Hayat, bir gün içerisinde karanlığa bürünüp, beni yok etmek için çaba bile göstermeden, şu aciz bedenimi zifiri gecenin koynuna hapsedebilirdi. Nitekim yaptı da. Çırpındıkça battığım bu çamur deryasında, artık hareketsiz kalmaya karar verdikten hemen sonra, derin bir nefes almak için yeterli zaman vardı. Sadece bir nefes ve yine sıkışan kalbimin akışına kapıldım. Bu bir felaketti ve ben bu sonu kendi ellerimle yazdım. Bir anda esen rüzgar, öğle saatlerinde ısınan bedenimi cezalandırdı. Artık güneş benim için doğmayacaktı... Kollarımı üşüyen vücuduma sardım. Can gider gitmez, burada yalnız kaldığımı farkettiğim ilk andan itibaren kemiklerim sızlayarak titremeye başladı. Bu ne biçim bir cinayetti? Bitti. Arkamı dönüp kendimi hapsettiğim eve baktım, korku ve endişeyi perdelemeye çalıştım l

