BÖLÜM 3

2373 Words
Sırma KORKMAZ Ofise geldiğimde ilk randevumla görüşmüştüm. Şimdide Emir beyi ve Demir’i bekliyorum. Melisa’nın demlediği papatya çayını içerken üzerimdeki gerginliği atmak için rahatlamaya çalışıyorum. Nedendir bilmiyorum ama gerginim. Demir’in neyi olduğunu anlayana kadar da geçeceğini sanmıyorum. Onu hiç görmemiş olsam da babasından dinlediklerimle bir sempati oluştu. “Sırma çok dalgınsın.” Melisa’nın sesi ile kendime geldim. “Gelecek olan danışanımı düşünüyordum.” “Dün gelen adamın oğlu gelecek dimi?” Dediğinde başımı sallayarak onayladım. “Mesleğe başladığımdan beri ilk kez kendimi gergin hissediyorum.” “Neden?” “Emin değilim ama garip. Buraya gelen ailelerden dinlediklerimle bazı çıkarımlar yapabiliyorum her zaman ama Demir için yapamıyorum. Babasının anlattıkları doğrultusunda biraz fikrim var ama emin olamıyorum. İçimden bir ses farklı şeylerin olduğunu söylüyor.” Dediğimde Melisa’dan ses çıkmadı. Bende kendi düşüncelerime geri döndüm. Ne var sende Demir? Neden daha seni görmeden bu kadar endişeleniyorum? Neden yardımcı olamamaktan korkuyorum? Çalan kapı ile irkildim. O kadar dalmıştım ki boş bulundum. Saate baktığımda Emir beylerin geldiğini anladım. Elimdeki bardağı masama bırakıp kapıya yöneldim. Ofisime ilk kez gelen danışanlarımı her zaman ben karşılarım. İlk tanışma, ilk izlenim her zaman önemlidir. Hele çocuklarda daha da önemlidir. Kapıya vardığımda derin bir nefes alıp Melisa’ya baktım. O da hemen arkamda kapıyı açmamı bekliyordu. Kapıyı açtığımda karşımda Emir beyi gördüm. Adamın ne kadar iri olduğunu unutmuştum. Bu yüzden bir anda karşımda görünce etkilendim. Adam sanki Hulk’un Türkiye şubesi arkadaş. “Hoş geldiniz Emir bey.” Gülümseyerek konuştuğumda o da gülümsedi. Oğlunu görmek için bakındım ama anlaşılan babasının arkasına saklanıyordu. “Hoş bulduk Sırma hanım.” “Emir bey oğlunuz Demir bey nerede acaba? Yoksa gelmedi mi? İnanın buna çok üzülürüm, çünkü onunla tanışmayı çok istiyorum.” Dediğimde Demir babasının arkasından kafasını uzattı. Gördüğüm yüz ile gülümsemem genişledi. Koyu renk saçları ve onlara inat masmavi gözleriyle çok sevimli bir çocuktu. “Ah demek geldiniz Demir bey. Çok mutlu oldum. Ben Sırma.” Deyip elimi uzattığımda tedirgin bir şekilde elime baktı. Sonra da dönüp babasına baktı. Emir bey onaylayınca babasının arkasından çıkıp yaklaştı ve elimi sıktı. “Tanıştığımıza memnun oldum Demir bey.” Dediğimde gülümsedi. Seyrek dişleri ortaya çıktığında yanaklarını öpmek istedim. “Bende.” Dediğinde daha da mutlu oldum. Çocuksu sesi ve kelimeleri çok tatlıydı. Yüksek ihtimalle ön dişleri ayrık olduğunda hafif peltek konuşuyordu. “Kapıda kaldınız içeri girin lütfen.” Dediğimde Emir bey içeri girdi. Demir zaten benim yanımda olduğu için kapıyı da arkasından kapattı. “Bak bu da benim arkadaşım. Adı Melisa.” Diye tanıttığımda Demir arkama baktı. “Hoş geldin Demir’cim.” “Hoş bulduk.” İlk aldığım tepkiler biraz içimi rahatlatmıştı. Emir beyin anlattığı kadar kötü durumda gözükmüyor. “Demir buraya neden geldiğini merak ediyorsundur. Ben babanın bir arkadaşıyım. Aynı zamanda da doktorum. Burası da benim ofisim. Beğendin mi?” Dediğimde Demir etrafı incelemeye başladı. Hepimiz pür dikkat vereceği tepkileri izliyorduk. Demir kızların duvarıyla pek ilgilenmeden erkekler için olan kısma baktı. “Baba bak rafadan tayfa.” Heyecanla konuştuğunda gülümsedim. “Evet babacım çok güzel değil mi? Bir sürü çizgi film karakteri var.” Emir beyin konuşması ile ona döndüm. Oğluna bakarken gözlerinde öyle bir parıltı oluşuyordu ki hayran kalmamak elde değil. Ben b u parıltıyı bir tek babamda görmüştüm. Şimdi de bu adamda görüyorum. “Bence benim odamı daha çok seveceksin Demir. Bu arada sana Demir diyebilirim dimi?” Dediğimde bana döndü. “Evet diyebilirsin.” Bilmiş bilmiş konuşmasına güldüm. “Hadi odama geçelim. Bakalım beğenecek misin?” Dediğimde Demir hemen babasının yanına gitti ve elini tuttu. Babasının elini öyle bir sarılıyordu ki bu davranışı kaşlarımı çatmama sebep oldu. Sanki bir şeyden korkuyordu. “Babacım bende geleceğim merak etme. Hem Sırma ablanın odasına bayılacaksın.” Dediğinde Demir sesini çıkarmadı. Hep birlikte odama yöneldik. İçeri girdiğimizde masama geçip Demir’e ortamı keşfetmesi için zaman tanıdım. Emir bey masanın önündeki koltuğa oturduğunda Demir de babasının kucağına tırmandı. Yerine yerleştiğinde odayı incelemeye başladı. Arkamdaki kütüphaneyi gördüğünde; “Senin ne kadar çok oyuncağın var.” Dedi. İlgisini çekmesine sevindim. “Beğenmene çok sevindim Demir’cim. İstersen giderken sana bir tane hediye edebilirim.” Dediğinde babasına baktı. Emir bey onaylayınca heyecanla başını salladı. “Bir şeyler içer misiniz?” “Ben geçen ki çaydan alabilirim.” Diyen Emir bey ile gülümsedim. Sanırım işe yaradığını anlamıştı. “Tabi. Demir sen bir şey içer misin?” Demir kararsız bir şekilde bana baktı. “Taze sıkılmış portakal suyumuz var. İster misin?” Dediğimde başını salladı. “Babacım baş sallamak güzel bir hareket değil. Neden cevap vermiyorsun?” “İçerim.” Emir beyin uyarısıyla davranışını düzeltmişti Demir. Bu Emir beye bir kez daha saygı duymamı sağladı. Bir erkek olarak oğlunu bu kadar dikkatli yetiştirmesi takdire şayandı doğrusu. Telefonumu elime alıp Melisa’yı aradım. Açtığında; “Canım bize iki papatya çayı bir portakal suyu getirir misin?” Dedim. “Hemen geliyor patron.” Dediğinde gülerek kapattım telefonu. Deli kız. “Ee Demir sevdin mi odamı? Ofisimi?” “Çok güzel. Neden bu kadar çok oyuncak var?” Dediğinde konuya hafif giriş yapmaya karar verdim. “Sana doktorum demiştim ya. Ben çocuk doktoruyum. Çocuklar buraya gelir ve ben onlarla sohbet ederim. Sonra da buradaki oyuncaklardan onlara hediye ederim.” Dediğimde kaşlarını çattı. Babasına dönüp; “Baba gidelim.” Deyince tedirgin oldum. “Neden gitmek istiyorsun tatlım. Yanlış bir şey mi söyledim?” Konuştuğumda babasının boynuna sarıldı. “Demir Sırma ablaya cevap versene.” Diyen Emir beye elimle durmasını rica ettim. “Demir bana seni neyin rahatsız ettiğini söyler misin?” Dediğimde kafasını çevirdi. Başı babasının boynundayken tek gözüyle bana bakıyordu. Halleri o kadar sevimliydi ki anlatamam. “Babam bir kere ateşim çıkınca beni doktora götürdü o da bana iğne yaptı. Canım çok acımıştı.” Dediğinde kıkırdamama mani olamadım. Emir beyde gülmeye başladı. Demir babasının boynundan doğrulup ters ters bize baktı. “Ne gülüyorsunuz ya?” Dediğinde biraz daha güldük. “Demir’cim ben doktorum ama iğne yapmıyorum. Benim işim sadece konuşmak.” “Gerçekten mi?” Pörtlettiği gözleriyle bana bakınca ısırmak istedim. “Gerçekten. Ben sadece konuşurum.” “O zaman kalabiliriz.” Dediğinde bir kez daha gülümsedim. O arada Melisa kapıyı çalıp içeri girdi. İçecekleri verdikten sonra geri çıktı. “Demir bu koltuğa geçebilirsin istersen. O zaman babanda sende daha rahat içersiniz.” Dediğimde Demir babasına baktı. Onay alınca boş koltuğa geçip oturdu. Meyve suyundan bir yudum alıp; “Çok güzel. Teşekkür ederim.” Dediğinde şaşırdım. Bu yaştaki bir çocuğun bu kadar akıllı, kurallara uyabiliyor ve düzgün konuşabiliyor olması gerçekten garipti. “Demir sen okula gidiyor musun?” Sorduğum soru ile suratı asıldı. “Evet.” Dediğinde durup çayımdan bir yudum aldım. İlk tepkilerini analiz ederken onu sıkmamak için zaman veriyordum. “Peki okulunu, arkadaşlarını, öğretmenini seviyor musun?” “Evet.” Yüzüme bakmadan ve tek kelimelik cevaplar vermesi dikkatimi çekti. “Mesela ben çocukken hiç sevmezdim öğretmenimi biliyor musun? Hatta bize çok bağırdığı için anneme söyledim o da okulumu değiştirdi.” Anne dediğimde bana bakıp kafasını eğmesi ile sorunu anlamaya başladım. Gözlerinden geçen kırgınlığa bakılırsa sorunu annesinin olmamasıydı. Demir’i biraz rahat bırakmak adına Emir beye dönüp; “Siz nasılsınız Emir bey?” Dedim. “İyiyim Sırma hanım. Siz nasılsınız?” “Bende iyiyim teşekkürler. İşleriniz nasıl?” “İyi çok şükür umarım sizinki de iyidir.” Ne yapmaya çalıştığımı anlamış olmalı ki beni takip etmeye başladı. “İyi. Bu arada böyle yakışıklı ve akıllı bir oğlunuz olduğu için çok şanslısınız. İnanın hayran kaldım. Anlattığınız kadar varmış.” Dediğimde gülümsedi. “Teşekkür ederim. Oğlum bir tanedir. O benim bu hayatta ki tek varlığım.” Emir beyin konuşması ile Demir babasına baktı. Gözlerinin dolduğu dikkatimden kaçmadı. Normal bu söylediklerine sevinmesi gerekirken neden böyle bir tepki veriyor? “Demir baban seni ne kadar çok seviyor. Çok şanslısın.” Dediğimde bana baktı. “Bende babamı çok seviyorum. İyi ki benim babam.” “Aslanım benim.” Baba oğulun arasındaki bağ beni etkiledi. İkisi de birbirine çok bağlıydı. Bunu dışarıdan bakan herkes rahatlıkla görebilirdi. “Demir okuldaki en yakın arkadaşın kim? Merak ettim.” Konuştuğumda Demir bir süre sustu. “Bilmem.” “Yoksa yakın bir arkadaşın yok mu?” Dediğimde omzunu silkti. Emir bey tam müdahale edecekken bakışlarımla durdurdum. Açtığı ağzını geri kapatıp çayından içti. Gözlerimle teşekkür edip Demir’e döndüm. Kafasını yere eğmiş duruyordu. Meyve suyunu da içmeyi bırakmıştı. “Demir meyve suyunu içmiyorsun, beğenmedin mi yoksa?” Dikkatini başka yöne çekmek için sormuştum bu soruyu. “Canım daha fazla istemiyor.” Dediğinde ısrar etmedim. “Demir Melisa ablan sana resim çizmen için kağıt ve kalem versin mi? Sıkılmanı istemem.” “Baba gidebilir miyim?” “Git babacım.” Emir beyin izin vermesiyle Demir; “Olur.” Deyince Melisa’yı aradım. Kapıyı çalıp içeri girdiğinde; “Melisa’cım Demir’e resim yapması için malzeme verir misin?” Dedim. “Tabi ki. Hadi gidelim Demir.” Dediğinde koltuktan inip Melisa’nın yanına gitti. Onlar çıkıp arkalarından kapıyı kapattığında Emir beye döndüm. “Sırma hanım çok mu kötü?” Diye endişeyle sorduğunda gülümsedim. “Sakin olun Emir bey. Düşündüğünüz kadar kötü değil. Demir hala dışarıya dönük bir çocuk. Sadece hoşuna gitmeyen bir şey söylendiğinde içine kapanıyor. İlk dikkatimi çeken şey size olan tavrı. Sanki bir şeyden korkuyormuş gibi dibinizden ayrılmıyor.” Dediğimde Emir bey kaşlarını çattı. O an yüzünü dikkatle inceledim. Köşeli çenesi, ne ince ne kalın denilecek dudakları, düz bir burun, hafif çıkık elmacık kemikleri, yüzünü kaplayan sakalı ile çok karakteristik bir yüzü vardı. Kaşlarını çattığında daha da göz alıcı gözüküyordu. Göz alıcımı? Düşüncelerimin gittiği yönü anlayınca hemen durdurdum. Ben ne diyorum Allah aşkına? “Demir’in benden çekineceği hiçbir şey olmadı bu güne kadar.” Emir beyin erkeksi sesi ile ona döndüm. “Sizden çekinmiyor zaten Emir bey. Sizinle ilgili bir şeyden çekiniyor ama henüz tam anlayamadım. Bir diğer dikkatimi çeken şeyde anne konusu. Ben annemden bahsettiğimde tavrı anında değişti.” Cümlem bittiğinde çatık kaşları biraz daha çatıldı. Az daha gayret ortada birleşecekler. “Sizce tam olarak sorun ne?” “Emir bey bunu tek seansta söyleyemem. Benim bu söylediklerim sadece birer çıkarım. Demir içine kapanınca daha fazla zorlamamak için kestim.” “Peki ne yapacağız?” “Şu an bir şey yapmayacağız. Bir dahaki seansı Demir ile tek yapacağım. Sonra da sizinle konuşacağım. Zamanla şüphelerimden size de bahsedeceğim.” Dediğimde başıyla beni onayladı. “Ben ne yapabilirim?” “Sizden tek istediğim Demir’i zorlamamanız. Her zaman nasıl davranıyorsanız yine öyle davranın. İnanın Demir için elimden geleni yapacağım.” Dediğimde derin bir nefes aldı. “Teşekkür ederim Sırma hanım. Size güveniyorum. Lütfen oğlumun iyi olmasını sağlayın.” “Merak etmeyin Emir bey. Programıma bakayım yeni günü belirleyelim.” Dediğimde beni onayladı. Uyku modunda olan bilgisayarımı açıp haftalık programa baktım. “Haftaya bugün aynı saat uygun mudur?” “Olur. Siz ne zaman derseniz geliriz.” Dediğinde gülümsedim. Bilgileri programa girip Emir beye döndüm. “Tamadır. Haftaya tekrar görüşeceğiz. Unutmayın Demir ile yalnız olacağım.” Dediğimde başını salladı. “Biz artık gidelim.” Deyip ayaklandığında bende kalktım. Kapıya yürürken bende onu takip ediyordum. Bir yandan da oldukça geniş olan sırtı ile bakışıyorum. Adam gerçekten de Hulk gibi. Babamdan bile iri. Bir anda durup bana dönünce yerimden sıçramamak için tüm irademi kullandım. “Dün ki terbiyesizliğim için tekrar özür dilerim Sırma hanım. Ayrıca bize yardım ettiğiniz için de teşekkürler.” Dediğinde gülümseyerek; “Teşekkür edilecek bir şey yok Emir bey işim bu. Ayrıca dün de özür dilenecek bir şey yapmadınız.” Dediğimde o da gülümsedi. Gülüşü bir anda midemin burkulmasına sebep oldu. Sanırım acıktım. Emir bey dönüp kapıdan çıkınca bende çıktım. Demir Melisa’nın yanındaki küçük masada oturmuş resim yapıyordu. “Demir babacım gidiyoruz.” Emir beyin seslenmesi ile Demir’in yüzü düştü. “Ama daha resmim bitmedi.” Dudağını büzerek konuştuğunda içim ısındı. “Demir’cim şöyle yapalım. Ben resmini saklayayım. Baban müsait olunca seni yine getirsin sende resmini bitir olur mu?” Dediğimde hevesle başını salladı. Önündeki resim kağıdını katlayıp yerinden kalktı ve yanıma gelip resmini bana uzattı. “Ama içine bakma tamam mı? Bir dahaki gelişimde bitince göstereceğim.” “Tamam canım anlaştık.” Dediğimde dişlerini göstererek güldü. “Ah neredeyse unutuyordum. Kendine oyuncak seçmedin.” Dediğimde bir anda elimi tuttu. Bu davranışına şaşırsam da belli etmedim. Anlaşılan resim yapmak ona iyi gelmişti. Demir ile birlikte odama geri döndüm. Çaktırmadan arkama baktığımda Emir beyinde geldiğini fark ettim. Kütüphanenin önüne gelince; “İstediğini seçebilirsin canım.” Dedim. Demir elimi bırakıp oyuncaklara yöneldi. Pür dikkat bakmaya başladı. Bende merakla ne seçeceğine bakmaya başladım. “Şunu istiyorum.” Dediğinde parmağını uzattığı yere baktım. Pembe kucağında yavrusu olan ayıcığı seçmişti. Normal o tarz oyuncakları kızlar alsa da müdahale etmedim. Uzanıp istediği ayıyı aldım ve ona verdim. “Al bakalım yakışıklı.” Kucağına verdiğim ayıya sarılıp; “Teşekkür ederim.” Dedi. “Ne demek. Sen bu oyuncağına bir isim bul geldiğinde bana söylersin olur mu?” Kafasını sallayıp babasına yöneldi. Emir bey Demir’i kucağına alıp odadan çıktı. Bende peşlerinden gittim. dış kapıya geldiğinde Emir beyle tokalaşıp; “Görüşmek üzere.” Dedim. “Görüşmek üzere Sırma hanım.” Dediğinde elimi Demir’e yönelttim. “Görüşürüz Demir’cim.” Dediğimde elini uzatmak yerine beni gel yaparak çağırdı. Havadaki elimi indirip yaklaştığımda eğilip yanağımdan öptü. Ben bu hareketine şaşırırken babasının da aynı durumda olduğunu gördüm. “Bugün çok güzeldi teşekkür ederim Sırma.” Dediğinde gülümsedim. “Bende seni öpebilir miyim Demir?” Dediğimde başını salladı. Eğilip yumuşacık yanağını öperken güzel kokusunu içime çektim. Demir’in çocuksu kokusunun yanında burnuma dolan baharatlı erkeksi koku ile hemen geri çekildim. Emir bey başıyla selam verip kapıdan çıktı. Arkalarından bakıp kapıyı kapattığımda derin bir nefes verdim. Melisa şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. “Ne oldu Melisa?” “Bu neydi böyle?” “Bilmem.” Deyip odama yöneldim. Kapımı kapatıp direkt masam yöneldim ve Demir için ayırdığım sayfaya gözlemlerimi yazmaya başladım. En çok dikkatimi çeken seçtiği oyuncaktı. Bu neden seçtiğini bir dahaki seansta sormayı aklıma not ettim. Yazma işim bitince koltuğumda arkama yaslanıp gözlerimi kapattım. Biraz dinlenebilirim. *** Oldukça yoğun geçen günün sonunda kendimi eve nasıl attığımı bilemedim. O kadar yorulmuştum ki ailemle bile çok oturamadım. Biraz yanlarında durup odama geçtim. Neyse ki yarın tatildi. Acil bir durum olmadıkça hafta sonu çalışmıyoruz. Bu sebeple hafta içi yoğun geçse de iki gün dinlenmek iyi geliyor. Günü kendi kafamda değerlendirirken aklıma gelen Demir ile gülümsedim. Bir buçuk senedir bir çok çocukla görüşmüştüm ama Demir gibisini görmemiştim. Büyümüşte küçülmüş derler ya aynı öyle. Çok tatlı bir çocuktu. İnşallah ona yardımcı olabilirim. Bu kadar güzel bir çocuğun içinde fırtınalarla yaşamasını istemem. Başımın ağrımasıyla daha fazla düşünmemek için rahat bir pozisyon aldım ve uyumak için gözlerimi kapattım.       Hatalarım varsa affola. *Bayan ATABAŞ*
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD