Telefonu kapatınca Albert' e baktım. Aslında tam olarak kapanmamış ve Azad' ın gelişiyle yeniden kanamaya başlamış yaralarımı yüzeye çıkarıyordum onunla konuşurken. Kendimi fazlasıyla savunmasız hissediyordum. Yaşadıklarımın özetini kendime bile geçmemiştim ben. İnsan olayları yaşarken bir şekilde güç bulup dayanıyordu. Bence insan kendi gücünü bilmekten bile acizdi zaten. Dayanamam dediklerine dayanıyor, katlanamam sandıklarına katlanabiliyordu ama şimdi böyle özet geçmek insanda ben neler yaşamışım diye bir his uyandırıyordu ki şimdiye kadar ki anlattıklarım bile böyle hissettirdiyse bundan sonra anlatacaklarım acaba ne hissettirecekti? Ertelemek anlamsızdı. Yaşayıp görecektim artık. " Deren iyi mi?" diye sordu. " Üzgün. Albrecht' te üzgün anladığım kadarıyla. Bir şey yapamaz mıyız?"

