Görünüşe göre benim için bu dönülmez yoldan bir kaçış yoktu. Sahiden, bana Haris'in Han'dan daha iyi olabileceğini düşündüren şey ne idi? Bu kadar mı saf biriydim ben? Değildim ancak niye bu adamın karşısına geçince elim ayağım bir birine dolanıyordu ki? Neden beynimi kullanmayı bırakıyordum? Oysaki, insanlar sadece ruh eşleri ile bir arada olunca bunu yaparlar. İçimde pıhtılanan son umut kırıntıları da tuzla buza dönüşünce, yüzümde yine acı bir tebessüm oluşuverdi. ''Şaşırmadım, sen de tıpkı o pislik kardeşin gibi beni zorlayacaksın. Hadi kendi adının yazdığı sözleşmeyi getir de onu imzalayayım, sonuçta herkesin sizin servetinizde gözü var! Öyle değil mi Haris Bey?'' İmalı sözlerime ve kin dolu bakışlarıma karşılık vermemeyi tercih etti. Elini omzuna, yani Can'ın yara açtığı yere koyar

