34. Bölüm “Yerine Oturmayan Taşlar” Mizgin Gece, kızların uykusunun derinleşmesini, nefeslerinin o düzenli ve huzurlu ritme kavuşmasını bekledim. Yüzlerindeki her bir kas gevşeyip çocuksu bir masumiyete bürünene kadar baş uçlarından ayrılmadım. Uykuda o kadar masum görünüyorlar ki. Ancak onlar tamamen karanlığın kollarına teslim olduğunda, ayak uçlarıma basarak camın önüne süzüldüm. Dışarıda, huzursuz bir alaca karanlık hüküm sürüyordu. Sokak lambaları, sanki nefesi kesilmek üzereymiş gibi titreyerek sokağı aydınlatmak için birbirlerine ile yarışıyordu. Bu tür karanlıkları çok iyi tanırdım; insana sahte bir güvenlik hissi veren ama asıl tehlikeyi gölgelerin en derininde saklayan o tekinsiz sessizliği... Yemek kutusundan çıkan o not, zihnimde zehirli bir sarmaşık gibi dolanıyordu.

