Gürültü sesleri beni uykumun en derin, en karanlık kuyusundan çekip çıkardı. Gözlerimi zorlukla araladığımda zihnimdeki pus yavaşça dağıldı ve nerede olduğum gerçeği bir tokat gibi yüzüme çarptı. Hâlâ o çadırdaydım. Hâlâ o sert, yabani ayı postunun üzerinde yatıyordum. Yalnızdım. Bedenimi saran tarifsiz sızıyla inleyerek kıpırdandım. Daha önce varlığından bile haberdar olmadığım kemiklerim, kaslarım sanki isyan ediyordu. Kasıklarımda zonklayan o keskin ağrı dün geceye dair her şeyi; Royce’un üzerimdeki ağırlığını, tenimin tenindeki yakıcı temasını ve o vahşi teslimiyet zihnime hücum etti. Bir saniye durdum. Yüzüm yandı. Lanet olsun. İtiraf etmekten nefret etsem de Cellat’ın kollarında geçirdiğim her saniyeden, o karanlık zevkten ruhumun derinliklerine kadar titreyerek tat almıştım. "Tanr

