Gecenin içindeki adam, sözcüklere taşınmamış sessizliğinde; hükmeden, kendine çeken, karanlık bakışlarıyla karşıladı beni. Ozan yerinden bir adım bile kıpırdamadan, varlığının etrafa yaydığı tüm gücü hissettirerek ama inceleyen bakışlarıyla benim ona gelmemi bekledi. Eski ahşap villanın terasında etraftaki mumların titreştiği gibi duygularım da titreşerek attım ona doğru tüm adımlarımı. Attığım her adımda ona hissettiğim sonu gelmez hayranlık, tutku, öfke, özlem, acı ve daha birçok tanımlayamadığım duygu titreşiyordu içimde. Buraya neden gelmiştim? Gerçekten onun karşısında güçlü olduğumu göstermek için mi? Öyle miydim peki? Ona bir ders verebilecek ya da hiç olmazsa nasıl bir adam olduğunu yüzüne haykıracak kadar güçlü hissediyor muydum şu anda kendimi? Yoksa içten içe duyduklarımın y

