Aslında bununla baş edebilirim. Koltukta sarmaş dolaş oturmak ikimize de çok iyi gelse de ailesinin akşam yemeği için bizi beklediğini bildiğimden sonunda ayağa kalkıp Emre’nin bilgisayarını da kucağından alıyorum. “Pekâlâ bayım, artık gitme vakti.” “Öyle diyorsan,” diyen müstakbel eşim bana sevimli bir şekilde göz kırpıyor. Şu bir gerçek ki ben bu adamı artık eskisinden bile daha çok seviyorum! İkimiz de oldukça hızlı bir şekilde hazırlanıp evden çıkarken Emre elimi sıkıca tutuyor, ben de bana yaslanması için kolunu omzuma atıyorum. “Ayağın iyi mi?” “Gayet iyi.” “Lütfen üstüne basma.” “Basmıyorum, merak etme. Ben de bir an önce iyileşmek istiyorum, bundan şüphen olmasın canım.” “Biliyorum ama yine de canının acımasını istemiyorum.” Emre asansöre bindiğimizde başımı sevgiyle

