Dün sabah bahçede yaşananlardan sonra odaya birlikte çıkmıştık. Sonrasında ben yorgunluktan uyuyakalmıştım. Gözlerimi açtığımda oda kapkaranlıktı. Şöminenin ateşi odayı aydınlatıyordu ve Royce yoktu. Odada ne yapacağımı bilemeden pencereden dışarıyı izlemiştim. Bahçe oldukça hareketliydi. İnsanlar dışarıda geziyor ve gülüşüyorlardı. Bir grup savaşçı yaktıkları ateşin başında oturmuş sohbet ediyorlardı. Onlara doğru baktım ama Royce'u aralarında göremedim. Belki de kalenin içinde bir yerlerdeydi. Belki de o İona denilen kadının yanındaydı. Bu sabah uyandığımda da yalnızdım odada. Yine. Çarşafın soğumuş, sertleşmiş kumaşına elimi uzatırken parmak uçlarım onun tarafında kalan boşluğu yokladı. Beden ısısı bile yoktu. Ya gece hiç gelmemişti ya da ben uyurken gelip sabah erkenden gitmişti.

