Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Karayel konağının mutfağından yükselen odun kokusu, avluya yayılan o tanıdık, ağır sessizlikle birleşti. Gecenin fırtınası dinmiş, geriye taş duvarların arasına sinen o soğuk ve mesafeli hava kalmıştı. Mahir Ağa, erkenden kalkmış, dün gece yaşanan o yoğun ve tutkulu anları sanki hiç var olmamış gibi geride bırakarak ağalık gömleğini yeniden üzerine geçirmişti. Peri, yatakta kalan sızısıyla doğrulmaya çalışırken, kocasının yüzündeki o katı, ilgisiz ve sert ifadeyle karşılaştı. Mahir Ağa, genç karısına dönüp tek bir şefkatli söz söylemek ya da halini hatırını sormak yerine, kemerini sıkılayıp dünkü o mesafeli adam haline bürünmüştü. Hatta odadan çıkmadan önce, Peri’nin yatakta acıyla kıvranışına bakıp, "Bugün konağa hayırlı olmaya gelecekler. Kendini çabuk to

