Duraksadım. Ne diyeceğimi bilemedim. Ne denirdi ki? Salak değildim. Neyi ima ettiğini anlıyordum. Neden ima ettiğini de anlıyordum. Sonuçta az çok beni tanımıştı. Benimle gönül eğlendirmek gibi bir amacı olmadığını söylemeye çalışıyordu. Ufak tefek temaslarımız oluyordu ve bunlar beni rahatsız etsin istemiyordu elbette. Niyetinin ciddi olduğunu bilmemi istiyordu. Şu an gerçekten mutluydum ve böyle bir anı bozmak istemedim. Ben sessiz kalınca Albert; " Yemek saati yaklaşıyor. Eve dönelim mi?" dedi. Olumlu anlamda kafamı salladım. Sessizce çiftlik evine yürüdük. Albert' in büyükbabası ve büyükannesi hep beraber yemek yedikten sonra oradan ayrıldı. Bizi yemekte ağırlamak için gelmişlerdi. Artık yaşları ilerlediği için kış aylarında burada kalmadıklarını söylediler. Oldukça nazik insanlard

