3.Bölüm: ÖMER ALİ DESTAN

743 Words
Ömer Ali Destan Ben Ömer Ali DESTAN , Destan aşireti'nin ,ilk çocuğu... Dolayısıyla da sorumluluğun erken yaşta yüklenmesi, beklenen bir durumdu. Ne de olsa ağalık devredilmeliydi ve sıra bana geldiğinde , babamdan almaya hazır olmalıydım. O yüzden, ne çocukluğumu istediğim gibi yaşadım ne de gençliğimi,, Çünkü , ailemin benden beklentisi yüksekti. Sülalede tek erkek çocuk ben değildim , amma velakin en büyük bendim. Gerisi küçüktü. Aslında, bende küçük sayilmazmiydim.25 yaşında ağalığı almak zorunda kaldım. Herşey 1 sene önce babamın ani kalp krizi geçirmesi ve doktorların "kurtaramadik "demesiyle başladı. Babam kurtulamamıştı.Ya ben kurtulmuşmuydum . Daha 20 'sine basar basmaz ,koca bir aşiret arkamda olsa da ,ben okulu dondurup askerliğimi yapmaya gittim . Hem de bedelli yapmadım. Zengin olmamiza rağmen. Hem Vatan görevini parayla ödemek istemedim. Hem de Baba parası yemek kolaydır , derdi babam ... "Önemli olan, baba parasına muhtaç olmadan yaşamaktır ". Ben de bu sözünü, kendime kılavuz edinmiştim. Bu yüzdende, ne okurken ne de askerde ,arayıpta paraya ihtiyacım var, demedim. Hep çalışıp, kendi ayağımın üstünde durdum . Ama gel gör ki ben ,hem vatanı görevimi yapayım, hemde aileme bian evvel dönüp, yük olmaktansa destek olayım derken , okul da bitip döndüğüm sene ,babamın kalbi dayanmadı. Tam işlerin başına geçtim diye, babamda emekli olacaktı, rahata erecekti ama, olmadı. Ömrü yetmedi. Yaradan daha çok sevdi ve aldı yanına demekki ... Her zaman metanetliydim. Belkide bu yüzden ,babamın her dediği, bana kanun oldu , çocukluğumdan beri... Aslında annemin şefkati , babamın disipliniyle yarışırdı. Ama ben, babam gibi olmak istedim. Annemin şefkati güzeldi. Ama beni yumuşatmasına izin vermedim, sadece merhameti ögrendim. Ama babam gibi de sert ve ağzımdan çıkanı, kanun sayılsın istedim. O yüzdende mazluma elime uzatırken, zalimin boynunu kırmaktan geri durmadım. 26 yaşında, 1senedir aşiretin ağalığı da olmak üzere bütün işlerin başına geçmiştim. Yabancısı olduğum bir iş değildi zaten . Sorumluluğu, babamın sağlığında da çok erken yaşta almıştım aslında .... Çünkü 15 yaşımdan beri beni yanından ayırmaz, işleri öğretirdi. Dedim ya , ondandır ki , ne çocuk oldum ne genç ... Tabii ,,biraz da tabiatım da böyleydi. Fedakarlık kanımda vardı. Koruma içgüdüsü.... Her şey tamamdı da , tek bilmediğim bir konu vardı. Her şey de başarılıyım da bir yerde çakıldım. Sevda da ,,,,, Bu yürek yangını çok fena bir şey... Onu ilk gördüğümde yüreğim bir kuşun kanadı gibi titredi. Ama küçüktü benden. Daha 17 ' sinde idi.Antep'e gelmiştim. Okul bitmişti ve artık işlerin başına geçecektim. Sordum soruşturdum. Zerda imiş adı... Zerda Arslanlı... Dedesinin nâmını duymuştum. Ama babası ve abisi tam bir şerefsizdi. Araştırmak istedim ama kime soracağımı bilemedim. Sonra aklıma kız kardeşim geldi . Ona sordum . Çünkü aynı lisede okumuştu o da . Mutlaka bilirdi . Ondan 2 yaş büyüktü. Çoktan mezun olmuştu. Ama benim kardeşimin kulağı kesikti. İlla ki tanıyordur dedim . Keşke haklı çıkmasaydım. Keşke sormasaydım onu ...... Çünkü bir arı gibi , her çiçekten bal almış, okuldaki neredeyse tüm erkeklerle sevgili olmuş,resmen okula, okumaya gelmemiş, koca bulmaya gelmiş, demişti kardeşim..... Bunları duyunca , dünyam başıma yıkılmıştı. Sonuçta kardeşim, bana niye yalan söylesin, dedim . Kardeş çünkü ama bilemedim . Bunun bana pahalıya patlıcağını, çok pişman olacağımı bilemedim. Bunları duyduktan sonra zaten kendi kabuğuma çekildim. Ama anneme bişi söylemedim. O hala sevdiğimin reşit olmasını bekliyorum ,sanıyordu. Zaten sonrada babamı kaybedince hepten işlere verdim kendimi.... Ama bugün, kucağımda yığılmış kalmış kadına bakınca, onu unutamadığımı anladım. Yinede öfkem ağır basıyordu. Şıpsevdi kızları gibi oğullarıda öyleydi ve buna rağmen, utanmadan kız kardeşimi kaçırmıştı . Öfkem çok fazlaydı. Ama ben elimde olmadan kollarımdaki kadına , yinede merhamet duydum. Çünkü biraz önce dedesini kaybetmişti. Acısını anlıyordum. Bu yüzden şuanki öfkemi bastırdım. Ve onu yardımcı kadının yönlendirmesiyle, odasına götürdüm. Avluya geri döndüğümde, Dedem Mahmut Destan bastonunu yavaşça yere vura vura gelmişti. ve " Hasan ARSLANLI " diye bağırdı, yaşına rağmen o gür sesiyle..... "Kızımız gönlüyle kaçtığını der. Töre' ler bellidir. Ya Kan, ya Can... Ya Ölüm, ya Hayat..." dedi. Bunun ne anlama geldiğini biliyordum . Ya Zafer'in canını alacaktık yada berdel olucaktı. Yutkundum ... Kalbim ,varlığını hissettirircesine hızlandı. Sevinmelimiydim yoksa üzülmeli mi ? Ya kardeşimin onun hakkında söyledikleri. .... Nasıl yapacaktım, nasıl evlenecektim onunla.. Ya diğer yanda ,, kıyabilirmiydim kız kardeşime... Yapamazdım ..... Suskunluğum ,kabullenişim oldu. Dedem " 3 gün sonra nikah kıyılacak. Yas'ınızı yaşayın. Cenazenizi defnedin. 3 gün sonra Zerda kızımızı almaya gelicez .Ömer Ali ile evlenecek . Ölüye saygıdan, düğünü 40 gün sonra yaparız ......." dedi. Ve konağı terketti. Bende peşinden adımladım. Arabaya binip ,eve doğru yola çıktık. Ne o konuştu, ne ben ...... Sessizlik mi? , kor gibi içimi yakiyordu; Yoksa bundan sonra yaşanacaklar mı?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD