı zamanda diğerini giyin . Hem örtünü arkadanda rahatça bağlayabilirsin . Erkek sinek dahi yok.Ekip tamamen kadın.'' dedi. Sağolsun, bana saygı duyuyordu.Herkesin tercihi kendine ama bence tesettürlüysen bunun yarımı olmazdı.Yani tesettür sadece saçları örtmek değildi.Maalesef öyle sananlar vardı.Ben hep bol kıyafetler giyinmeye , pantolon giyersem geniş olsada , üstümde ki ceketi daha uzun tutmaya çabaladım. Ve şimdi Bora'nın dediği gibi önce birini sonra diğerini giydim.Biriyle çıkış yapıp eğlendim.Resimler çekindik.Diğeriyle kına yakılırken biraz ağlasam da çabuk toparladım.Süreyya babaanne üstüme titrerken, Bora her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünürken, beni terkeden ailem için, üzülmeye değmezdi. Kına yakıldı .Organizasyondaki kızlardan biri 'Gelin elini açmıyor .Kaynana nerde?' diye bağırınca utandım.Allah'tan evin bahçesinde , gizliden bir kına gecesiydi. Yoksa Süreyya babaanne sosyeteye baya bir dedikodu vermiş olurdu. Süreyya babaanne, tüm asaletiyle yanıma gelip , elindeki şık kutuyu açınca , tüm kızlar 'vavavvvavvvvvvv' dediler. Çünkü safirden yapılmış damla şeklinde, kenarlarında küçük pırlantalarla çevrili bir kolye vardı. Boynuma takıp, ''Bu bana annemden yadigâr.Gelinime de takmıştım ama ömrü kısa oldu.Senin ömrün uzun olsun. Onların yaşayamadığı zaman, sizin olsun.Hep mutlu olun '' dedi. Duygulanmıştı.Bora'ya baktım o anda ve o da gözlerini siliyordu.Özlüyor olmalıydı ailesini. Süreyya babaanne ''Amannnn!!! oturmaya mı geldik. Burası düğün evi .Kalk bakalım torunum , senle şöyle karşılıklı iki göbek atalım.Bunu dışarda yapamayız .Malum koskoca Şekerzadeleriz '' dedi ama alaycı bir şekilde. Yani insanların ne dediği umrunda olmaz aslında, ama kendiside tesettürlü olduğundan, yabancıların yanında oynamazdı. Zaten zenginlerin düğünlerinde, genelde klasik müzik felan oluyordu. Biz de ilk dansımız olduktan sonra, resmi nikâh kıyılacak.Ardında da piyano ve keman sesi ile fon müzik eşliğinde yemek yenecek, sohbet edilicekti.Sonrasında da düğün bitecekti. Davet havasında olacaktı. Nihayet eğlenip, göbekler atılıp, kınamız da atlattık.3 saat kalmıştı düğüne. Kızların yardımıyla üstümdeki kaftandan kurtuldum ve kendimi duşa attım.hızlı bir şekilde banyomu yapıp çıktım. Bugün Bora ile ikimizede, ayrı ayrı oda ayarlanmıştı.Gelin odası ve Damat odası diye. Bora'nın yanın da arkadaşı Cenk , benimse iş yerinden, karşılama komitesindeki arkadaşım Aynur. Makyözün gelip makyajımı yapıp, sonra gerisini stiliste devretmesiyle , Aynur'un da gelinliğimi giyinmeme yardımcı olmasıyla örtümü de taktı. Zaten hazırdı duvağım, taşlarla işlenmiş uzun bir duvaktı. Bu yüzden, beyaz ipek saten eşarp kullanmıştım sadece ve boynumu da örtmesini söylemiştim.O duvağı takarken , bende babaannenin biraz önce kınamda taktığı safir kolyeyi taktım. Çok beğenmiştim. Tabi düğün için Bora pırlanta taş set almıştı ama başörtümden görünmeyeceğinden tercih etmedim.Safir kolyemin zinciri kalın ve uzundu . Göğsümün tam üstüne geliyordu. Bora biliyordu pırlanta seti takmayacağımı. Bu yüzden de ikinci süprizi de, safir taşlı bir yüzük oldu. Özel olarak yaptırmış.Babaanesinin bu kolyeyi bana vereceğini biliyormuş.Ee beni de tanıdığından , tek taş pırlanta yüzüklerdense, evlilik yüzüğü ayrı olması gerek diye bir ara söylemiştim, ona bunu. Aklında kalmış demekki. O da bunu yaptırmış. Çok ince bir hareketti , eridim. Allah'ıma şükürler olsun bana bu insanları verdiği için. Aynur , ekip dışarı çıkınca 'hadi duvağını örtelim.Bora bey birazdan gelir' dedi. Tam zamanında!!! Kapı da o anda çaldı. Ardından Bora elinde beyaz güllerle içeri girdi. 'Senden güzel olmasalarda ' deyip bana uzattı. Çok güzel kokuyorlardı. Bir elimde beyaz güller , diğer elimlede Bora'nın koluna girdim. Malikaneden çıkıp arabaya gidene kadar , geçtiğimiz her yeri beyaz güllerle süslemişlerdi.Sanırım ben hazırlanırken , burda da hummalı bir çalışma olmuş. Gelin arabasıda beyaz tercih edilmiş ve aynı beyaz güllerle süslenmişti. Arkasındada ''O herkese Lale ama bana Gül oldu.Gülümü aldım gidiyorum'' yazdırmış. Bu aramızda bir şakaydı. Bana neden adın Lale ki, Lale devri kısa sürüyormuş dediğinde..Ben de ona Gül olacağım kimseyi bulamadım , ondan herkese Lale'yim'' demiştim.Şakasına şakayla cevap vererek . Ama anlaşılan bunu ciddiye almıştı.Bu sözünden bunu anlıyordum.Hoşuma gitmişti yinede. ........ Düğün salonuna gireceğimiz anons edildiğinde, heyecandan titriyordum.Davetliler yerini almıştı.. Bora'' Sakin ol bitanem .Bu son tatlı telaşen.Bir süre seni kimselere göstermem zaten'' dedi. İmasını anlamamazlığa verdim. Birde o vardı . Balayı ,,,, Şuan onu da düşünürsem gerginlikten patlardım . Onu sonraya bıraktım. Alkışlar eşliğinde içeri girdik.Düğün müziğimiz , Cem Adrian'ın ' HOŞ GELDİN' şarkısıydı. Bora seçmişti.Hayatıma hoş geldin demişti. Her şey çok güzeldi. Salonda da konsept beyaz güldü. Hayallerimden bile güzeldi her şey ...... Sonra, benim seçtiğim şarkıyla dansa devam ettik. O da İrem Derici'den ' kalbimin tek sahibine' idi. Hem dans ediyor hem şarkıyı mırıldanıyorduk. Benim en sevdiğim kısımda, aynı anda bağara bağara söyledik . '' ÇOK ŞÜKÜR, BİN ŞÜKÜR SENİ BANA VERENE '' .......... Dans bitti.Resmi nikahımız kıyıldı.Sonrasında da orkestra fon müzik çalmaya başladı.Ve yemek ikramı servis edildi. Biz de masamıza geçip yemeğimizi yedik . Baya yoğun bir gün geçirmiştim.Ama şikayetim yoktu. Ben böyle bir mutluluğu ömrüm de yaşamamıştım. Sohbet eşliğinde yemekler yenildikten sonra, tebriklerini sunan misafirler birer birer vedalaşıp gitmeye başladılar. İyiki düğünümüz böyle olmuştu.Gündüzki göbek atmalarımın acısı şimdi çıkıyordu.Bileklerim ağrıyordu. Süreyya babaanne , son misafiride yolcu ettikten sonra '' Hadi bakalım; Çifte kumrular !! Sizi de yolcu edelim.Evli evine köylü köyüne '' dedi. Ahanda sonraya ertelediğim konu, şimdi önüme gelmişti. Bora'nın ağzı kulaklarındaydı. Tabi konunun ana eylemi, tamamen onu ilgilendiriyordu.Valizlerimiz hazırdı. Bize arabaya kadar eşlik etti. Önce Bora'ya sarıldı.Ardından da bana sarılırken , kulağıma ''Sakin ol, Bora istemediğin bir şey yapmaz.'' dedi. Nerden anlamıştı.Kaçın kurrasıydı tabi.Bora'nın deyimiyle yaşlı kurt. O değilde Bora'nın sırıta sırıta arabaya binmesi, beni baya bir korkutmuştu. İstemediğim bir şey yapmayacağını, bende biliyordum ama gene de korkuyordum...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD