Fal

1322 Words
Yazar'dan "Ya yenge su şişesini atsana, çillerim bile kurudu bu sıcak altında" Luna elinde ki makası kendinden uzak bir yere atıp çaylığın üzerine gelişi güzel atlatı. Poposuna batan bir kaç çalıyı umursamadı. Yengesi dolaptan sabah çıkardığı 0,5 ml su şişesini ona fırlatınca havada kapıp bir dikişte içti. "Ya Luna hanum, öğretmen da olsan bu çayluğa girup, bu çayları toplayacasun" Luna iç çekti. Aklına Hakkari gelince biraz tüyleri ürperdi. "Meslek sahibi olmakta kurtarmay valla." "Kurtulmak istiysan benim sana uygun gördüğüm bir gençle evlenirsin Luna hanım" Luna abisinin sesini duyunca irkildi. Hızla ayağa kalkıp abisine baktı. Abisi çayları yola taşıyordu. "Abi bu konuyu konuşmuştuk" "Ben anlamam, eğer Hakkari'nin o köyünde öğretmenluğe tutunamazsan Ali Kemal ile evlenecesun" "Sen yengemi severek almadun mi abi? Ben neden sevmeduğum birini alayim" Sergen duraksadı. Doğruydu. Ümmühan'ı severek almıştı. "Evlenince seversun sen. Hem sevmek, mevmek ne oluy? Yoksa sevduğun biri mi var?" "Yok abi ne sevmesi ya? Ben çocuk eğiteceğum, öğreteceğum" Luna dilini toparlamak için uğraşıyordu. Yöresine ait konuşmayı sevse de bırakmak zorundaydı. Çocuklara bu şiveyi öğretemezdi. "Kızum iyiliğini istiyrum. Senda yuvani kur, çoluk çocuğun olsun istiyrum. Sen bana anne, babamdan yadigarsun. Başumi öne eğdurmezsun bilurum ama içim rahat etmiyor. Hele de Hakkari'nin o uçsuz bucaksız köyünde bir başına ne edecesun? Şimdi evli olsan kocan ile giderdun aklum sende kalmazdi? " Luna 3 gün sonra Hakkari'ye gidecekti. Gerekli işlemleri abisi ve yengesiyle önceden yaptırmıştı. Evin durumunu görmedi ama okulun içi yeni ve bakımlıydı. Köy okulu öyleyse kalacak evi de öyle olmalıydı. 2+1 bi ev ona fazlasıyla yeterdi. Tek başına hiç bilmediği bir yerde yaşamak ona biraz zor gelecekti ama alışmak zorundaydı. Abisinin küçük çocukları vardı ve peşinden gidemezdi. Hemde okulun başlangıcı tam çaya gelmişti. "Biliyorum abi ama gerçekten evlilik için hazır değilum. Ben mesleği mi yapmak istiyorum" "İnşallah her şey gönlünce olur ama olmazsa da iyi bir uşak bulup evlendurecez seni ona göre. Yaşun da geldi" abi kardeş altlı üstlü oturuyordu. Luna anne babası öldükten sonra tek yaşamaya başlamış abisi ve yengesine yük olmaktan kaçınmıştı. Sergen'in içi bu yüzden rahat değildi. Ne kadar olmasa yine de yalnız olmasına üzülüyordu. Kız kardeşine evlenme konusunda ilk defa baskı yapıyordu. Hakkari'ye onu tek yollamak bir türlü içine sinmemişti. İşlemler için gittikleri zaman okulun ıssız bir yerde olduğunu gördü ve sevmedi. Luna'nın orda yapabileceğini pek düşünmüyordu. Muhtara da ayrı gıcık olmuştu. Adamın kendini beğenmiş hali onu kızdırmıştı. Luna'nın başında eşi olsa sorun yaşamazdı. Sergen adaletli biri olduğu için çayların yarı parasını ona veriyor geri kalanı ek gelir olarak kullanıyordu. Bir çay fabrikasında işçi olarak çalışıyordu. Kendi yağında kavrulan bir aileydiler. "Tamam abi. Eğer yapamazsam senun uygun gördüğün biriyle evlenmeyi düşüneceğum oldi mi?" "Oldi kızum oldi. Seni kocana emanet ettukten sonra içim biraz rahat edecek" "Çocuk değilum abi" "Hadi çok konuşmayin da çay toplayin. 2 saat sonra çay alım evi açılacak. Kontenjan dolmazsa çenemden kurtulamazsunuz ona göre" Luna oflayarak ayağa kalktı. Sabah çaylık ıslak olduğu için giydiği yağmurluk altı artık onu yakmaya başlamıştı. Karadeniz'in havası belli olmuyordu. Güneş varken bile yağmur yağdığı görülüyordu. Çay makasını eline aldı. Çocukluğundan beri çay topluyordu. Aslında çay toplamayı seviyordu yorucu olsa da. Hem parasını çıkarıyordu hemde stresini atıyordu. Şapkasını başına tam yerleştirip çay toplamaya devam etti. 2 gün sonra Luna Hakkari'ye gideceği için güzel bir akşam yemeği hazırlanmıştı. Öğlen 14:00 'a kadar çay toplamaya devam etmişti. Yengesi onu çaya girme diye uyarsa da Luna'nın içi rahat etmemişti. Siz güneşin altında çalışırken içim rahat etmez demişti. Ertesi gün Hakkari'ye gideceği için abisi ve yengesi dinlenmesini istemişti. Sergen işinden izin alamıyordu çünkü çay toplama zamanı yoğunluk oluyordu. Luna ile bir kez Hakkari'ye gitmişti ama bu sefer ona eşlik edemeyecekti. Akşam yemeği hem duygusal hem güzel bir sohbet ile devam ediyordu. Luna'nın da içi buruktu ama 4 sene öğretmen olmak için okumuş ve başarmıştı. İlk senesinde atanması ise onun için mucize gibi bir şeydi. Şark görevini Hakkari'de yapacaktı. Daha sonra neresi çıkarsa devam edecekti. Öğretmen olmayı seçmesinde ki en büyük desteği ölen babası vermişti. Luna'nın öğretmen olmasını istiyordu. Kendisi öğretmen olduğunu göremese de kızı istediği gibi öğretmen olup çıkmıştı. Babasını gururlandırmıştı. "Biraz daha lahana yemeği ister misin Luna?" Luna yengesine bakıp iç çekti. Tabağını uzatıp "Olur" dedi. Luna'nın valizinde lahana olacaktı ertesi gün. En sevdiği yemeklerden biri lahanaydı. Aslında götürecek çok şeyi vardı ama hepsini tek seferde götüremezdi. Evin durumunu görmedi ama eşyalı olduğu söylenmişti. Hatta muhtarın evi temizleteceğini öğrenince sevinmişti. Luna cumartesi gidecek pazar günü yerleşecekti. Bir günü yettirmeye çalışacaktı. Başka şansı yoktu. İlk defa kendi öğrencileri olacağı için hem heyecanlı hem stresliydi. Stajyerliği güzel geçmişti. Buna güvenerek her şeyin olumlu olacağına inanıyordu. Lahana yemeğini önüne alınca sevgiyle yedi. Yengesinin verdiği mısır ekmeği lahana yemeği ile bitirmişti. Bu gece veda gecesiydi. Yemek bittikten sonra bulaşıklar makineye yerleştirildi ve çaylar yapıldı. Çayların yanında sevilen tatlılar vardı. Saat 21:30 gibi Ümmühan biri kız, biri oğlan iki çocuğunu uyutmak için ayrıldı. Abi kardeş başbaşa kaldığı zaman Sergen eliyle oturduğu koltuğa vurup Luna'yı yanına çağırdı. Luna bu konuşmaya hazır hissetmese de abisinin yanına gitti. Sergen onu kendine çekip sıkıca sarıldı. Abi olarak otoritesini koruyordu ve sevgisini yeterince gösteremiyordu. Yine de o sevgisi her zaman hissediliyordu. "Bunalırsan hemen beni arayacaksın, bende gelip seni alacağım tamam mı?" onun da kendini ifade etme şekli buydu. "Tamam abi" dedi. Bu sözleri defalarca kez duymuştu ama duymaktan bıkmıyordu. Hakkari'nin çoğrafyası zordu. Hemde kültürler farklıydı. Duygusal konuşma kısa sürdü. Sergen bir deste parayı çıkarıp eline verdi. "Çay parasını benden önce alıyorsun" diye bir espri yaptı. Luna paraya bakınca çok olduğunu fark etti. Burda Sergen'in en az iki maaşı vardı. "Bu çok abi" "Bir ihtiyacın olur kızım al. Yeni bir yere taşınıyorsun ve 1 ay sonra maaşını alacaksın" Sergen parayı Luna'nın eline tutuşturdu. "İtiraz istemiyorum Luna" Luna'nın itiraz edeceğini biliyordu ama buna izin veremezdi. Luna tekrar abisine sarıldığı zaman ağlamıştı. Sergen duygusal durumunu saklamak için onu kovalamıştı. Luna parasını çantasına koydu. Maaş almaya başlayınca artık abisinden almasına gerek olmayacaktı. Bir süre sakinleşmek duygusal ağırlığı üzerinden atmak için odasında takıldı daha sonra odadan çıkıp ses gelen mutfağa gitti. Yengesi oradaydı. "Ne yapıyorsun yenge?" "Sen gitmeden yenge, görümce bir kahve içelim değil mi?" "Beni çağırsaydın ben yapsaydım" "Fark eden bir şey yok otur bakalım" Luna mahcup olmuş bir ifade ile masaya geçti. Ümmühan küçük tepside getirdiği kahveleri, kahve yanı bardağı ve küçük lokumları iki tarafa koydu. Yengesi iyi bir kadındı. Abisini tamamlamış aile arasında ki bağları da sıkı tutmuştu. Bir süre dedikodu yapıldı veda konusu açılmadan. "Fincanı ters çevir falına bakayım" dedi Ümmühan. Luna ona bir bakış atıp "İnanmam öyle şeylere" dedi. "Hadi çevir sen" Ümmühan da faldan anlamazdı ama birden aklına gelmişti. Luna fincanı ters çevirdi. Fincan soğuyunca onu Yengesinin önüne itti. Ümmühan kendini beğenmiş bir ifade ile fincanı eline alınca Luna göz devirdi. İkisi arasında bu samimiyet vardı. "Uzun bir yolculuk görüyorum canım" dedi. Luna'nın kaşları çatıldı. "Sonra?" "Uzun boylu bir adam var en az iki metre" "Yuh yenge sende" "Yalan mı diyoruz? Al bak işte" Ümmühan fincanı gösterdi. Luna öylesine baktı. "Esmer bir adam. Belki de gittiğin yerde bir ağadır" Luna elini hızla kulağına götürüp masanın üzerine bir kaç kez vurdu. "Allah korusun yenge ne ağası ya? Üzerime gelecek kumaları da görebiliyor musun?" Luna sitemle sordu. "Falında gördüklerimi söyledim" "Dua yerine falan geçer aman Allah korusun. Ben oraya çocuklarımı okutmaya gidiyorum" "Bu kadar ciddiye alma canım. Belki de orda olan bir öğretmendir" "Neyse kapatalım bu mevzuyu" "Zorlu zamanları aşınca mutluluk görüyorum. Sen çok mutlu olacaksın Luna. O güzel kalbinle hep en güzelini yaşayacaksın" "Sende öyle yenge." Luna yengesiyle aynı zamanda iç çekti. Konu yine Hakkari'ye bağlanınca duygusallıkta haliyle gelmişti. Ümmühan biraz nasihat verdi Luna dinledi. Daha sonra da geç saatte herkes odasına geçmişti. Luna valizini yerleştirmiş bazı şeyleri sabah yerleştirecekti. O yüzden uzun uykusuz bir gece için yatağına girdi. Yeni bir hayata başlamak diğerleri gibi onun içinde zordu. Öğlen 13:30 da Trabzon dan gidecek Hakkari de öğretmenliğin ilk adımını atacak emekli olana kadar ülkeye yeni nesiller yetiştirecekti. Luna'nın hamuru iyi yoğrulmuş vatan sevdalısı bir kız olduğu için bu görevin onun için ne kadar önemli olduğunu biliyordu. Luna tam adanmışlıkla bu yolculuğa çıkmıştı. Bir öğretmen, bir ülke için en büyük değerlerden biriydi...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD