Kış, Mardin’in dik yamaçlarına kurulu Karayel konağının taş duvarlarına iyice yerleşmiş, pencerelerin pervazlarında buzdan saçaklar oluşturmuştu. Mahir Ağa’nın odadaki varlığı, gecenin o zorlayıcı ve baskın ritminin ardından sabaha karşı yerini derin, hırıltılı bir uykuya bırakmıştı. Peri, kocasının güçlü kolunun ağırlığı altında ezilen bedenini yavaşça geriye doğru çekti. Kasıklarında hissettiği o tanıdık, sızılı yorgunluk, her sabah olduğu gibi bu sabah da ona nerede olduğunu, kiminle nefes aldığını acı bir şekilde hatırlatıyordu. Yataktan usulca doğruldu; Mahir Ağa’yı uyandırmaktan, onun o uykulu ama her an parlamaya hazır hırçın öfkesini üzerine çekmekten ölesiye korkuyordu. Beyaz geceliğinin üzerine hırkasını geçirirken, gözleri pencereden dışarıya, sis altındaki avluya kaydı. O dilsi

