“Yayın yönetmeni olmak istiyorum,” dedim. Selim ağzındaki kahveyi neredeyse geri püskürtecekti. Kocaman açılmış gözleriyle bana baktı. “Deniz, farkında mısın bilmiyorum ama şu an yayın yönetmeninle konuşuyorsun,” dedi. Başımı hafifçe salladım. Selim yayın yönetmenimizdi. “Evet, bu küçük bir detay sadece,” dedim. Afallamış gözlerini üzerimde bir süre gezdirdi. Beni anladığını sanmıyordum. Sessizliği kullanarak ona biraz zaman tanımaya karar verdim. “Deniz, herhalde istifa edip koltuğu sana bırakmamı istemeyeceksin değil mi?” sorusuyla gözlerimi devirdim. “Selim, eğer bu roman basılırsa terfi alacağını ikimiz de biliyoruz,” dedim. Gözleri aydınlandı. Elbette terfi alacaktı. “Deniz, hırslarını hiç belli etmiyorsun. Kırk yıl düşünsem yerimde gözün olduğunu düşünmezdim,” dedi. Arkasına

