Sonra yine Uraz. Bu kez Ankara' ya kar yağmış. Her yer bembeyaz, bir örtü gibi. Beyaz, saf ve tertemiz. Uraz ’ın karlar içindeki görüntüsü gözlerimin önünde canlanıyor. Ankara’ nın bembeyaz örtüsünde bana doğru yürüyordu. Adımları hafif, ama güven doluydu. Gülümsedi. O an kalbimdeki ağırlık dağılıp yerini huzura bırakmıştı. Ben de ona gülümsedim. O an her şeyden kopmuş gibiydim. Sadece ikimiz vardık. Karın beyazında kayboluyorduk, bir masal gibi. Ama o ses... O ses her şeyi parçaladı. “Üç gündür bir şey yemedi. İğne yapmayın. Kendine gelsin artık.” Ses, bir buz kıracağı gibi bembeyaz dünyayı parçaladı. Uraz ’ın gülümsemesi soldu, gözleri buğulandı. Kar beyazı, aniden griye dönüşmeye başladı. Etrafım karanlığa gömülürken, her şey tekrar yerini soğuk ve sert bir gerçekliğe bıraktı. Bedeni

