Gözlerimi araladığım an odanın içine dolan çiğ sabah ışığıyla birlikte perdenin kornişten gelen o keskin sürtünme sesi yankılandı. Şömine çoktan sönmüş, odanın sıcaklığı yerini İskoçya'nın o amansız sabah ayazına bırakmıştı. Tenimdeki tüyler diken diken oldu. Ürpererek çarşafı boynuma kadar çektim. Başımı çevirdiğimde pencerenin önünde kestane saçları omuzlarına dökülmüş o kızı gördüm. Dün odama gelen kızdı bu. Betty'nin yanında sessizce duran. Şimdi de perdeyi açmış arkasından gelen ışıkla adeta bir silüet gibi duruyordu. Yüzü ifadesizdi ama duruşundaki o katılık bana karşı beslediği hisleri ele veriyordu. Bana doğru birkaç adım attı. Yüzünde nefrete benzer buz gibi bir ifade vardı. Sanki her adımıyla bana ne kadar değersiz olduğumu göstermek ister gibiydi. Bozuk, genizden gelen kaba bi

