ş duvarlarından süzülüp odanın içine düştüğünde, zaman Peri için adeta durmuş gibiydi. Gözlerini yavaşça açtığında, sapsarı ışık demetlerinin ahşap tavan oymalarında gezindiğini gördü. İçinde tarif edilemez, ağır bir sızı vardı. Yataktan doğrulmak istediği an, bedenini saran o keskin, yakıcı acıyla inleyerek geri çekildi. İlk gecenin bıraktığı o ağır iz, her bir hücresine kadar yayılmıştı. Mahir Ağa, gece boyunca onun bu topraklara, bu konağa ait olması için onu çok zorlamış, genç kızın canının ne denli yandığına o anın getirdiği hırsla pek de kulak asmamıştı. Peri, yatakta yalnız olduğunu fark ettiğinde derin bir nefes aldı; kocası çoktan kalkmış, odadan ayrılmıştı. Yatakta kalan o kan kırmızı leke ve bedenindeki amansız ağrı, artık hayatının geri dönüşü olmayan bir yola girdiğinin en som

