Metro istasyonunun turnikelerinden geçerken adımlarım artık bir üniversite öğrencisinin aceleciliğini taşımıyordu; her adımım, Bolu ormanlarında avını seken bir avcı gibi kararlı ve milimetrikti. Telefonumun ekranını açtım. Truva Atı filtresinden gelen log kayıtları akmaya devam ediyordu. Sinyal, Maslak’taki ticari bir veri merkezinin yerel sunucusundan çıkmış, benim İTÜ kampüs ağındaki dijital ayak izlerimi takip ederek buraya, koncert salonunun olduğu koordinatlara kadar ulaşmıştı. Olympus, yerel bir dağıtım ağı üzerinden beni manipüle etmeye çalışıyordu. Yürüyen merdivenlerden aşağı, tünelin o derin, serin karanlığına doğru inerken kulaklığımı taktım. Güvenli frekansı açıp mikrofonun mandalına bastım. Sesim, az önce Kerem’in yanında titreyen o kızın sesi değildi. Namluya sürülmüş çe

