Konağın taş duvarlarına çarpan sıcak yaz rüzgarı, gece yarısının amansız sessizliğini bozarken mutfaktaki iki kadının dilsiz feryadı çoktan Midyat dağlarının uğultusuna karışmıştı. Peri, başını kumasının kucağına yaslamış, elini hırkasının üzerinden beş aylık hamile karnına koymuş bir halde sessizce ağlıyordu. Esma ise o çatlamış, nasırlı parmaklarıyla genç kızın ipek saçlarını okşuyor, gözlerinden süzülen yaşların Peri’nin yüzüne düşmemesi için başını hafifçe yana çeviriyordu. Üst kattaki odalarda Karayel aşiretinin koca çınarları, Kevser Hanım ve felçli kocası Kadir Bey, alt katlarında dönen bu sessiz dramdan habersiz, hanedanlıklarının geleceğini garantilemiş olmanın huzuruyla uyuyorlardı. Mahir Ağa ise dairesinde, az önce karısının parmağına taktığı elmas yüzüğün ve ovadaki ağalara kar

