110 Bin Dağ Keçisi

2053 Words
*Bazı bağlar sözle kurulmaz; kaderle kurulur, kalpte yasa olur.” *Kalbin koyduğu yasayı hiçbir mahkeme bozamaz. *Nikâh bir imzadan ibaret değildir; sarp yokuşta "biz" olma sanatıdır. Seimsizhayalet ..... Bazı ruhlar göçebe hayatı yaşar.İçinde nefes aldıkları beden onlara dar gelir; ne bir şehre sığarlar, ne de bir isme. Kök salmak için, kendilerini tamamlayacak diğer yarımı ararlar.O yarımı bulup kalbine demir attıklarında ruhun gurbeti sona erer. Seimsizhayalet ....... Aybora öfkeli sesiyle "Bana bak dağlar kızı sana dışarıda utanmayı yasaklıyorum.Heleki nikâh bitene kadar asla utanmayacaksın! Sadece benim yanımda utanabilirsin."diye bağırdı arkasından. Aytolun'un yüzüne alaycı bir gülümseme yayıldı. "Utanmayacak mıymışım? Bu adam cidden deli.Bu konuda senden ders almalıyım.İç çamaşırlarımı bayrak gibi sallayan hödük."dedi,kendi kendine. ..... Ev halkı, nikâh için kiralanan mahallenin öte ucundaki, içinde kafeterya bulunan büyük bahçeye doğru ağır ağır yürüyordu.İki gün önce yağan sağanak, toprak yolu boydan boya çamura bulamıştı. Herkes, ayakkabısına bulaşan çamura homurdanarak dikkatle ilerlerken, Aybora göz ucuyla sürekli Aytolun'u takip ediyordu. Kız, eteğinin ucunu tutmuş, temkinli adımlarla yürümeye çalışıyordu.O an, Aybora düşünmeden uzandı; tek bir hamlede karısını kollarına aldı. İki geniş adım atarak,çamurlu bölümü ardında bıraktı. Ne olduğunu anlamaya fırsat bulamayan Aytolun kendini bir anda güçlü kollarda bulunca şaşkınlıkla nefesini tutmuştu; kalbi, Aybora’nın göğsüne yaslanınca hızla atmaya başladı.Aybora kendine her dokunduğunda kalbindeki ritim değişikliğine bir anlam veremiyordu. Kadınlar arkalarından sırıtarak bakıyordu.Mustafa Dede, hafifçe homurdanarak“Biz nolcek len?”dedi. Aybora gülerek omzunun üzerinden baktı.“Ninemin kocası var, annemin oğulları var, teyzemin yeğenleri var… Sen de başının çaresine bak Mıstıfa Bey.”Arabaları bırakıp yürüyelim diyen sendin.Madem mızmızlanacaktın,arabayla sarma tenceresini ve diğer malzemeleri götüren Mehmet'le gitseydin."dedi. Sonra kucağındaki kadına dönüp yeşil gözlerinin içine baktı. "Dağlar kızının da 'KOCACIĞI' var." deyip göz kırptı.Sesinin tonunda ince bir gönderme vardı. Aytolun’un yüzü kızardı, gözlerini kaçırıp başını onun göğsüne sakladı.“İndir beni, utanıyorum... Dedenlerin yanında yaptığın şeye bak!” diye fısıldadı, sesinde hem kızgınlık hem mahcubiyet vardı. Aybora'nın yüzü birden ciddileşti.Başını eğip onun kulağına yaklaştı. “Utanmak yok, sana utanmak yasak demiştim ve çok ciddiyim!"diye uyardı. Aytolun kaşlarını çatarak başını kaldırdı. “Ne saçmalıyorsun? Utanmamla ne derdin var?” "Büyük dertlerim var ama seni ilgilendirmez."dedi,Aybora katı şekilde. "Benimle ilgili bir şey beni nasıl ilgilendirmiyor?" Birkaç saniye yeşillere bakan Aybora otoriter bir tonlamayla konuşmaya başladı. “Bu mesele kalbimin bir cürmü. Aklımı, konunun seninle ilgili olmadığına ikna etmeye çalışıyorum. Eğer ikna edemezsem, zorla zaptettiğim içimdeki despot zincirlerini kırar. O zaman sana kolay gele... O yüzden adını ‘Sakınmak’ koydum. Böylece seni yapabileceğim deliliklerden koruyabilirim. Bu minvalde, ‘Mesele benimle ilgili,’ deyip aklıma savaş açma!”dedi. Aytolun onun eksantrik sözlerini çözümlemeye çalışıyordu. "Uçtu uçtu dedem uçtu!" diye bağıran Fatih ve Sultan'ın sesiyle düşüncelerinden sıyrıldı. Fatih ve Sultan, dedelerinin birer tane koluna girmiş,onu çamurların üzerinden uçururken hep birlikte kahkaha atıyorlardı. Aybora kucağından indirdiği karısının bileğinden kavrayıp yürümeye başladı. İki yüz metre sonra bahçeye geldiler. Diyarbakır’ın yaz akşamına özgü sıcak ama esintili bir hava vardı.Bahçe baştan aşağı süslenmiş;ağaçlara Diyarbakır işi renkli fenerler asılmış, yan tarafta koca bir mangal ekibi ciğer kebap ve kuzu tandır hazırlıyordu. Masalar uzun beyaz örtülerle kaplanmış, üzerinde bakır sürahiler ve yöresel şerbetler konulmuştu.Nikâha daha bir saat olduğu için henüz davetliler gelmemişti.Bahçede işler için görevli ekip ve Aybora'nın timi vardı. Cevriye,Fikriye ve Meryem Hanım'lar hızlı şekilde hazırlıkları kontrol etmek için etrafta gezinmeye başladı.Mustafa dede masalardan birine oturdu.Aybora bileğini bırakmadığı karısıyla kuytu köşelerdeki masalardan birine doğru ilerlerken, timi koşarak yanına geldi. "Hayırlı olsun komutanım!" dediler teker teker. " Teşekkür ederiz."dedi,Aybora. Hepsi Aybora'nın evlenmesiyle ilgili şoku tam olarak atlatmış değillerdi.Aybora, Tilki Ferhan'a evlendiğini söylemiş, nikah hazırlıklarını kontrol etmelerini istemişti. "İstediğiniz gibi önceden gelip hazırlıkları falan kontrol edip yardımcı olduk."dedi, Tilki. "Güzel,elinize sağlık."dedi,Aybora. Hepsi teker teker ismini söyleyerek Aytolun'a selam verdi ve hayırlı olsun dedi. Aytolun"Teşekkür ederim, ben de Aytolun."dedi. Tilki Ferhan time sözcülük yapar gibi söze atladı. "Yenge hanım siz bir mucizesiniz...Biz komutanımı evliliğe ikna edecek bir kadının varolduğuna inanmıyorduk ama varmış."dedi. "Kestik! Tanışma sahnesi kapandı."diyen Aybora bileğini kavradığı karısını dedesinin masasına götürürken " Muğlalı!"diyen sesle arkasını döndü. Can dostu Yüzbaşı Alpay Atahan gülerek kendine bakıyordu.Seri adımlarla Aybora'nın yanına geldi. "Hoşgeldin,safalar getirdin.İzindesin diye rahatsız etmek istememiştim."dedi,Aybora ve sıkıca sarıldılar. "Ne rahatsızlığı oğlum,bizzat sen söylemedin diye fena gönül koydum, görüşeceğiz senle efelerin efesi..."dedi,Alpay. "En son görüştüğümüzde burnunda eksen eğikliği olduğunu unutma."dedi,Aybora. Alpay kahkahalarıyla cevap verdi.Bakışları Aytolun'a kaydı. "Hayırlı olsun yenge hanım.Ben Aybora'nın can dostu Alpay." dedi. "Teşekkür ederim,ben de Aytolun." "Memnun oldum." "Ben de memnun oldum." "Memnun oldu ve de çok yoruldu oturması lazım."diyen Aybora Aytolun'u dedesinin masasına oturtup Alpay'ın yanına döndü. "Eee ne iş? Sen ve evlenme kelimesini aynı cümlede kullanmak bile tuhaf."dedi,Alpay. "Çoluk çocuğa karışayım dedim." "Dalgayı geç, gerçek sebep ne?" "Manyak mısın oğlum,evlenmenin nasıl gerçek sebebi olur?Yuva kurayım dedim.Neslim tükenmesin,dünya benim türevlerimden mahrum kalmasın dedim." "Bana bile söylemeyeceksin yani?" "Âşık oldum Gonyalı âşık oldum,senin için geçerli bir sebep mi?" "Ne oldun?"dedi,Alpay kahkaha atarak. "Buna hiç inanmam,gerçekleri öğrenene kadar da seni rahat bırakmam." "İşine bak Alpay,başımın etini yemeyi bırak,git sarma falan ye." "Ama başının eti her şeyden lezzetli." "Dostluğumuzun hatırına sana tüm gerekçelerimi açıkladım.Bilirsin bu toleransı herkese tanımam.İnanmamakta ısrar eden sensin."dedi,Aybora ve konuşmaya devam ettiler. ..... Organizasyon şirketi son rötuşları yapmış misafirler de yavaştan gelmeye başlamıştı. Ceveriye, Fikriye, Meryem Hanım ve Aytolun aynı masada oturmuş sohbet ederken, Mustafa dede,Deve Rıfkı ve Kadem'e askerlik anılarını anlatıyordu. Şahin Erkut, dürbünle masadaki ikramları inceleyerek “Komutanım, baklava tepsisinden üç dilim kayıp. Şüpheli şahıs Deve Rıfkı olabilir.”dedi. Hepsinde kulaklık olan timden kıkırdama sesleri yükseldi. Baykuş Musa,cep bilgisayarıyla imamın konuşacağı mikrofonunu hackleyip yankı efekti vermeye başladı. Mikrofonun başındaki,Kur'an okuyarak hava atmaya çalışan Sultan'nın sesi "Bisss bisss bissss,milll milll milllaaaa." diye yankılanmaya başladı. Kayserili Tilki Ferhan, yan masada oturan Diyarbakırlı kadınların konuşmalarına kulak kabartmış dikkatle dinliyordu. "Hele, bizim tavuklar var ya, iki haftadır yumurta yok. Vallahi boşuna yem yediriyoruz."dedi,kadınlardan biri. "Doğru söylüyon vallaha,hakı bokunu ödemiyo."dedi,başka bir kadın. Tilki sandalyesini ittirerek kadınlara biraz daha yanaştı.Gözlerini kısıp, sırıtarak"Ablam, işte o sizin hatanız. Benim elimde Kayseri tavuğu var. Sabah yumurtlamazsa akşam özür diler gibi iki tane mutlaka yumurtlar."dedi. "Aaa!Hele ne diyorsun sen?"dedi,Ayşe kadın. "Hem de sessiz… Ötmüyor, komşu rahatsız olmuyor. Hatta wifi’ye bağlanıyor, telefondan kaç yumurta bıraktığını görüyorsun."dedi,Ferhan fısıltıyla. Kadınlar birbirlerine bakarak "Hııı!" dediler şaşkınca. Fatma kadın kollarını kavuşturup "Peki kaç para o dediğin mucize tavuk?" dedi. Ferhan kaşlarını kaldırıp" Normalde tanesi 5 bin lira ama… size komutanımın nikahı hatırına 3 bin TL. Üstüne yem torbası da bedava."dedi. Kadınlar hep bir ağızdan "Hele hele!" Tavuk mu, altın mı satıyorsun sen oğul?"dediler. Ferhan hemen toparlayarak "Ablam bak, Kayseri’de bu fiyata tavuk değil, tüyünü bile vermezler. Vallahi size kıyak yapıyorum." Ayşe kadın bir eliyle Ferhan’ı dürterek "Sen bize üç tavuk getir,biz sana 1 kilo ciğer verelim.Hem üstüne de dua ederiz, olur mu?" Ferhan sırıtarak "Ciğer bende var ablam, ben size Kayseri’deki özel horozu da veririm, sabah ezanından önce öter, bedava alarm saati gibi."dedi. Kadınlar kahkahaya atarak gülmeye başladı. "Eğer konu komşuya,eşe dosta da tavuklardan bahsedip onların almasını da sağlarsanız size 100 TL indirim yaparım.Tavuklara türkü söylerseniz yumurtaları çift sarılı oluyor ve verim artıyor." "Türkü mü?"dedi,kadınlar şaşkınca. "Türkü ya,müzik evrensel bir dil,her canlıya hitap ediyor." "Tavuklar da arada 'gıııkkk gık gık gııııkkk'diye gığırıyorlar.Acep içlenip uzun hava mı çekiyolar?"dedi,Fatma kadın. "Bingo! Bak ablam anlamış meseleyi." dedi,Tilki Ferhan parmağı şıklatarak. "Talep yüzü geçtiğinde size tavukları getirteceğim.Onlara yerli ve milli sanatçıların türkülerini dinletin,hele bir Müslüm Baba dinlesinler sabaha kadar yumurtlarlar."dedi. Kadınlar kahkaha atarak güldü. "Tamam ,biz dört bir yana haber salıp müşteri buluruz.Fakat seni nasıl bulacağız." dedi,Ayşe kadın. "Ben sizi bulurum.Bazı şeyleri abarttım ama gerçek tavuklarla tanışacaksınız dedi,Tilki kurnazca gülümseyerek. ..... Davetliler bahçeyi doldurmuş nikahı kıyacak hoca efendi de gelmişti. Aybora,timi,Alpay ve Aybora'nın karargâhtan arkadaşı olan bir grup asker ayakta sohbet ediyordu. "Hocayı daha fazla bekletmeyelim Beyler." diyen Aybora Aytolun'un yanına gelip "Nikâh masasına geçelim."dedi. Aytolun ayaklandığında birlikte yürümeye başladılar. Aybora o anda bahçe kapısından giren sevdiği ve samimi olduğu komutanları Albay Aytekin Güneş ve Yarbay Güven Doğukan'ı fark etti. "Benim için çok değerli komutanlarım geldi.Seni onlarla tanıştırmak istiyorum.Benimle gelir misin?"dedi, Aytolun'a Aytolun başıyla onayladığında birlikte girişe doğru yürümeye başladılar. Komutanlarla aralarındaki mesafe azaldığında Albay Aytekin,Aytolun’u görür görmez olduğu yerde donup kaldı.Hiçbir kelimenin, hiçbir mantıklı açıklamanın tarif edemediği bir titreşim yayıldı ruhuna.Kalbinin derinlerinde, yıllardır susturulmuş bir tını,sanki yeniden çalmaya başladı. Aralarındaki mesafe azaldıkça hissettiği titreşim daha da çoğaldı. Gözleri istemsizce albaya takılan Aytolun'da bir an duraksadı.Onu tanımıyordu ama kalbinde açıklanamaz bir huzursuzlukla karışık sıcaklık, saygı ve garip bir iç çekiş baş gösterdi. Aralarındaki mesafe tükendiğinde gözlerini kırpmadan birbirine bakıyorlardı. "Komutanım hoşgeldiniz beni onurlandırdınız." diyen Aybora ikisiyle tokalaştı. "Hoşbulduk evlat."dedi,Albay gözünü Aytolun'dan çekmeden. "Hoşbulduk."dedi,yarbay da. "Eşim Aytolun." dedi, Aybora. "Hoşgeldiniz."dedi,Aytolun. "Hoşbulduk kızım,tanıştığımıza memnun oldum."dedi,albay içi titreyerek. "Hoşbulduk, tanıştığımıza memnun oldum."dedi,Yarbay Güven. "Nikâh başlayacak komutanım,size ayrılan masayı göstereyim."dedi, Aybora ve birlikte yürümeye başladılar. Tüm,Alpay ve Aybora'nın askeriyeden diğer arkadaşları da gelip komutanlara selam verdiler. Albay'ın gözü sürekli Aytolun'a kayıyordu. Masanın yanına geldiklerinde komutanlar sandalyelere otururken , diğer herkes kendi yerine,Aybora ve Aytolun da nikâh masasına geçti. Hocayla selamlaşıp sandalyelere oturdular. Hoca Efendi kalabalığa hitaben konuşma yapmak isteyerek mikrofona yaklaştı. “Değerli kardeşlerim,öncelikle hepiniz hoşgeldiniz.Burada güzel bir işi icra etmek için bulunuyoruz.Nikâh dediğimiz şey değerlerin birleşmesidir; aynı zamanda iki ailenin, iki hayatın bir araya gelmesidir. Bu mübarek bağ, Allah’ın huzurunda olduğu kadar toplumun ve devletin huzurunda da olmalıdır. Nikâh, şeffaflık ister; çünkü güvenin temeli açıklıktır. Bir kadın ya da erkek, gizlice kıyılan bir nikâhın mağduru olursa, bu sadece o kişiye değil, dine de gölge düşürür."deyip Aybora ve Aytolun'a baktı. Çiftin resmi nikâhı olmasaydı nikâhlarını kıymazdım.Ne yazık ki günümüzde bazı insanlar dini nikâhı gizli kapaklı işlerine alet ediyorlar. Resmiyetten kaçıp, gizli nikâhlarla dini perde yaparak günahlarını örtmeye çalışıyorlar. Oysa İslam, gizli saklı işlerin dini değildir.Zaten resmi nikah dini nikâhın şartlarını karşılıyor. Aslında Peygamber Efendimiz döneminde "imam nikâhı" diye bir tabir yoktu, bu işin adına sadece nikah denirdi. Evlilik” anlamına gelen “nikâh”zaten dini bir kelimedir. Bu kelime ayetlerde de hadislerde de defalarca kullanılmıştır. Resûlullâh hayattayken Medine’deki nikâhları kendisi kıyardı. Fakat ne ayetlerde ne hadislerde ne de fıkıh kitaplarında bu nikâhtan “imam nikâhı” olarak bahsedilmez. Bunun adı sadece “nikâh”tır. İmam nikâhı kavramı dilimize Medeni Kanunun tercümesi esnasında girmiştir. Zira Türk Medeni Kanunu, İsviçre Medeni Kanununun tercümesidir. Hristiyanlarda nikâh, kilisede ve papaz tarafından kıyıldığı için bu, kanunlara Kilise Nikâhı, Papaz Nikâhı şeklinde geçmiştir. Fakat Türk halkı Müslüman olduğu için bu kavram Türkçeye tam olarak çevrilememiş, buna İmam Nikâhı denmiştir. Hâlbuki dinimizde nikâhları imamlar değil; yetkililer kıyar.Devlet başkanı veya onun tayin ettiği görevliler.Çünkü nikah aynı zamanda kayıt altına alınması gereken resmi bir işlemdir. Nikâh ailelerin ve bireylerin rızası alınarak şahitlerin huzurunda ilan edilmelidir. Gizli kıyılan bir nikâh geçerli değildir. Topluma açık yapılması,duyurulması nikâhın şartlarındandır. Nikâh kapalı kapılar ardında iki kişi arasında kalamayacak kadar önemli bir sözleşmedir. İstismarı ise gizli dost edinmektir. Bu ise haramdır. Nikâhın üçüncü ön şartı, yazılı hâle getirmektir."deyip Aytolun ve Aybora'nın isimlerini, babalarının isimlerini ve şahitlerin isimlerini önündeki kağıda yazdı. Başını kaldırıp Aytolun'a baktı. "Evet kızım mehir olarak ne istiyorsun?"diye sordu. Aytolun yeşil harelerini grilere taşıdı.Gözlerinde çermen çeşit düşünce cümbüşü vardı.Göz bebekleri nemlenince gözlerini kaçırdı. Önce içli bir nefes verdi.Avucunda sakladığı küçük zarfı Aybora'nın önüne bıraktı. "İstediğim mehir bu zarfın içindeki kağıtta yazıyor.Ama bu zarfın, üzerinde yazan tarihte açılmasını istiyorum.Beyefendi içeriğini bilmediği bir şeyi kabul ederse, mehrim budur."dedi. Aybora'nın irice büyümüş gözleri yaşadığı şaşkınlığın deliliydi. "Hanım kızımın istediği mehri kabul ediyor musun oğlum?" dedi, Hoca. Grilerde en ufak bir çekince yoktu fakat büyük bir merak vardı. "Söz konusu dağlar kızı olunca onunla ilgili bilmediğim bir gizin altına hiç çekinmeden imzamı atarım.Kabul ediyorum.Ayrıca dünyada 110 000 tane dağ keçisi varmış.Bu dağ keçilerinin sayısından bir eksik yani 109 999 kız çocuğuna ciddi miktarda eğitim desteği sağlanacak.Onun dışında Muğla'da deniz kenarında bir ev, yüksek segment bir araba ve 27 tane siyah elmas veriyorum.Bir de ömrümü veriyorum!"dedi,kararlı bir tonlamayla. Ağzı açık kalan Aytolun şaşkınlık kuşanmış gözleriyle bakıyordu. Kız çocuklarına verilecek destekten çok memnundu ama diğerlerini kabul etmeyi düşünmüyordu. "Uuu çok anlamlı bir mehir.Bir de ömrünü veriyormuş...Aştı kendini aştı." dedi,Alpay. "Vuhhu,ben en çok niye 27 elmas onu merak ediyorum!"dedi,Tilki Ferhan. "Bence de aştı kendini,ben de niye siyah elmas onu merak edeyrum."dedi,Deve Rıfkı. "Komutanım öylesine işler yapmaz.Kesin hepsinin derin anlamları vardır."dedi,Kadem. "Vallaha ben en çok yenge hanımın ne istediğini meraka ediyorum ama bunu asla öğrenemeyeceğiz."dedi,Şahin lakaplı Erkut. "Ben de bu evliliğin bize getirilerini ve götürülerini hesaplamaya çalışıyorum."dedi,Baykuş Musa. "Abim yengemi çoktan çözmüş,kız çocukları hassasiyeti için eğitim desteği verdi."dedi,Fatih. "Yengemin itiraz edemeyeceği bir mehir düşünmüş."dedi,Sultan. "Dağ keçisi ne alaka lan?"dedi,Mehmet. Aytolun'un düşünceli bakışları Aybora'nın gözlerindeydi. "110 000 dağ keçisi var deyip niye 109 999 kişiye destek sağlıyorsun?" dedi, merakla. "Çünkü dağ keçilerinden birini ben aldım.O benim dağ keçim ve sadece bana ait.Onun yerine bile kimseye bir şey vermem!"dedi, Aybora mağrur şekilde.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD