Mardin’in üzerine çöken akşam karanlığı, bu kez sadece soğuk taş duvarları değil, konaktaki her bir canın yüreğini de amansız bir gerilimle sarıyordu. Zaman su gibi akıp giderken, Peri için ayın o malum günleri gelip çatmıştı. Genç kız, sabahtan beri kasıklarına saplanan o tanıdık, ince sızıyla boğuşuyor, bir yandan da akşama doğru konağa dönecek olan Mahir Ağa’nın yaratacağı o muhtemel fırtınanın korkusunu içinde büyütüyordu. Bu topraklarda adet olmak, kadının mahremiyetinin en katı sınırlarından biriydi; inançlara ve geleneklere göre bu günlerde erkeğe helal olunmaz, yatağına ortak olunmazdı. Peri, üzerindeki muazzam baskıya rağmen içten içe bu durumun ona birkaç gün de olsa nefes aldıracağını, o zorlayıcı gecelerden uzak tutacağını umarak teselli bulmaya çalışıyordu. Akşamın ilerleyen

