9.BÖLÜM: NELER OLUYOR
ZERDA
O malum günden sonra, bir hafta boyunca aynı geçti.
Onu görmezden gelmeye devam ettim.
Yok saydıkça sinirleniyordu, farkındaydım.
Ama umrumda bile değildi.
Bilerek damarına basıyordum.
Öfkesini kussun istiyordum.
Çünkü kavgayı çıkaran ben olmak istemiyordum.
Onun bu ''çocuğu olmuyor, boşanıyoruz'' planını tersine çevirmek istiyordum.
Bu yüzden , beni seven , iyi muameleyi hak eden insanlara güzel davranırken...
Onu hergün beddua ederek, işe yolluyordum.
Ve bundan, büyük haz alıyordum.
Hak etmişti.
Ama o sabah ne olduysa , Mahmut dedeyle sohbet ederken , sofradan aniden kalktı.
Bize; ''Acil bir toplantım vardı.Unutmuşum '' dedi.
Ceketini sandalyeden aldığı gibi fırladı ve aynı hızda kapıya ulaştı.
Öyle hızlıydı ki, sofradan kalkamadan, çıkmıştı.
Bugün ki bedduadan, kurtulmak için mi yapmıştı acaba?
Neyse bende, ailemle sohbetimize devam ettim.
Babaannem hayattayken nasıl günlerim geçtiğini.
Ama o vefat edince, dedemin çoğu şeye gücünün yetemediğini anlattım.
Zühre teyze ağzının içinde '' AHH Leyla yaşasaydı, görürdü o Arife cadısı.Tabi yemedi, kızı ortadan kaldırdı'' diye geveledi.
Ama ben duydum.Ne demek istemişti.
Sanki nikah günüde buna benzer bir şey demişti.O gün her şey öyle yoğundu ki hatırlamıyordum.
Bunu daha sonra sorucaktım ona.
Gün bir şekilde geçti.Akşam oldu ama Destan bey yoktu.Evet o yokken bile adını demiyordum.
And içmiştim.Sadece mecbur kalırsam, ailesinin yanında oda zorakiydi.
Kimse fark etmese de, o farkındaydı.
Akşam yemeği vakti geldi.
Hala ortada yoktu.
Meğer beyimiz , annesini aramış .
Gelmeyeceğini, işlerin uzadığını söylemiş.
Kaç bakalım Destan Efendi.
Nereye kadar kaçıcan.
Elinde sonunda avucuma düşeceksin.
Yemekler yendi.Çaylar içildi.Herkes odasına çekildi.Ben de Yatsı namazını da kılıp , banyoda rutin işlerimi halledince ,
pijamalarımı giyip yattım.
Ama nedense uykuya dalamadım.
Bir hafta da varlığına mı alıştım yani .
Yok daha neler.
Ben öyle seviyorum diye, herşeyi affeden kızlardan değildim.
O sözlerini bir bir yutturucaktım ona.
O gece geç geldi.Sabah kanepedeki pijamalarının katlanmış bir şekilde durmasından anlıyordum.
'İyi aferin böyle düzenli ol işte' dedim içimden. Ne me lazım belki gitmemiştir dedim, ama yoktu.
Aşağı indiğimde öğrendim, Zühre Anneden .
Meğer bir ihale işimi ne varmış.
Geç saatlerde gelip, sabah erkenden gidecekmiş, bir süre.
'Kusura bakmayın' demiş.
‘Zerda'yıda uyandırmıyorum.
Siz de ellemeyin' demiş.
Bunu söylerken Zühre teyzenin, ağzı kulaklarına varıyordu. Sanıyordu ki biz çok mutluyuz.
Oğlu, beni el üstünde tutuyordu.Ahh bir bilse, nerdeyse birbirimizi boğazlıcaz.
Ama sonraki sabahlarda , ilginç şeyler olmaya başladı.
Öyle ki , sabah kalktığımda baş ucumdaki komidinimin üstünde,
bir demet gül duruyordu.
'Kim bırakmış ki ?'dedim.
Ama bu odayı bırak, bu kata biz istemeden kimse çıkamazdı.Buna onun ailesi de dahil.
Bu çiçekleri o mu getirmişti. Ama neden?
Neler oluyordu böyle.
Bir hafta daha böyle geçti.Her gün, sabah kalktığımda, baş ucumdaki komidinde çeşit çeşit, birbirinden güzel çiçek buketleri oluyordu.
Buna bir anlam veremiyordum.Dahası ister istemez etkileniyordum.Ama tabikide yelkenleri, iki çiçeğe indirecek değildim.
15 gündür görmüyordum onu.Tabi ailesi aynı odada kalıyoruz diye bildiğinden, pot kırmamaya çabalıyordum.
Diyemiyordum ki ;
' ben uyuyunca geliyor,ben uyanmadan gidiyor.Siz benden daha çok görüyorsunuzdur' diye.
Nerdeyse bir ay olmuştu evleneli....
10 gün kadar bir vakit kalmıştı düğünümüze….
Zühre anneyle gelinliğimi beğenmiş, siparişini vermiştik.Sadece hazır olunca gidip alacaktım.
Yine bir kahvaltı sabahı , tam çayımı içerken ;
''AFİYET OLSUN, CANIM AİLEM ''diye salona giren Destan , önce dedesini ardından babaannesini, sonrada annesini, sanki uzun zamandır
görmüyormuşcasına coşkuyla öptü, sarıldı.
Berivan babaanne ''Dur eşşek sıpası.Hayırdır ! bu halini neye borçluyuz'' dedi.
Nedense o anda bana imalı imalı bakıp, sofranın etrafından dolanmaya devam etti.
Bana doğru mu geliyordu o?
Yok canım , daha neler?
Maalesef geliyordu.
Geldiği yetmezmiş gibi, yanıma oturmadan eğilip, omuzumdan kolunu sarıp,kendine çekip, yanağımdan öpmesin mi?
Ne yapacağımı şaşırdım.Onca şeyden sonra bunu yapmasına mı, yoksa herkesin içinde olmasına mı kızdım bilmiyorum ama ,
utancımdan kıpkırmızı olduğuma emindim.
Bi de demez mi !
'' Her zamanki halim babaannem.Ama tabi,yanımda böyle, güneş gibi parlayan bir güzellik olunca da insanın modu
düşük olmuyor.'' dedi.
Sus! be adam! Sus!!!!!
Yürek mi yedin sen hayırdır ? diyesim var, ama ortam müsait değil.
Zühre anne ''Galiba işlerini hallettin oğlum, eğer öyleyse, Zerda ile bugün alışverişe çıkın malum düğüne 10 gün kaldı.Hem gelinlik hazırsa onuda alırsınız '' dedi.
Birden içtiğim su boğazıma kaçtı.Öksürmeye başladım.
Yanımdaki adamsa, sırtıma vururken ''helal güzelim, helal'' diyordu, sırıtarak.
Ben gösterecektim, sana helali haramı.
Ö.A.Destan ''Evet anne işlerim düzene girdi , aldık ihaleyi.Artık düğünüme odaklanabilirim.Kahvaltıdan sonra gideriz karımla, o ne isterse alırız '' dedi.
Bana dedi. Karımla dedi.
Ulan Destan belli sana bu 15 günde bişiler olmuş. Ama bende Zerda isem, sana bu sabahki davranışlarını ödeticem.
Beni yanağımdan öpmek neymiş, göstericem sana.
Hatta aklımda çok güzel planlar var, yaktım çıranı alışverişte.
Şu sakin halinden eser kalmayacak.O zaman görücem şuan ki sırıtan yüzünü....